Volume 2, Issue 2, October 2010
Leyla ALPAGUT

Modernleşme Projesinin Temsilinde Önemli Bir Yapı: İsviçreli Mimar Ernst Arnold Egli ve Ankara Siyasal Bilgiler Okulu

“Bu ülkeyi, yörelerini, insanlarını, dilini ve ananelerini sevdim. Ayrıca hayatımın zenginleşmesi, yenilenme ve yeni bir eğitim sürecinde yer almaktan mutlu oldum. Ülkede kazandığım şöhretten, içtenlikle kabul görmekten de mutluluk duydum.” Egli, 1969.
Erken Cumhuriyet Dönemi (1923-1950) mimarlık ortamı, Cumhuriyet yönetiminin siyasi ve kültürel yönelimlerini açıkça ortaya koyan etkili bir dile sahiptir. Bu ortamda özellikle 1930’lar boyunca uygulanan Uluslararası Mimarlık Üslubu’nun Türkiye’ye yerleşmesinde Almanca konuşulan ülkelerden gelen mimarların önemli katkıları olmuştur. Bu mimarlardan İsviçreli Ernst Egli, özellikle başkent Ankara’daki çok sayıda tasarımı, eğitimci ve yönetici kimliği ile bu “modern” üslubun öncülerinden birisidir. Egli, Cumhuriyet yönetiminin titizlikle ve özenle ele aldığı ve açıkça prestij sembolü olarak gördüğü eğitim yapıları alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat Bürosu yöneticiliği, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Şubesi yöneticiliği ve eğitimciliği ile başta eğitim yapıları olmak üzere Ankara’daki önemli kamu binalarının tasarım ve uygulamaları sözkonusu çalışmalar arasındadır. Makalemizde Ernst Egli’nin Türkiye’deki çalışmalarında belirginleşen mimarlık anlayışı ile 1936 yılında tasarımını ve yapımını gerçekleştirdiği Siyasal Bilgiler Okulu Binası özellikle Eidgenössichen Technischen Hochschule Zürich (ETHZ) Arşivi’nden elde edilen özgün belgeler ile tanıtılmış ve değerlendirilmiştir. Uluslararası Mimarlık Üslubunun Cumhuriyet’in “modernlik”ten beklentilerini nasıl karşıladığı, Siyasal Bilgiler Okulu binasında bu biçim dilinin nasıl kullanıldığı ve yapının başkentin mimari estetiğine nasıl bir katkı sağladığı bu makalenin ana tartışmasıdır. Makalede önce Erken Cumhuriyet Dönemi mimarlık ortamının 1920’ler ve 1930’lar kesiti kısaca ele alınmıştır. Daha sonra Ernst Egli’nin Türkiye’deki çalışmaları ve mimarlık anlayışı tanıtılmıştır. Ardından Egli’nin Ankara’daki önemli uygulamalarından olan Siyasal Bilgiler Okulu binası ele alınmış, son bölümde ise yapı, Ernst Egli mimarlığı ve Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı bağlamında değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Errnst Egli, Siyasal Bilgiler Okulu, Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı, Yabancı Mimarlar.
127 Leyla Alpagut
AN IMPORTANT BUILDING AS FOR THE REPRESENTATION OF MODERNIZATION PROJECT: SWISS ARCHITECT ERNST ARNOLD EGLI and ANKARA POLITICAL SCIENCES SCHOOL
ABSTRACT
Architectural environment of Early Republic Period (1923-1950) has an effective language explicitly revealing political and cultural aspects of the Republic. Under such conditions, architects coming from German-speaking countries contributed quite significantly in the establishment of International Architectural Style of 30’s in Turkey. Throughout 1930s when the Building of School Political Sciences constituting the subject of the study was constructed, International Architectural Style brought to Turkey by the means of architects coming from Germany-speaking countries became effective. Enrst Egli, one of those architects, is one of the pioneers of this “modern” style with his numerous designs, and his educator and manager identity. Egli, carried out significant works in the field of educational buildings which he dealt with cautiously and fastidiously and explicitly regarded them as a symbol of prestige. Primarily educational buildings together with National Education Ministry Construction Office management, Istanbul Fine Arts Academy Architecture Branch management and teaching, design and application of important public buildings in Ankara are among the said studies. In our article, Ernst Egli’s architectural understanding which became clear with his works in Turkey and the Building of School Political Sciences of which design and construction was carried out by him in 1936 was introduced and evaluated especially by means of the original documents acquired from the archive of Eidgenössichen Technischen Hochschule Zürich (ETHZ). International Architectural Style’s way of meeting of Republic’s expectation from “modernity”, it way of use of such formal language in the building of the School of Political Sciences, and this building’s contribution to the architectural aesthetics of capital was the main discussion of this article. In the article, 1920s and 1930s of architectural environment of Early Republic Period was initially dealt with in brief. Later Ernst Egli’s works in Turkey and architectural understanding were introduced. Afterwards, the building of School of Political Sciences that is one of the important applications of Egli in Ankara was dealt with, in the last section Ernst Egli architecture and Early Republic Period Architecture was evaluated.
Key Words: Errnst Egli, School of Political Sciences, Architecture of Early Republic Period, Foreign Architects.
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 128
I. 1923-1940 Yılları Arasında Ankara’nın Mimarlık Ortamı
Milli Meclisin kurulması ile birlikte yönetim, İstanbul dışında bir merkeze, Anadolu’nun kalbine, Ankara’ya taşınır. 1909 yılında kente gelen bir gazeteci tarafından, “insanları gevşek, tembel, durgun, yorgun, bezgin, hasta ve şikayetçi; genel havası ise, eski ve ihtiyar, ilime, maarife ve sağlık kurallarına kapalı, hoş olmayan bir düzensizlik içinde büyük bir köy” olarak tanımlanmaktadır (Bademli 1985: 10; Yasa Yaman 2003: 217). Ancak Ankara, 27 Aralık 1919’da Mili Mücadelenin, 13 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetsel merkezi olur. Bu, küçük bir Orta Anadolu kentinin Batılı, çağdaş bir başkente dönüşme öyküsünün de başlangıcını oluşturmaktadır.
“Ankara’nın İnşası” Erken Cumhuriyet Dönemi modernite projesinin önemli bir aşamasını oluşturur. Bu dönemin mimarlığı, inşa edilmekte olan yeni sistemin bir parçası olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarını da barındıran fiziksel mekanı yaratmakla yükümlüdür.2 Diğer yandan, mimarlığın etkili görsel dili toplumsal dönüşüm için bireyin eğitilmesinde ve yönlendirilmesinde araç olarak kullanılacaktır.
Politika, hukuk, eğitim birliği, kamu sağlığı ve Harf Devrimi ile yeniden yapılandırılmaya çalışılan toplum, aynı zamanda gereksinim duyulan yeni fiziksel tasarımları da ortaya çıkarır.3 Kamu yapılarının hızla yükseldiği 1924-1925 yılları arasında Büyük Millet Meclisi, Maliye ve Adliye Vekaleti, Divan-ı Muhasebat, Lozan Palas, Posta Telgraf Umum Müdüriyeti binaları, Gazi ve Latife Kemal ile İsmet Paşa ve Yeni Hayat adlı ilk mektepler yapılır. Aynı zamanda Vakıf Oteli, Etnografya Müzesi gibi bazı binaların yapımına da bu yıllarda başlanır.4
Bu ilk yılların Ankarası’nda sergilenen “Milli Mimarlık Üslubu” (1908-1927), Cumhuriyet’in “ulus inşa etme”de başvurduğu ulusal anlamlarla yüklüdür. Cumhuriyet’in çağdaş anlayışla biçimlenen yeni kurumlarının binalarında, işlevlerinden bağımsız olarak Selçuklu ve Osmanlı anıtsal mimarlığına biçimsel göndermeler yapılmaktadır. Birinci Ulusal Mimarlık Üslubu olarak adlandırılan bu anlayış, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ulusal birliğin ve bağımsızlığın sağlanması aşamasında toplumsal gereksinimleri karşılar. Ancak siyasal ve kültürel yönelimlerin değişmesine bağlı olarak geçerliliğini yitirir ve yerini modern mimariye bırakır. Artık yeni yapı anlayışının, içinde bulunduğu kültürel ve ulusal kimliğe uygun, ancak tasarım ilkeleri bakımından evrensel olması hedeflenmektedir. Bu üsluptan kopuşun en önemli gerekçelerinden birisi ise Dünya Ekonomik Krizi’nin (1929) yarattığı olumsuz
129 Leyla Alpagut
koşullardır. Malzeme ve işçi sıkıntılarının yanında ulusal üslup, işlevsel ve pratik olmadığı gerekçesi ile eleştirilmekte, örneğin mimaride kullanılan oymalarda “toz biriktiği” için hijyenden de uzak olduğu şeklindeki olumsuz düşünceler dönemin yayınlarında dikkati çekmektedir.5
Vedat Bey, Ankara Palas Oteli’nin yapımı sırasında yönetim ile bazı anlaşmazlıklar yaşamış, İtalyan mimar Guilio Mongeri’nin kuleli olarak tasarladığı “Gazi Köşkü” projesi reddedilmiştir. Bunlar, daha 1926 yılında başlayan kırılmanın iki önemli gelişmesi olarak dikkati çekmektedir (Eldem, 1973: 6). Ulusal Mimarlık Üslubunun uygulayıcısı ve savunucularından Vedat Bey ve İtalyan Guilio Mongeri’nin Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki görevlerinden uzaklaştırılarak yerine 1927’de İsviçreli mimar Ernst Egli’nin getirilmesi, yönetimin tercihini ve kararlılığını açıkça gösteren diğer bir önemli gelişmedir.6 Celal Esat Arseven, Atatürk devrimleri ile mimarideki bu üslup değişikliği arasındaki koşutluğu kaçınılmaz bir ilişki olarak şöyle değerlendirmektedir: Sanat üsluplarını daima devirler yaratmıştır. İnkılaplar cemiyetin bünyesini değiştirdiği zamanlarda bunların kültürlerinin de değiştiği görülür. Dünyanın bir yerinde görülmeyen bir büyük Atatürk inkılabının sanatta da bir üslup yaratmamak imkanı yoktur (Arseven, 1938: 13).
Sözkonusu “Atatürk inkılabı”nın belirleyiciliğinde, 1920’lerin sonunda devletçi ekonomi politikası çerçevesinde kapsamlı bir imar programı hazırlama yoluna gidilir. Çıkarılan “Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927)” ile sanat, mimarlık, mühendislik gibi meslek alanlarında yabancı uzmanlardan yararlanma artık bir devlet politikasıdır. Böylece amaçlandığı gibi, Batı’nın bilimsel ve teknik alandaki düzeyine birinci elden ulaşmak mümkün olacaktır. Mimarlık uygulamalarında ve eğitiminde modern olana yönelme, “muasır medeniyetler seviyesine ulaşma”nın temel gerekliliği olarak görülmekte ve bu yönde kararlar alınmaktadır. Bu dönemde söylendiği gibi yeni mimarlık bir his, bir ayrılış için değil, ihmal edileni elde etmek için, ihtiyaç ve zaruret için doğmuştur.7
1924 yılından başlayarak önce Lörcher Planı, daha sonra da Jansen Planında (1928) belirginleşen Yenişehir’deki çok sayıda kamu yapısı ve konut, Batılı mimarlar eliyle Türkiye’ye getirilen Uluslararası Mimarlık Üslubunda tasarlanmışlardır.8 Bu bölgede inşa edilen yapılar, sosyal devlet düzeninin ürünleri olarak çoğunlukla, sağlık, eğitim, kültür ve güvenlik yapılarıdır. Celal Esat Arseven, Yeni Mimari adlı kitabında, modern mimarinin işlevselliğini şöyle anlatır: Yeni inşa usulü sayesinde artık hayata lazım olan ziya ve havanın
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 130
her tarafa girmesine müsait binalar yapılması, binanın dahilindeki taksimat gibi haricindeki şeklin de o binanın göreceği hizmetle hemahenk olması imkanları hasıl olmaktadır (Arseven, 1931). Arseven’in övgüyle sözettiği, Almanca konuşulan ülkelerden gelen mimarların katkıları ile gelişen bu mimarlık anlayışı “Viyana Kübik”i olarak da adlandırılır.9 Ancak uygulamada bazı farklılıkların ortaya çıkması da kaçınılmaz görünmektedir. Örneğin, modern mimarinin Batı’daki uygulamalarında çoğunlukla yer bulamayan simetri, Cumhuriyet’i temsil eden kamu yapılarında tercih edilmiş, mimarideki bu dönüşüm, beklentileri karşılayacak şekilde, “devleti ve Cumhuriyet’i temsil etme” işlevine uygun olarak kullanılmıştır.10
Kentin imarı konusundaki bu yeni yönelimlerin sonucu olarak, 1909’daki ümit kırıcı Ankara değerlendirmesinin aksine 1936 yılında Türkiye’ye yolu düşen yabancıların da dikkatini çektiği gibi başkent değişim ve modernleşme yolundadır. 21 Mart 1936 tarihli Ulus Gazetesi’nin 6. sayfasında Harold Denny imzasıyla yayınlanan “Ankara, Yeni Türkiye’yi Anlatan Şehir” başlıklı makalede; Şehrin, içinde yaşayan insanlardan daha modern olduğunu söylemek güçtür. İstanbul camileri arasında dolaşarak binbir gece hayatını hatırlayan bir yabancı seyyah, burada göreceği modernlikten müteessir olabilir. O dar ve kıvrık sokaklar, kırmızı fesle ve çedik pabuçla dolaşan halka yaraşırdı. Halbuki Ankara sırtlarında, Avrupa usulünde dikilmiş elbise ve başlarında güzel şapkalarla dolanan erkekler ve şıklıkta onlardan geri kalmayan kadınlar içinde yaşadıkları şehre ziyadesiyle yaraşmaktadır. Yeni Türkiye‟de en önemli ve bilhassa çok manalı olan müesseseler ilkten başlayarak meslek ve ticaret okullarına kadar kurulmuş okullardır denilmektedir.11
Modernist estetiğin propaganda işlevinin en belirgin olduğu bina tipleri, yabancıların da dikkatini çektiği gibi, ulusal eğitime ve Cumhuriyet ilkelerinin halka yayılmasına ilişkin olan, okullar, Halkevleri, sergi binalarıdır.
II. Yabancı Mimarlar ve Ernst Arnold Egli
Modernleşmenin ana kriterlerinden birisi olan kentsel mekanın kurgulanması büyük ölçüde Batılı kent plancılarına ve mimarlara bırakılmıştır. Toplumsal ve kültürel modernleşme sürecine koşut olarak mimarlığın çağdaşlaştırılması amacıyla 1926 yılından itibaren, özellikle Almanca konuşulan ülkelerden mimarlar Türkiye’ye davet edilir. Bu mimarlar sadece yapı etkinliği değil, eğitim ve danışmanlık işlerini de yürüterek, henüz yolun başında olan modernleşme ya da çağdaşlaşma sürecine doğrudan katkıda bulunurlar.12 Bu dönemde özellikle Avusturyalı Clemens Holzmeister, İsviçreli Ernst Arnold Egli ve Alman Bruno Taut
131 Leyla Alpagut
uygulamaları ve eğitimci kimlikleri ile öne çıkarlar. Theodor Jost tarafından 1925-1926 tarihinde gerçekleştirilen Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti (Sağlık Bakanlığı) binası, yönetimin yabancı mimar tercihini ortaya koyan ilk uygulamasıdır. Bu dönemde “Yeni Mimari” ya da “Modern Mimari” olarak tanımlanan Uluslararası Mimarlık Üslubu, başta başkent Ankara’da olmak üzere uygulanmış, bu yeni mimarlık üslubunu bilen Türk mimarların yetiştirilmesi için Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’nün öğretim programında da yerini almıştır.
Almanca konuşulan ülkelerden gelen mimarların içinde Ernst Egli ise özellikle yönetimin titizlikle ele aldığı eğitim yapıları konusunda varlık göstermiş, Ankara’nın çağdaş bir başkent kimliği kazanmasına önemli katkılar sağlayan çok sayıdaki eğitim binasının tasarımını ve yapımını gerçekleştirmiştir.
II. 1. Cumhuriyet’in Mimarı Ernst Arnold Egli (1893-1974)
1893 Yılında Viyana’da doğan Egli, mimarlık eğitimini, Viyana Teknik Üniversitesinde 1918 yılında tamamlamıştır (Şekil 1). Mezuniyetinin ardından bir süre serbest çalışmış, 1925 yılında, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde, Clemens Holzmeister’in asistanı olmuştur. Egli, 1927 yılında 34 yaşında genç bir mimar olarak, Türkiye’de ve dünyada önemli dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde, Türkiye Cumhuriyeti tarafından İstanbul Sanayi-i Nefise Mektebi programlarını tanzim ve ıslah eylemek ve konferanslar virmek ve tedrisatta bulunmak üzere görevlendirilir (TCBCA 030.18.01/026.60.9). Sanayi-i Nefise Mektebi’nin eğitim programını Orta Avrupa’daki “Technische Hochschule”nin eğitim programına uygun olarak yeniden düzenler.13 Aynı zamanda, Cumhuriyet’in özenle üzerinde durduğu, devrimlere bağlı çağdaş bireylerin yetişeceği modern eğitim binalarının tasarlanıp gerçekleştirileceği Milli Eğitim Bakanlığı’nın da baş mimarıdır. Egli bu görevi sırasında inşaat bürosunun kadrolarının oluşmasını sağlamış, bu kadrolar ile hazırladığı çok sayıda proje Cumhuriyet yöneticilerinin beğenisini ve güvenini kazanmış ve sözleşmesi birkaç kez uzatılmıştır. Maarif Vekaleti’ndeki bu çalışmalarının yoğunluğu nedeni ile Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki görevini ancak 1930’da üstlenebilecek, büroyu da İstanbul’a taşımak zorunda kalacaktır.
1936 yılında her iki kurumdaki görevinden ayrılan Egli, 1940 yılında anavatanı İsviçre’ye dönene kadar Türk Hava Kurumu Baş Mimarı olarak çalışır. Arkitekt dergisinin 1936 tarihli 2. Sayısında Egli’nin istifası ve bunun gerekçesi okuyucularına şöyle
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 132
duyurulmaktadır: Altı yıldan beri Akademinin Mimari şubesinin başında bulunmuş ve ıslah etmiş olan Mimar Doktor Profesör Egli istifa etmiş, istifası Kültür Bakanlığı tarafından kabul edilmiştir. Öğrendiğimize göre istifaya sebep profesör tarafından birkaç seneden beri Mimari şubesinin ıslahı için vermiş olduğu programın kabul olunmayarak Mimari şubesine lazım olan tahsisatın verilmemiş ve icraatın yapılmamış olmasıdır. Bu istifayı teessürle karşılarız. 14 Egli, 1953 yılında Türkiye’ye tekrar geldiğinde Birleşmiş Milletler Teknik Yardım Örgütü’nde görev yapmış ve aynı dönemde, Orta Doğu Amme İdaresi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Şehircilik ve Bölge Planlama konularında dersler vermiştir.15
Egli’nin Türkiye’de gerçekleştirdiği tasarımlarının çoğunu eğitim yapıları oluşturmaktadır. Almanca konuşulan ülkelerden gelen Batılı mimarlar arasında Türkiye’de en fazla sayıda tasarım yapan Ernst Egli’nin Türkiye’deki mimari ve kentsel tasarım projelerinin toplam sayısı yaklaşık yetmişbeşi bulmaktadır.
Modern Türk mimarlığının öncü projelerinden olan önemli Egli yapıları arasında, Musiki Muallim Mektebi (Devlet Konservatuvarı) (1927-1928), İsmet Paşa Kız Enstitüsü (1930), Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Zootekni, Anatomi-Patoloji, Şarap, Süt Enstitüleri Rektörlük (Ziraat Fakültesi-Veterinerlik Fakültesi) (1933), Divan-ı Muhasebat (Sayıştay) (1928-1930), Irak Büyükelçiliği (1936-1938), Türk Hava Kurumu İdare Binası (1936-1940) yer alır. Ayrıca, 1930’lu yıllarda “numune köy” olarak ele alınan Etimesgut’ta Yatı Mektebi, Hava Alanı, Uçuş Okulu, atölye ve hangarların tasarımları da Egli’ye aittir. Yine bu dönemin önemli bir projesi olan ve Atatürk Orman Çiftliği’nde Marmara Köşkü (1929), Bira Fabrikası(1937), fabrika çalışanları için Hamam (1937), İşçi ve Memur konutları (1937) ile Lokanta’yı Egli tasarlamış ve gerçekleştirmiştir. İmar planını hazırladığı kentler arasında ise Edirne, Balıkesir, Niğde bulunmaktadır.16
Egli’nin Erken Cumhuriyet Dönemi modernite projesinin başıca temsilcileri olan yapıları, Uluslararası Mimarlık Üslubu’nun önemli örneklerini oluşturmaktadır.17 Yapılar çoğunlukla simetrik olarak biçimlenmiş, iki ya da üç katlı ve yatay etkilidir. Cepheler edelputz sıva ile kaplıdır. Bazı yapıların ana giriş düzenlemelerinde kullanılan kolonlar anıtsal görünüm sağlar. Kırma çatılı az sayıda tasarımının dışında, çatılar az eğimli ya da parapet duvarlarının arkasına gizlenerek düz çatı izlenimi sağlanmış, böylece yatay etki daha da güçlendirilmiştir.18 Dönemin diğer modern kamu yapıları gibi kübik olan bu örnekler, dış mekanları, kütlelerin dik açı ile bir araya gelişleri ve kolon dizileri ile Cumhuriyet
133 Leyla Alpagut
yönetiminin temsili olan bir anıtsallığı da barındırırlar. Eğitim yapılarında işlevselci bir anlayışla, L, U biçimli ya da dikdörtgen bir avlu çevresinde biçimlenen kütleler kullanmıştır. Egli bu yapılarında, işlevleri ile uyumlu farklı tasarım anlayışlarına gitmiştir. Günümüzün tip projelere karşı istekli tutumu ile karşılaştırıldığında Egli’nin çok daha özenli, duyarlı, duygulu ve incelikli çözümler getirdiği daha iyi anlaşılmaktadır.
Egli, Türkiye’ye gelişini, Ankara’da nasıl karşılandığını ve sonrasında neler olduğunu şöyle anlatır:
…Ertesi sabah Ankara İstasyonu‟nda, Milli Eğitim Bakanlığı‟nın bir temsilcisi ve Türk mimarlarını temsilen, son derece saygıdeğer bir şahsiyet olan Mimar Kemaleddin Bey tarafından karşılandım. Bakanlığa, ardından da genç Milli Eğitim Bakanı Necati Bey‟in huzuruna çıkarıldım. Bakan beni dikkatlice süzerken, elini çenesine doğru getirip Avrupalı bir profesörü daima sakallı olarak tasavvur ettiğinden, benim neden sakalım olmadığını sordu. Bu son derece hoş karşılama, „hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” şeklindeki karşılama cümleleri ve herhangi bir sorunum olursa kendisine başvurabileceğim yolundaki nazik ifadeler ile devam etti (Egli, 1969: 79).
Atatürk, Kemalettin Bey’in tasarımı olan Gazi İlk Muallim Mektebi (Gazi Eğitim Enstitüsü, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü) binasının tamamlanması görevini Egli’den istemektedir. Egli, bu görevin ilginç öyküsüne anılarında yer vermiştir:
Ayrıca Bakan, Kemaleddin Bey‟in yaptığı plana göre inşaatı başlamış olan öğretmen okulunu ertesi gün ziyaret ederek, detaylı bir incelemede bulunmamı istedi. Ertesi gün incelememi tamamladım. Aynı gün Bakan‟dan Ankara Palas‟taki resmi baloya katılma davetini aldım…Maarif Bakanı yanıma geldi ve beni Kemal Paşa‟nın bulunduğu locaya götürerek kendisi ile tanıştırdı. Kemal Paşa beni şöyle bir süzdü ve selamladıktan sonra hemen konuya girerek „Sayın Profesör, inşaatına yeni başlanan Öğretmen Okulu ve inşaat planları size gösterilmiş, ne dersiniz, gördükleriniz sizde modern bir okul izlenimi uyandırdı mı acaba?‟dedi. Kısa bir duraksamanın ardından şöyle dedim: „Ekselansları, Kemaleddin Bey ile birlikte çalışırsak, inşaatı elbette modern bir okul haline getirebiliriz.‟ Bunun üzerine Kemal Paşa: „Size bunu sormadım, sadece gördüğünüzün sizde modern bir okul izlenimi uyandırıp uyandırmadığını sormuştum‟ dedi. Anlaşılan gerçek düşüncelerimi söylemek zorundaydım ve de bu yapı ve planların modern bir okulu yansıtmadığını açıkça belirttim. Kemal Paşa, Maarif Bakanı Necati‟ye dönerek „planları rafa kaldırın, okulun profesör Egli
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 134
tarafından inşa edilmesini istiyorum‟ dedi. Paşa‟nın verdiği bu karardan sonra, nazikçe müsaadelerini isteyip, karmakarışık düşüncelerimle baş başa kalmıştım. Salonda bir aşağı bir yukarı gezinirken Kemaleddin Bey‟i düşünüyordum…Ayağımın tozuyla, daha yeni geldiğim Ankara‟da kendimi işte böyle bir olayın içinde bulmuştum (Egli, 1969: 79).
Mimar Kemalettin, Ernst Egli tarafından yeterince modernist olmadığı için eleştirilen yapının yüzeylerinin yalınlaştırılmaya çalışılmasına oldukça üzülmüştür. Bu son gelişmenin de açıkça ortaya koyduğu gibi, Gazi İlk Muallim Mektebi, Türkiye’de Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’ni sonlandıran yapı olmaktadır (Yavuz, 2009: 140; Cengizkan, 2002: 85).
Ernst Egli binayı tamamladıktan hemen sonra eğitim yapılarını yerinde incelemek üzere Anadolu’ya gezilere gönderilmiştir.19 Burada gördükleri kendisini bekleyen görevin boyutlarını daha iyi anlamasını sağlayacaktır. Egli, Anadolu’da pek çok alanda olduğu gibi inşaat alanındaki yoksunluklara rağmen modern bina yapmanın zorluklarıyla karşı karşıyadır. Türkiye’de modern mimari için gerekli malzeme, teknik ve endüstriyel kaynaklar ne yazık ki bulunmamaktadır. Egli mimarlık anlayışını, bu olumsuz koşullara uygun ancak Cumhuriyet’in modernlikten beklentilerini karşılayacak şekilde geliştirir.
Egli, Türkiye için geliştirilecek bir mimarlıkta Anadolu’nun rolünün büyük olduğunu, geleneksel değerlerin unutulmaması gerektiğini vurgular. Herhangi bir eşya gibi dışarıdan ithal edilmiş bir mimarlık yerine, çevresi ile yabancılaşmayacak bir mimarlığı savunur (Egli 1930, s.36). Güzel Sanatlar Akademisi’nde Sedat Hakkı Eldem’in yürüttüğü Milli Mimari Semineri’ni başlatması, yerel ve bölgesel mimarlığa verdiği önemi gösterir. Diğer yandan, Mimar Sinan’ı tanıtan bir kitap yayımlaması bu ilginin bir başka boyutudur. Türkiye’de modern mimarlığın yaratılmasında Anadolu’yu öne çıkaran Egli, mimarlığında modernizm yerine işlevselcilik ile bölgeye uygun yerel yapı geleneğinin sentezini aramıştır. Uluslararası Mimarlık Üslubu’nun asimetrik mekan anlayışı, hafiflik, malzemenin sade kullanımı gibi kimi özellikleri Cumhuriyet’in mimarlıktan beklediği anıtsallık kavramı ile örtüşmemekte, çelişki oluşturmaktadır. Bu nedenle Egli’nin, Türkiye’deki uygulamalarında Uluslararası Mimarlığın kübik biçim dilini, simetri gibi anıtsallığı sağlayan ve böylece yeni toplumu temsil eden niteliklere bağlı kalarak uyguladığı görülür.
Toplumsal dönüşüm için gerekli olan insan gücünün yetiştirileceği okulların eğitim programları ve bu programlara uygun modern eğitim binaları Cumhuriyet’in hassasiyetle ele
135 Leyla Alpagut
aldığı konulardır. Atatürk’ün çağdaş bir ulus kurma kararlılığı, her alandaki yeniliklerin temelini eğitimin oluşturacağı düşüncesini daha da güçlendirir. Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak ülkenin her yerinde yaygınlaştırılmaya çalışılan modern düşünce, modern yaşam, modern kent gibi kavramların çağdaş eğitim kurumlarında bilimsel yöntemlerle yerleştirilmesi amaçlanır. Bu nedenle her kademedeki okullar hızla açılmış, Tanzimat sonrasında başlayan “okullaşma”, Cumhuriyet Dönemi’nde bütünüyle bilimsel temellere oturtulmaya çalışılmıştır.
Özellikle eğitim yapılarının, kent içindeki konumları, kurguları ve modern eğitim programlarının gereklerine uygun tasarım özellikleri ile Erken Cumhuriyet Dönemi’nin prestij taşıyıcı nesneleri oldukları anlaşılmaktadır. Örneğin, aralarında Egli’nin tasarımı olan İsmet Paşa Kız Enstitüsü binasının da bulunduğu eğitim ve kültür yapılarının bir bölümü Atatürk Bulvarı üzerinde ya da bulvara yakın konumlanırlar. Modernite projesinin önemli bir hattı olan bu ana yol üzerinde özelikle kız okulunun varlığı dikkat çekicidir. Bu, modernleşmenin vitrinini, kadın kimliği üzerinden görselleştirme isteğini açığa çıkaran, kızları modern üniformaları, çağdaş görünümleri ile kentin odağına koymayı amaçlayan bir bilincin ürünüdür.
Ankara’daki eğitim yapılarının birçoğu Sıhhiye ve çevresi ile Cebeci semtinde yer almaktadır. Yapılarından çoğunun Jansen Planı uygulanmadan önce tamamlandığı ya da yerinin belirlendiği bilinmektedir. Alman kent plancısı Herman Jansen 1928 yılında hazırladığı Ankara planının, 1936 yılında Bayındırlık İşleri dergisinde yayımlanan raporunda “Şehrin Taksimatı” başlığı altında, yeni yapılacak okullar için Cebeci semtini önerir20:
Eski şehrin cenubunda hükümet mahallesi (Yenişehir), cenubi şarkisinde de mektepler merkezi olması münasip görülen Cebeci sahasıdır…Cebeci‟nin zirveleri, manumental inşaat için son derece müsait sahalar teşkil etmektedir. Gitgide mekteple, (Darülfunun, Mühendis Mektebi-i Alisi ve b.g.) Ankara‟ya nakledileceğine nazaran, bu müesseselerin mezkûr zirveler üzerinde bir grup halinde tevhidi tavsiye olunur….(Jansen, 1936: 31).
Jansen’in sözünü ettiği Mühendis Mektebi İstanbul’dan Ankara’ya hiç gelmese de, yeni kurulanların yanısıra, daha önce İstanbul’da açılmış olan, aralarında “Mülkiye Mektebi”nin de bulunduğu yüksek öğretim kurumlarının bazıları Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak Ankara’ya taşınmıştır. Böylece Başkent Ankara’nın, bilim ve eğitim merkezi olarak canlandırılması süreci tamamlanmış olacaktır.21
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 136
III. Siyasal Bilgiler Okulu Binası
Jansen’in belirttiği alanda konumlanan okullardan birisi de Cumhuriyet’in çağdaş siyaset adamlarını yetiştiren, bu dönemdeki adı ile “Siyasal Bilgiler Okulu” binasıdır (Şekil 2). Egli, Ankara’daki diğer eğitim yapılarında olduğu gibi bu yapıda da okul türüne, kademesine ve bulunduğu konuma uygun, işlevselci anlayışla modern bir tasarım yapmıştır. 1935 tarihli Arkitekt Dergisi’nin 4. Sayısında “Yeni Mülkiye Mektebi” binasının yapılacağı haberi şöyle verilmiştir: Ankara‟da yeni bir Mülkiye Mektebi” binası yaptırılmasına karar verilmiştir. Bu bina 400.000 lira değerinde bir yapı olacaktır. Projeler Profesör Egli tarafından yapılmıştır (Anonim, 1935: 127)
“Mülkiye Mektebi” adıyla 1859 yılında kurulan okul, 1922 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, 10 Haziran 1935’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanan 2777 sayılı yasa ile “Siyasal Bilgiler Okulu” adını almıştır.22 Meclis’te konu ile ilgili kararın alındığı 1935 yılında Milli Eğitim Bakanı, Mülkiye Mektebi’nin 1911 yılı mezunlarından Abidin Özmendir. Bakan, Mülkiye Mektebi’nin Ankara’ya gelişi ile ilgili yaptığı konuşmada okulun, Yalnız ilim değil, Atatürk İnkılabıyla yoğrulmuş bir muhitte bulunması, oradan ilhamlar alması lazım olduğundan Ankara‟ya nakil edilmesini zorunlu görmektedir. Aynı konuşmada ayrıca, mektebe şerefiyle mütenasip bir bina yapılmasını önermekte, okulun eğitim kadrosunun derecelerinin üniversite düzeyine çıkarılmasını arzulamaktadır (Aslantepe 2009: 195-196). Okul, 1936-1937 öğretim yılında yeni binasına taşınmış, 1950 yılında çıkan yasa ile Ankara Üniversitesi’ne bağlanarak adı Siyasal Bilgiler Fakültesi olmuştur.23
Siyasal Bilgiler Okulu binası, işlevine göre biçimlen mimari özellikleri, simetrik olarak düzenlenmiş yalın ve sade cepheleri, düz çatı izlenimi veren, böylece kübik etkiyi daha da güçlendiren parapet duvarlarının arkasındaki az eğimli çatısı ile Uluslararası Mimarlık Üslubunun başkent Ankara’daki önemli temsilcilerinden birisidir.
Yapıda, dönemin diğer kamu yapıları ile benzer şekilde, parçalı bir kübik kütle anlayışı dikkati çeker. Diğer yandan yapıdaki geniş holler, rahat koridorların iki yanındaki derslikler ve bürolar ile, yatakhane, yemekhane, kütüphane gibi işlevlerine göre biçimlenen mekanların arasındaki ilişkilerin akılcı bir anlayışla çözümlendiği görülür. Derslikler ve bürolar, bol ışık alan aydınlık ve ferah mekanlardır. Özgününde, yemekhane, yatakhane, kütüphane, konferans salonu, spor salonu ile birlikte değerlendirilen mekanlar, bu dönemde eğitim anlayışını, bu anlayışa uygun mekanların bütüncül bir anlayışla nasıl kurguladığını,
137 Leyla Alpagut
bilimsel yöntemlerin ve çözümlerin nasıl üretildiğini anlamayı sağlar (Şekil 11). Okulda, Cumhuriyet’in ilkelerini benimseyen, alanlarında donanımlı bireylerin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle, eğitim işlevinin yanında barınma, yeme-içme, spor ve sosyal etkinliklere uygun mekanlar, çağdaş yaşamın gerektirdiği bilgi ve görgünün üretildiği alanlar olarak eğitim işlevine katkıda bulunurlar.
Cebeci Semti’ndeki yapı, Hukuk Fakültesi binasının yanında, ana cephesi Cemal Gürsel Caddesi’ne dönük biçimde, caddeden daha yüksek bir konumda ve caddeye paralel, dikdörtgen biçimli yatay bir ana kütle ile bunun kuzeyine bitişik, doğu-batı doğrultusundaki daha büyük bir bloktan oluşur (Şekil 3,4, 5). Ayrıca yapının doğusunda büyük bir spor salonu yer alır. Yarım bodrum üzerine üç katlı ana kütlede derslikler ve bürolar, kuzeyindeki iki katlı blokta ise konferans salonu gibi geniş mekanlar bulunmaktadır.
Ana kütlede, giriş aksının belirlediği simetri eksenindeki girişten küçük bir hole, buradan ortasında iki sıra sütunun yer aldığı mermer kaplı çok amaçlı mekana ulaşılır (Şekil 6,7). Zemin katın büyük bir bölümünü kaplayan bu mekan, doğu yüzündeki dokuz büyük pencere nedeni ile oldukça aydınlık ve ferah bir etkiye sahiptir. Birinci kata, bu mekanın iki ucundaki merdivenlerden ulaşılır. Özgününde, küçük giriş holünün iki yanındaki merdivenlerden de ulaşılan birinci katta, koridorun iki yanında farklı büyüklükte bürolar sıralanır. Koridorun doğu yüzündeki bürolar ahşap kaplı zeminleri ve kartonpiyer çerçeve ile kuşatılmış tavanlar ile biçimlenmiştir (Şekil 8). Dersliklerin ve diğer büroların bulunduğu ikinci katta ise birinci katın planı yinelenmiştir. Ana kütlenin kuzeyine bitişik olan blokta simetrik anlayışla yerleştirilmiş, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, özgününde yemekhane, yatakhane gibi geniş mekanları barındıran dört bölüm yer alır (Şekil 5) Bunlardan sadece güneydoğu köşedeki konferans salonu, ilk halini büyük ölçüde korumaktadır (Şekil 9).
Ana yapının bütün cepheleri birbirinden farklı anlayışla tasarlanmıştır. Caddeye bakan yatay etkili batı cephe oldukça yalındır (Şekil 3). Ankara taşı kaplı yarım bodrum kat, yapının kaidesi gibidir. Zemin katın orta bölümü dışa taşırılarak üzeri balkon olarak düzenlenmiş ve pencere dizilerinin yarattığı biteviyelik kırılmıştır. Oldukça gösterişsiz ve sade olan giriş ile zemin ve birinci kat pencereleri yüzeyden taşkın çerçeve içine alınarak vurgulanmış, ikinci katta ise yatay bir dizi oluşturan pencereler boydan boya bütün cepheyi kaplamıştır.
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 138
Yapının dersliklerin ve büroların bulunduğu ana kütlesi ile buna bitişik, caddeye dik uzanan diğer kütlesinin cepheleri, arkalarındaki işleve uygun olarak farklı biçimlenmiştir (Şekil 12). Ancak her ikisi kendi içlerinde simetrik özellikler taşır. Egli’nin, devleti temsil eden diğer yapılarda olduğu gibi bu yapıda da simetriden kopmadığı görülmektedir. Kütlelerin önde ve geride konumlanmaları ve farklı biçimsel özellikleri, cephenin monoton etkisini azaltmakta, ana kütlede sık yerleştirilmiş üç sıra pencere dizisinin tekdüzeliğini, zemin katın orta bölümünde yapılan dışa taşkın bölüm ve üzerindeki balkon kırmaktadır. Egli’nin bütün yapılarında olduğu gibi bu yapıda da bayrak direğinin özenli konumlanışı, incelikli yaklaşımın bir başka ayrıntısı olarak göze çarpar.
Betonarme iskelet sisteminde inşa edilen yapı, ince bir saçak silmesi ile kuşatılmış parapet duvarlarının arkasındaki kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Bütün cepheler, 1930’lu yılların diğer kamu yapılarında olduğu gibi edelputz sıva ile kaplanmıştır.
Günümüzde, ne yazık ki başka örneklerde de karşılaşıldığı gibi, yapının özgün kimliğine zarar veren bazı değişiklikler yapılmıştır. Örneğin, ana kütlenin köşelerindeki, cephede simetriyi artıran portikler kapatılmış, girişin önündeki merdivenler artırılmış, giriş holünün düzenlemesi bütünüyle değiştirilmiştir. Girişin iki yanındaki kütüphane ve okuma salonu bölünerek büroya dönüştürülmüştür. Diğer yandan caddeye dik uzanan, yemekhane, yatakhane ve konferans salonu gibi büyük mekanların yer aldığı bölümlerin arası cam kaplı bir örtü ile kapatılmış, konferans salonu dışındaki bütün bölümlere derslik ve büro işlevi kazandırılmıştır (Şekil 12). Bütün bu değişiklikler cephelerin özgün görünümünü büyük ölçüde değiştirmiş, örneğin, her iki kütlede kullanılan sütunlu düzenlemelerin cephelerde yarattığı derinlik etkisi yitirilmiştir.
Ancak yapıldığı yıllarda, eski birkaç ev dışında binaların hatta ağaçların bile olmadığı bu çıplak alanın, okulun sade olduğu kadar ciddi ve vakur görünümünü daha da artırdığı, Cumhuriyet’in ihtiyacı olan siyaset adamlarını yetiştiriyor olmanın sorumluluğunu hissettiren etkili bir görünüm kazandırdığı açıktır. Yalın, kübik, düz çatılı kütleleri ile yapı, 1930’ların hemen başında, henüz geleneğin etkilerini sürdürdüğü binaların arasındaki görünümü ile Cebeci’nin eğitim yapılarına ayrılan kimliğine uygun modern bir ifade katmış, yetiştirdiği çok sayıda siyaset adamı ile görsel ve işlevsel anlamını geçmişten bu yana korumuş önemli bir Erken Cumhuriyet Dönemi yapısıdır.
139 Leyla Alpagut
IV. Sonuç
Siyasal Bilgiler Okulu örneğinde açıkça görüldüğü gibi Cumhuriyet, kendisini ifade edecek nesnel ve görsel kimliği yapılar yolu ile aramakta, bu nedenle mimarlık eğitimini ve uygulamalarını yeniden kurgulamakta; Cumhuriyet vatandaşına, çağdaş ve ilerlemeci söylemler barındıran yeni bir anlayış sergilemeyi amaçlamaktadır. Yapıldığı dönemde okul, çağdaş Türkiye’nin siyaset adamlarını yetiştiren ayrıcalıklı kimliği, modern üsluptaki mimarisi ve bulvar üzerindeki etkili konumu ve eğitim yapılarının prestij taşıyıcı anlamıyla başkentin sembollerinden birisi ve hemen yanındaki Hukuk Fakültesi binası ile birlikte kentin önemli bir eğitim odağı olmuştur. Atatürk Bulvarı üzerinde ya da yakınında bulunan İsmet Paşa Kız Enstitüsü ve Kız lisesi binalarının, kentin vitrinini modern kadın kimliği ile kurgulama isteğini belirginleştirdiği gibi, Siyasal Bilgiler Okulu da Jansen planında okullar için ayrılan Cebeci’de oldukça merkezi bir konumda, kente ve kentliye mimari açıdan olduğu kadar çağdaş görünümlü öğrencileriyle de önemli bir katkı sağlamış, Cumhuriyet kimliğinin etkili araçları arasında görülmüş ve bundan yararlanılmıştır.
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 140
1. Ernst Arnold Egli (1893-1974)
2. Siyasal Bilgiler Okulu, Genel Görünüm, ETHZ Hs 785-127
141 Leyla Alpagut
3. Siyasal Bilgiler Okulu, ETHZ, Hs 785-127
4. Siyasal Bilgiler Okulu, Arka Cephe, Genel Görünüm, ETHZ Hs 785-127
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 142
5. Siyasal Bilgiler Okulu, Zemin Kat Planı, ETHZ Hs 785-127
6. Siyasal Bilgiler Okulu, Giriş Holü, ETHZ Hs 785-127
143 Leyla Alpagut
7. Siyasal Bilgiler Okulu, Hol, La Turquie Kemaliste 1939
8. Siyasal Bilgiler Okulu, Salon, ETHZ Hs 785-127
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 144
9. Siyasal Bilgiler Okulu, Konferans Salonu, La Turquie Kemaliste 1939
10. Siyasal Bilgiler Okulu Öğrencileri, La Turquie Kemaliste 1939
145 Leyla Alpagut
11. Siyasal Bilgiler Okulu, Kütüphane, La Turquie Kemaliste 1939
12. Siyasal Bilgiler Okulu, Genel Görünüm, ETHZ Hs 785-127
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 146
13. Siyasal Bilgiler Okulu, Genel Görünüm, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Arşivi
147 Leyla Alpagut
SON NOTLAR
*Yrd. Doç. Dr., Abant Ġzzet Baysal Üniversitesi, Mimarlık Bölümü, Bolu.
1 Bu makale, Ocak 2010’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 150. KuruluĢ Yıldönümü etkinlikleri kapsamında, yazar tarafından gerçekleĢtirilen “Cumhuriyet’in Mimarı ve Bir Eğitim Yapısı: Ernst Arnold Egli ve Siyasal Bilgiler Okulu” adlı sergi sırasında izleyicilere sunulan kitapçık metninin geliĢtirilmiĢ halidir.
2 Ġlhan Tekeli, böyle bir modernite projesinin, gerçekte bir kentsel geliĢme projesi olduğunu belirtmekte, bu projenin baĢarısının büyük ölçüde baĢarılı bir kentsel geliĢmenin gerçekleĢtirilmiĢ olmasına bağlamaktadır. (Tekeli, 1998: 1)
3 Her alandaki projelendirme yaklaĢımları için ayrıca bkz. (Yasa Yaman 1993: 183-196, 1994: 28-31).
4 Daha 1922 gibi erken bir tarihte, Ankara’nın imarında çalıĢtırılmak üzere bir amale taburu bile oluĢturulmuĢtur (Cengizkan, 2004: 5). Erken Cumhuriyet Dönemi’nin önde gelen mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu anılarında, inĢaat malzemesi, bunların taĢımacılığı, yapı ustası ve iĢçi gibi, inĢaat alanının temel gereksinimlerinde sıkıntı yaĢandığını etkili bir dille anlatmaktadır (Kuruyazıcı 2008).
5 Bu konuda ayrıca bkz. Z. Yasa Yaman, 2009: 201-230. Makale çalıĢmamın bütün aĢamalarında, konu ile ilgili bilimsel çalıĢmalara dikkatimi çeken, sözlü ve yazılı pek çok değerli katkılar sağlayan Sayın Zeynep Yasa Yaman’a ve Sayın Mustafa Akpolat’a teĢekkür ederim.
6 Ernst Egli, Güzel Sanatlar Akademisi’nin eğitim programını, Orta Avrupa-Viyana Teknik Yüksek Okulu’nu örnek alarak oluĢturmuĢtur. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. (Atalay Franck 2004), ss. 110-119.
7 Behçet Bedrettin “Mimarlık’ta Üslup”, Mimar, 1933, 1, s. 245-250.
8 1928 yılında yarıĢmaya açılarak aynı yıl sonuçlanan Jansen Planına kadar Lörcher Planı Ankara’nın oluĢumuna katkıda bulunmayı sürdüren tek plandır. Lörcher’in 1924 yılında Eski Ankara ve 1925 yılında YeniĢehir için hazırladığı iki plan, sonraki beĢ yıl için yeni yerleĢim yerlerini belirlemiĢlerdir (Cengizkan 2002, s. 44). Lörcher Planı konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. (Cengizkan 2004).
9 Bu dönemde Kübizm, Fütürizm, Konstrüktivizm gibi akımlara kaynaklık eden modern bilim, teknoloji ve endüstri, Türkiye’de ulus kurma programının araçları olarak idealize edilmiĢlerdir. Mimarlık alanında olduğu gibi plastik sanatların diğer alanlarında da bu biçim dilleri etkilidir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Yasa Yaman 1993: 183-196;1994: 28-31; 1993: 56-59.
10 Erken Cumhuriyet Dönemi’nin demokrasi kavramı ile iliĢkilendirilen sanat anlayıĢı, bu anlayıĢın Bauhaus öğretisi ve estetiği ile olan bağı konusunda bkz. Yasa Yaman, 2009: 201-240.
11 Makalenin baĢında, “Harold Denny Ġmzasıyla Ankara’dan Nevyork Taymis’e yazılıyor” notu bulunmaktadır. Ayrıca benzer Ankara tasvirleri için bkz. Yasa Yaman 2003: 217-229
12 Ali Cengizkan Batılı uzmanlardan yararlanma eğilimini Ģöyle açıklıyor: “Nitelikli yapı üretimini isteme “bilen kiĢi” arayıĢını gündeme getirmekte; geleneksel ve alıĢılageldik olandan uzak kalma isteği, yönetimi yabancı mimarlara yöneltmekte, eski itilaf ve ittifak devletleri çağrıĢımlarından kurtulma isteği de, Alman, Fransız ve Ġngiliz uzmanlardan çok belki biraz da 1914-18’de dağılan imparatorluk olarak aynı kaderi paylaĢmıĢ olmaktan kaynaklanan Avusturyalı mimarlar üzerinde karar kılmayı getirmektedir.” (Cengizkan, 2002: 90). Yabancı mimarlar konusunda ayrıca bkz. Aslanoğlu, 1992: 119-124; Altan Ergut, 2007: 73-84.
13 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Atalay Franck: 2004: 110-119.
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 148
14 Ernst Egli, Balıkesir’in Ģehir planlamasını düzene sokmak için 1941 yılında Türkiye’ye kısa bir süre için gelmiĢtir (Egli, 1969: 96).
15 Egli 1937 yılında Avusturya vatandaĢlığını bırakıp Ġsviçre uyruğuna geçtikten sonra yaĢamı, Türkiye (1927-40 ve 1953-55), Zürih (1940-47, 1952-53, 1956-74) ve Lübnan’da (1947-51) geçti. 1942-1963 yılları arasında ETHZ’de (Eidgenössichen Technischen Hochschule Zürich) Ģehircilik tarihi ve kuramı üzerine dersler vermiĢtir. (Aslanoğlu, 1984: 15). Egli’nin Ankara’da gerçekleĢtirdiği bazı eğitim yapılarının çizimleri ve fotoğrafları ETHZ’nin arĢivinde bulunmaktadır. Makalede yer alan Siyasal Bilgiler Okulu’nun çizim ve fotoğrafları ETH Zürih ArĢivinden edinilmiĢtir..
16 Ġnci Aslanoğlu’nun 1984 tarihli Mimarlık dergisinin 11-12. Sayısında yer alan “Ernst A. Egli Mimar, Eğitimci, Kent Plancısı” adlı makalesinde verdiği bu bilgi dıĢında, Egli’nin kent planları konusunda ETH Zürich ArĢivi’nde belgeye ulaĢılmıĢtır. Dia 194 No’lu kutuda, Kızılcabölük, Çal, Samsun ve Edirne imar planlarının slaytları bulunmaktadır.
17 Bu yapılar, dönemin Türkiye ve Almanya’daki mimarlık yayınlarında, modern mimarinin Türkiye’deki ilk örnekleri olarak övgüyle tanıtılırlar.
18 Ticaret Lisesi, Etimesgut Yatı Mektebi ve Lojmanı ile Ġsviçre Büyükelçiliği binaları diğer yapılar ile aynı yalınlığı göstermekle birlikte, üst örtüleri diğerlerinden farklı olarak, Orta Avrupa yapılarına benzer Ģekilde oldukça eğimli çatı ile örtülmüĢtür.
19 ETH Zürich ArĢivi’nde Egli’nin Anadolu seyahatlerine ait olduğu anlaĢılan çok sayıda bulunmaktadır. Dıa 194 olarak adlandırılan kutuda Osmanlı Dönemi anıtsal ve sivil mimari örneklerine ait slaytlar ile Anadolu köylülerinin görüntülerine odaklanan slaytlar dikkati çeker. Diğer yandan karakalem ve suluboya tekniği ile yaptığı köy tasvirleri de bulunmaktadır (Hs 787a).
20 Yasa Yaman dönemi anlatan yayınlardan örnekler vererek Cebeci semtinin yerleĢim alanı olarak bu dönemde temsil ettiği modern kimliği vurgulamaktadır. Cebeci, Cumhuriyet ile birlikte modern apartmanların yapılmaya baĢlandığı semtlerden birisidir. Daha önce Ġstanbul’da Beyoğlu, NiĢantaĢı, ġiĢli’nin alafranga modernliğinin yerini Cumhuriyet ile birlikte YeniĢehir, Cebeci ve Bahçelievler semtlerinin kübik evlerinde ve apartmanlarında oturan aileler almıĢtır (2009: 215). Cebeci semtinin yerleĢim yeri olarak da canlanmasında Siyasal Bilgiler Okulu gibi önemli eğitim binalarının mevcut oluĢu da etkili olmalıdır.
21 Erken Cumhuriyet ,Dönemi’nde (1923-1950) Ankara’da yapılan eğitim binaları konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. (Alpagut 2005), Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Ankara’daki Eğitim Yapıları, Doktora Tezi, (Dan. M. Servet Akpolat) Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Ankara.
22 10 Haziran 1935 tarihli yasa aynı zamanda okula, lise mezunları arasından sınav ile öğrenci alınmasını, her yıl alınacak olan parasız yatılı öğrencinin dörtte üçünün “Finans Bakanlığı”nda çalıĢmasını ve bu öğrencilerin, öğrenim gördükleri sürenin iki katı kadar zorunlu hizmet vermesi konularındaki kararları da içermektedir. Alınacak öğrenciler, Kültür Bakanlığı (Milli Eğitim Bakanlığı) tarafından belirlenecektir (Aslantepe, 2009: 196).
23 7 Mart 1936 tarihli Ulus Gazetesi’nde “Mülkiyeliler Dün Geldi” baĢlıklı yazı Mülkiye Mektebi’nin Ankara’ya geliĢini ve bunun için yapılan coĢkulu töreni ve resmi konuĢmaları konu etmektedir.
KAYNAKÇA
AKPOLAT, M. ve ESER, E. (2004), Ankara BaĢkentin Tarihi, Arkeolojisi ve Mimarisi, Ankara: Ankara Enstitü Vakfı Yayını.
149 Leyla Alpagut
ALPAGUT, L. (2005), Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Ankara’daki Eğitim Yapıları, Doktora Tezi (Dan. Mustafa Servet Akpolat), Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Ankara.
ALPAGUT, L. (2010), “Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Kızların Eğitimi Ġçin Ankara’da Ġki Önemli Yapı: Ġsmet PaĢa Kız Enstitüsü ve Kız Lisesi”, Mimarlık, 351, ss. 73-78.
ALSAÇ, Ü. (1976), Türkiye’de Mimarlık DüĢüncesinin Cumhuriyet Dönemi’ndeki Evrimi, Tarbzon: KATÜ Yayını.
ANONĠM. (1935), “Yeni Mülkiye Mektebi”, Arkitekt, 4, ss. 127.
ANONĠM. (1939), “The School of Political Sciences in Ankara”, La Turquie Kemaliste, 31, ss. 2-12.
ARTUN, A. (Ed.). (2009), Bauhaus: ModerleĢmenin Tasarımı, Türkiye’de Mimarlık, Sanat, Tasarım Eğitimi ve Bauhaus, Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları, Sanat Hayat Dizisi: 16.
ARSEVEN, C.E. (1931), Yeni Mimari, Ġstanbul: Agah Sabri Kitaphanesi.
ARSEVEN, C.E. (1938), “Cumhuriyet’in Sanat Üslubu”, T.T.O.K. Belleteni,19/100.
ASLANOĞLU, Ġ. (1984), “Ernst A. Egli Mimar, Eğitimci, Kent Plancısı”, Mimarlık, 11-12, ss. 209-210.
ASLANOĞLU, Ġ. (1992), “1923-1950 Yılları Arasında ÇalıĢan Yabancı Mimarlar”, Ankara KonuĢmaları (Der. Neriman ġahin), Ankara: TMMOB Mimarlar Odası Ankara ġubesi Yayını, ss.119-124.
ASLANOĞLU, Ġ. (2001), Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı 1923-1938, Ankara: ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayını.
ASLANTEPE, C. (2009), Mekteb-i Mülkiye’den Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne (1859-2009) 150 Yılın Tanıklığı, Ankara: Ankara Üniversitesi-Koleksiyoncular Derneği Yayını
BADEMLĠ, R.R. (1985), “1920-1940 Döneminde Eski Ankara’nın Yazgısını Etkileyen Tutumlar”, Mimarlık, 212-213, ss. 10-16.
BALTACIOĞLU, Ġ.H. (1929), “Mimaride Kübizm ve Türk Ananesi”, Darülfünun Ġlahiyat Fakültesi Mecmuası, ss.110-130.
BOZDOĞAN, S. (2002), Modernizm ve Ulusun ĠnĢası, Ġstanbul: Metis Yayınları.
CANGIR, A.(Ed.) (2007), Cumhuriyet’in BaĢkenti, Ankara: Ankara Üniversitesi Kültür ve Sanat Yayınları.
CENGĠZKAN, A. (2002), Modernin Saati, Ankara: Mimarlar Derneği- Boyut Yayını.
CENGĠZKAN, A. (2004), Ankara Hukuk Mektebi, Ankara: Vehbi Koç ve Ankara AraĢtırmalı Merkezi Yayını.
CENGĠZKAN, A. (2004)., 1924-1925 Lörcher Planı, Ankara: Ankara Enstitü Vakfı-ArkadaĢ Yayınevi.
DENNY, H. (1936), “Ankara, Yeni Türkiye’yi Anlatan ġehir”, Ulus Gazetesi, 21 Mart , s. 6.
EGLĠ, E. (1930), “Mimari Muhit”, Türk Yurdu, 4-24, s. 36.
Alternatif Politika, Cilt. 2, Sayı. 2, 126-150, Ekim 2010 150
EGLĠ, E. (1969), Meilen (Im Dienst Zwischen Heimat und Fremde, Einst und Dereinst, YayımlanmamıĢ Kitap (ETH Zürich Hs 785.37).
ELDEM, S.H. (1973), “Elli Yıllık Cumhuriyet Mimarlığı”, Mimarlık, 121-122, ss. 5-11.
ERGUT, E. (2007), “Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye Mimarlığı ve ModernleĢme: Mesleğin ProfesyonelleĢmesi Sürecinde YarıĢmalar ve Yabancı Mimar Problemi”, SANART 13-14 Kasım 2003, ss. 73-84, 80. Yılında Cumhuriyet’in Türkiye Kültürü Sempozyumu Bildirileri (Ed. Cana Bilsel), Ankara: SANART, TMMOB Mimarlar Odası Yayını.
FRANCK ATALAY, O. (2004), “Ernst A. Egli: Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarı ve Eğitimcisi 1930-1936”, Arredamento Mimarlık, 3, ss.110-119.
JANSEN, H. (1936), “Ankara Ġmar Planı Raporu”, Belediyeler Dergisi, 2, ss. 23-40.
KURUYAZICI, H. (2008), Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bir Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu, Yapı Kredi Yayını, Ġstanbul.
TAUT, B. (1938), Mimari Bilgisi, Çev. Adnan Kolatan, Ġstanbul Güzel Sanatlar Akademisi NeĢriyatı.
TEKELĠ, Ġ. (1998), “Türkiye’de Cumhuriyet Döneminde Kentsel GeliĢme ve Kent Planlaması”, 75 Yılda DeğiĢen Kent ve Mimarlık, Ġstanbul: Türkiye ĠĢ Bankası-Tarih Vakfı Yayını.
YASA YAMAN, Z. (1993), “Türkiye'de Kübizm ve Yeni Sanat”, Sanat Dünyamız, 54, ss. 59-66.
YASA YAMAN, Z. (1993), “Demokrasi ve Sanat”, Anadolu Sanat, 1, ss. 183-196.
YASA YAMAN, Z. (1994), “Demokrasi ve Sanat”, Türkiye'de Sanat, 15, ss. 28-31.
YASA YAMAN, Z. (2003), “DeğiĢen Manzaralar: Kültür ve Modernite”, Sanat Dünyamız, 89, ss. 217-229.
YASA YAMAN, Z. (2009), “Bauhaus ve SöylemleĢtirilen Ġç Mekân AnlayıĢı: Yeni YaĢam, Yeni Dekorasyon, Yeni Mobilya”, Bauhaus: ModerleĢmenin Tasarımı, Türkiye’de Mimarlık, Sanat, Tasarım Eğitimi ve Bauhaus, (Ed. Ali Artun), Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları, Sanat Hayat Dizisi: 16, ss. 201-230.
YAVUZ Y. (2009), “Yeni Bulguların IĢığında Mimar Kemalettin ve Yapıtları”, Mimar Kemalettin ve Çağı, Ed. Ali Cengizkan, Mimar Kemalettin Anma Programı Dizisi, TMMOB Mimarlar Odası-T.C. BaĢbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara.