Cilt 4, Sayı 1, Şubat 2012
Serap DURUSOY & Ömür ŞAMİLOĞLU

AB'nin Zayıf Ekonomik Halkası Yunanistan'ın Ekonomik Krizi Dinecek mi?

2007‟nin ikinci çeyreğinde ABD‟ ortaya çıkan kriz, küresel bir niteliğe bürünerek pek
çok ülke gibi Yunanistan‟ı da etkisi altına almıĢtır. Ancak bu küresel krizin etkileri
Yunanistan‟ın geçmiĢten bugüne gelen sürdürülemeyen borçlarından dolayı ortaya çıkan borç
krizi ile birleĢince etkileri oldukça büyük olmuĢtur. KuĢkusuz bu geliĢmede AB‟nin zayıf
ekonomik halkası olan Yunanistan ekonomisinin, iyi tahlil edilememesi ve gerçeğin
anlaĢılamaması da rol oynamıĢtır. Bu bağlamda Yunanistan‟ da yaĢanmakta olan krizde hem
içsel hem de dıĢsal faktörlerin etkili olduğu söylenebilir. KarĢı karĢıya kalınan krizden çıkıĢ
için Yunanistan‟a IMF ve AB‟den parasal destek sağlanmıĢtır. Sağlanan bu mali kaynaklarla
süreç atlatılmaya çalıĢılmıĢ ve borç oranının artmaması için kurumsal ve mali reform
alanlarının geniĢletilmesi hedeflenmiĢtir. Bunun için sıkı denetim ve kayıt dıĢı ekonominin
kontrolü içselleĢtirilmeye, yabancı sermaye giriĢi için çeĢitli teĢvikler sağlanmaya, turizm
gelirlerinin ve deniz ticaretinin sonrasında ülkeye sağlanacak kaynak giriĢi için diğer ülkelerin
giriĢimci kurum ve kuruluĢlarıyla diyalog süreçleri oluĢturulmaya baĢlanmıĢtır. Yunanistan
krizi bir yandan AB‟nin süreç içerisinde etkinliğinin bir yandan da Yunanistan‟ın ekonomi
yönetimine iliĢkin tartıĢmaların çoğalmasına yol açmıĢtır.
Anahtar Kelimeler: Yunanistan, Borç Stoku, Finansal Kriz, Performans Kriteri, Stand
By AnlaĢması.
WILL THE ECONOMIC CRISIS OF EUROPE’S WEAKEST LINK GREECE
RECEEDE?
ABSTRACT
The financial crisis that emerged in the USA in the second half of 2007 quickly
achieved global proportions and influenced many countries including Greece. However, when
the effects of the global crisis merged with the ongoing unsustainable external debt problems
of Greece the effects of both crises were compounded. The inability to diagnose the Greek
economy, which is without doubt the weakest link in Europe, and the resultant confusion as to
85 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
its true status, has played a significant role in this development. In this context, it can be
stated that both internal and external factors have a contributing role. In fact, the country‟s
2008 macro-economic indicators reflected the unsustainable status and the revenue earning
channels services sector which was the locomotive of the national economy, dried up,
resulting in production decreases in agriculture and the industrial sectors. Financial support
was provided by the EU and the IMF in response to the crisis that was confronted. Using the
financial resources provided an attempt was made to avert the situation and widening of the
corporate and financial reform scopes were attempted. In pursuit of these aims; tighter
controls, internalization of the grey economy, and provision of various incentives to
encourage foreign investment were introduced together with the initiation of dialogues with
other countries entrepreneurial corporations and institutions in order to promote the flow of
resources into the country from tourism and maritime trade. The Greek crisis has resulted in
the increase of discussions of the extent of the effectiveness of EU in the process and the
Greek economic administration as well.
Keywords: Greece, Outstanding external debt, financial crisis, Performance criteria,
Stand by Agreement.
GiriĢ
ABD‟de gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki farkın büyümesine bağlı olarak
ortaya çıkıp küresel niteliğe dönüĢen ekonomik krizin, etkisini kaybettiğinin dillendirildiği
sırada krizin ikinci aĢamasına geçilmiĢ ve Yunanistan‟ın baĢını çektiği AB ülkelerinde sıkıntı
yaĢanmaya baĢlanmıĢtır. AB üyesi Yunanistan, Euro Alanı‟na dahil olmasından bu yana
görülen en büyük ekonomik krizle karĢı karĢıya kalmıĢtır. Kriz, her ne kadar ülkenin küresel
bağlantılarıyla iliĢkili olsa da kendi içsel dinamikleri de bunda büyük rol oynamıĢtır.
Yunanistan‟ın AB‟nin eleĢtirilerine hedef olmamak için verdiği raporlarda istatistiklerle
oynaması, ülke çapında yeterli sanayileĢmenin olmaması, son iki yılda AB kriterlerini hiçe
sayarak bütçe açığını (% 12,7) ve kamu borçlarını (300 milyar Euro) rekor düzeye çıkarması
AB üye ülkeleri arasında en zayıf halka olduğunu göstermiĢtir. Özellikle kamu borçlarının
artmasında 2001 yılından itibaren borcun gerçek miktarının ne olduğunu maskelemeye
yarayan bir takım karmaĢık türev enstrümanları da rol oynamıĢtır.
Yapılan mali düzenlemelerle borç oranındaki artıĢlar düĢürülmeye çalıĢılsa da mali
politikalar toplumun her kesimi tarafından yoğun bir tepki ile karĢılanmıĢtır. Hükümet, sivil
toplum kuruluĢları ve halkın ülke genelindeki protesto gösterileri ile eleĢtirilmiĢ dolayısıyla
ekonomik kriz sosyal alanda da krize yol açmıĢtır. Yunanistan‟ı ekonomik çöküĢün eĢiğine
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 86
getiren bu borç krizi, AB üyesi ülkelere sıçrayacağı endiĢesini artırmıĢtır. Nitekim yakın
zamanda Portekiz, Ġspanya ve Ġrlanda da görülen krizler bu endiĢelerin haklılığını göstermiĢ
ve AB içinde yeniden bir düzenlemenin gerekliliğine iliĢkin söylemleri çoğaltmıĢtır.
Dünya ekonomisinde son aylarda meydana gelen değiĢimlerin bundan sonraki sürece
olası etkileri tüm ülkeleri yakından ilgilendirmektedir. Gerek küresel düzlemde, gerekse
Yunanistan ekonomisinde oluĢan eğilimlerin tespiti bu açıdan önem taĢımaktadır. Söz konusu
eğilimlerin kimilerinin, daha önceki dönemlerde hiç görülmemiĢ geliĢmeler olduğu iddia
edilemez. Ancak tüm bu geliĢmelerin tesadüfi olmayacak Ģekilde bir arada tezahür etmesinin
ne gibi sonuçlar doğurabileceği üzerinde durmak yararlıdır.
ĠĢte bu çalıĢmada Yunanistan ve AB‟nin, yaĢanan konjonktürdeki politikaları
irdelenmiĢtir. Öncelikle Yunanistan ekonomisinin kriz öncesi makro ekonomik
değerlendirilmesi yapılmıĢ daha sonra krizin ortaya çıkıĢı ve etkileri; büyüme, enflasyon,
iĢsizlik, dıĢ ticaret, borç stoku ve bütçe dengesi gibi makro ekonomik göstergeler bağlamında
incelenmiĢtir. Son bölümde ise Yunanistan‟daki kriz yönetimi, kurtarma politikaları ve AB ve
IMF‟den sağlanan mali kaynaklar bağlamında AB ve IMF‟nin süreç içerisindeki etkinliği
tartıĢılmıĢtır.
Küresel Finansal Kriz
Kapitalist ekonominin bir canlanıp bir durması, her hangi bir ülkenin ya da iktidarının
yanlıĢ politikalar uygulamasından öte kapitalist sistemin doğası gereği ve onun iĢleyiĢ
yasasından kaynaklanmaktadır ve kriz küreselleĢme sürecinden ayrı tutulamamaktadır.
Kapitalist ekonominin büyüme dönemlerini takip eden ciddi durgunluk dönemleri dünya
ekonomisini krize sürüklerken, büyüyen bir iĢsizlik ve büyüyen bir yoksulluğu da beraberinde
getirmektedir. Sistemin mekanizmaları genelde bu Ģekilde iĢlemekte ve adeta bir kısır döngü
gibi geçmiĢte yaĢananları yeniden üretmektedir. Eğer bu kapitalist mekanizmaya müdahale
edilip tarihin akıĢı değiĢtirilmez ise sistem bir biçimde krizden çıkıĢ yolu bulup yoluna devam
etmektedir. Ancak krizi aĢmıĢ görünen ve büyümeye baĢlayan kapitalist ekonomi daha sonra
bu kez eskisini katbekat aĢan yeni bir kriz ile sarsılmaya baĢlamaktadır (ÖniĢ ve Erdoğdu,
2002: 15). Nitekim ABD‟de ortaya çıkan kriz neo-liberal küreselleĢmenin lideri konumundaki
ülkelerin de önünde sonunda doğrudan ve olumsuz bir yönde etkileneceğini ortaya koyması
açısından dikkat çekicidir.
Bu bağlamda yaĢanmakta olan kriz basit bir ekonomik kriz değil, bir kere kapitalizmin
dönemsel ve kendini yeniden yapılandırmasına neden olan krizlerden birisidir. Buna Rus
iktisatçı Nikolai Dimitrieviç Kondratieff‟in, tezlerinden yola çıkarak “kondratieff dalgaları”
87 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
adı verilmiĢtir (ġengöz, 2009). Nitekim Kontradieff, teorisinde kapitalizmin çökeceğini
savunmak yerine devresel bir hareketi olduğunu ve yoluna yeni bir döngüyle devam
edebileceğini belirtmiĢtir. Çok basit olarak kondratieff dalgaları daha doğrusu kondratieff
krizi, kapitalizmin kendini elli altmıĢ yıllık dalgalarla yeniden tanımladığı dalganın içinde
görülen krizidir. Dünyada en son kondratieff dalgaları 1940‟ların sonlarında ortaya çıkmıĢtır.
YaklaĢık bir altmıĢ yıl kadar o dalganın getirmiĢ olduğu dalgalanma içinde yaĢanmıĢtır
(Mandel, 1991). Bunun ikinci yarısında neoliberal ekonominin getirdiği devleti dıĢlayan her
Ģeyi tamamen piyasalar üzerinden çözmeye çalıĢan iktisat anlayıĢı dünyada ekonomik
yapılanmalarda yetkili olmuĢtur. Bu son krizle beraber hem altmıĢ yıllık kondratieff dalgasını
hem de ideolojik bir iktisat anlayıĢını yansıtan neo-liberal iktisat anlayıĢının Ģekillendirdiği
dünya ekonomisinin kurumsal olarak da tartıĢılması noktasına gelinmiĢtir. Çünkü piyasanın
belirleyiciliğinin finansal liberalizasyon bağlamında finans kesiminin önemini abartan
Anglosakson modeli kapitalizmin ciddi bir darbe alması buradaki en önemli noktayı teĢkil
etmektedir. Kapitalizmin önemli bir ayağını oluĢturan finans kesiminin bu krizin merkezi
olması küresel kapitalizmin nasıl ayakta kalacağı sorusunu da gündeme taĢımıĢtır (Ulagay,
2009: 24). Bu noktada ise karĢımıza finans kesimi ile reel kesim arasında ki dengesizliğin
giderilmesi gerektiği gerçeği çıkarmaktadır (Gallino, 2007: 87). Aslında dünya ekonomileri
bu gerçekle 90 „lı yıllarda karĢı karĢıya kalmıĢtır.
1980‟ lerden itibaren finansal liberalizasyona bağlı olarak artan kısa vadeli sermaye
akımlarının, reel getirilerin önemini yitirerek spekülatif güdülerin üretken yatırımlara baskın
çıkması ve sermaye denetimini engellemesi ile birlikte sermaye piyasalarında krizler
doğurmuĢtur. Bu krizler kısa bir süre sonra uluslararası nitelik kazanarak ulusal makro
ekonomik politikalardaki denetimi de güçleĢtirmiĢtir. Nitekim, 1997 Temmuz‟unda
Tayvan‟dan baĢlayan daha sonra pek çok Asya ekonomisini etkisi altına alan kriz buna örnek
olarak gösterilebilir. 1997‟ye bakıldığında Asya ülkelerinin makro göstergelerinde ciddi bir
bozulma göze çarpmamaktadır. Kriz finansal sektörlerden kaynaklanmıĢ ve büyük sermaye
hareketlerinin yol açtığı bir kriz olarak karĢımıza çıkmıĢtır. Bu krizin etkileri çok derin olmuĢ
sonraki yıl Rusya, Brezilya, Türkiye ve Arjantin de bu krizden ciddi olarak etkilenmiĢtir.
Hatta kriz Japonya‟yı da derinden etkilemiĢtir (Went, 2001: 149-159). Söz konusu ülkeler gibi
pek çok geliĢmiĢ ve G.O.Ü.‟lerin denetimsiz bir biçimde belli bir evrim içerisinde olmadan ve
makro ekonomik dengeler sağlanmadan çok çabuk bir Ģekilde finansal serbestleĢmeye
gitmeleri krizle karĢı karĢıya kalmalarına neden olmuĢtur. Yani sermaye akıĢkanlığının
yarattığı bu çeliĢki küreselleĢmiĢ ekonomide sermaye piyasaları ve sermaye hareketleri
serbestleĢtiği için özerk ve denetim dıĢı piyasa mekanizmasının çalıĢmasına yol açmaktadır.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 88
Nitekim 2007‟nin son çeyreğinde ABD‟de ortaya çıkan kriz denetim dıĢı piyasa
mekanizmasının nasıl sonuçlar doğurduğu ve aç gözlü bir kar anlayıĢının sonucunda ortaya
çıkan köpüğün sonuçlarını bir kez daha ortaya koymak açısından önem taĢımaktadır. Bu
süreçte ABD Merkez Bankası FED, bir yandan Amerikan ekonomisini canlı tutmak, diğer
yandan ise devlet borçlarını arttırmamak için düĢük faiz politikası izlemiĢtir.
Bu politikanın aynı zamanda yüksek düzeyde seyreden cari açığın nispi olarak
daralmasına olumlu katkıda bulunacağı beklentisi de dikkate alınmıĢt ır. DüĢük faiz
politikasının açtığı yolda aĢırı ve kontrolsüz bir rekabet içine giren bankalar nedeniyle,
ABD‟nin düĢük gelirli kesimleri için dahi borçlanma cazip hale getirilmiĢtir. DüĢük faiz
özellikle ipotekli konut (mortgage) sektörünü etkilemiĢtir (Taylor, 2009). Bu dönemde
mevduat ve yatırım bankaları ile derecelendirme kuruluĢlarının davranıĢları aslında yasal ve
ahlâkî zemini sonuna kadar zorladığı halde, bunlara göz yumulmuĢ olması krizi teknik
olmaktan çıkartarak ahlâkî bir zemine taĢımıĢtır. Zira, bu birliktelikten anlaĢılması ve takip
edilmesi çok karmaĢık türev piyasaları doğmuĢ, maliyeti düĢük ve alması kolay kredi
imkanları da tüketicilerin aĢırı borçlanmasına ve kontrolsüz kredi geniĢlemesine neden
olmuĢtur. Böylece sistemin kırılganlığı da artmıĢtır. Nitekim IMF‟nin Küresel Finansal
Ġstikrar Raporuna göre 1999 yılında 10 trilyon doların altında olan türev ürünleri piyasasının
hacmi, 2004 yılında 40 trilyona ve 2008 yılında ise 70 trilyon dolara yükselmiĢtir. Kredi
hacmi gün geçtikçe büyürken; bol, kolay ve ucuz kaynaklara ulaĢan kitlelerin patlayan talebi
karĢısında ipotek olarak gösterilen gayrimenkul fiyatları da artmaya baĢlamıĢ ve sürekli bir
Ģekilde yukarı giden varlık fiyatları aslında kurulan “saadet zincirinin” devamını sağlamıĢtır.
Bu süreçte kısaca “sanal ipotekler” devreye sokulmuĢtur. Bu ipoteklerin menkul kıymete
tahvil edilmesi krizi tetikleyecek zayıf halkaların baĢlangıcını teĢkil etmiĢtir. Daha sonra bu
varlıkların pazarlanmasında kredi derecelendirme kuruluĢlarının devreye girmesiyle üçüncü
ve ahlâkî açıdan en çok sorgulanması gereken safhaya taĢınmıĢtır. ABD de ortaya çıkan
krizde de bu süreç iĢlemiĢtir.
Bütün dünyayı etkisi altına alan küresel krizin göstergeleri her ne kadar 2007‟ye kadar
gitse de esas belirtiler 2008 Ağustos‟unda ABD yatırım bankası Bear Stearns‟ın batmasıyla
ortaya çıkmıĢtır. Dev ABD bankalarının, yatırım fonlarının batması ve bir kısmının ABD
hükümeti tarafından kurtarılması Büyük Buhrandan sonraki en Ģiddetli finans krizine
dönüĢmüĢtür. Özellikle küresel finans sisteminin damarları olan kredi kanallarının kuruması
tüketicilerle birlikte pek çok büyük ve küçük ölçekli firmaların kredi kanallarının kesilmesine
yol açmıĢtır. Öte yandan kriz, her ne kadar baĢlangıçta bir ipotekli konut krizi olarak ortaya
çıkmıĢsa da, takip eden süreçte bir likidite krizine dönüĢmüĢ, ardından da hızla reel sektöre
89 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
sıçramıĢtır. Bu durum geliĢmekte olan ve yükselen piyasa ekonomilerini daha da derinden
etkilemiĢtir (Durusoy, 2009:374).
Tablo 1: Küresel Krizinin Likidite Krizine Dönüşüm Süreci
Kaynak: Demir ve ErmiĢoğlu, Küçük, Karabıyık, (2008), BDDK Strateji GeliĢtirme Daire BaĢkanlığı, ABD
Mortgage Krizi, ÇalıĢma Tebliği, s.1
Mortgage krizi olarak adlandırılan krizin likidite krizine dönüĢmesinde mortgage
kredilerine dayalı menkul kıymetler ile kredi türev ürünlerinin risklerinin yanlıĢ ölçülmesi
hatta finansal mühendislik teknikleri kullanılarak ölçülemez hale getirilmesi ve denetleyici
yapının yetersizliği sistemin bütününde büyük bir zafiyetin oluĢmasına yol açmıĢtır (Frankel,
2009, EriĢim Tarihi: 22.05.2009, Kaminsky and Schmukler, 2008:113-134).
ABD mortgage piyasasında özellikle subprime ve değiĢken faiz oranlı mortgage
kredilerinin nakit akıĢlarının bozulması, bu piyasayla iliĢkili menkul kıymet piyasalarını da
etkilemiĢtir. Subprime kredileri riskli krediler grubunda yer almasına rağmen bu riskler göz
ardı edilerek kredilerin kullandırılmasıyla sistemdeki sorunlar belirginleĢmiĢtir. Riski yüksek
kiĢilere daha yüksek faiz oranları ile mortgage kredisi kullandırılmıĢtır. Ancak faiz oranlarının
yükselmesi ile faiz yükü artmıĢ faiz ve anapara ödemelerinde aksaklıklar bas göstermiĢtir.
Subprime mortgage kredileriyle baĢlayan kredi krizinin büyüyerek diğer kredi türlerini de
etkisi altına alması, mortgage piyasasının tamamının etkilenmesine yol açmıĢtır. Konut
fiyatlarındaki balon artıĢlar piyasada asimetrik bilgiye neden olmuĢtur. Böylece kredi
2007 Temmuz
2007 Ağustos 2007 Eylül 2007 Sonrası
Subprime/Kredi
Krizi
Likidite Krizi
Kredi ve Likidite Krizi Devam Ediyor
*Piyasalar subprime
kredi ödemelerinin
yapılmamasıyla
Ģoka girdi.
*Subprime
kredilerine dayalı
finansal ürünler
tekrar
değerlendirildi
*Yüksek profili olan
yatırımcılar zarar
kaydetti.
*Yatırımcılar riskten
kaçınmaya baĢladı.
*Kredi riskleri
yeniden fiyatlandı.
*Yatırımcılar nakit
varlıklarını sattı
*Ġlk kredi sorunları
sonuçlarını göstermeye
baĢladı.
*Risk iĢtahı azaldı.
*Yatırımcılar varlığa dayalı
finansman bonosu almakta
isteksiz davrandı.
*Kısa vadeli finansman
talepleri oluĢtu.
*Bankalar talepleri
karĢılamak için nakit
tutmaya baĢladı.
*3 aylık LĠBOR oranları
yükseldi.
*Borçlanma maliyetleri
etkilendi
*Likidite açığı devam
etti
*Bankalar hala kısa
vadeli borçlanmaya
devam etti ve dönem
faizlerini yükseltti.
*Yeni kredi
kullanıcıları için
koĢullar sıkılaĢtırıldı.
*ECB, FED ve BOE
gecikmeli olarak acil
likidite sağladı.
*FED Faizleri %0,5
puan indirdi
*Yüksek dönem
faizleri.
*Spekülatif
davranıĢlar kredi
kullananları olumsuz
etkiledi.
*Tüketiciden
kaynaklanan riskler
azaldı.
*Merkez bankası
yardımlarını tahmin
etmek kolaylaĢtı.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 90
kullanıcıları yanlıĢ yönlendirilmiĢ ve konut satın almanın bir yatırım aracı olarak
algılanmasına neden olmuĢtur (Demir ve ErmiĢoğlu, Küçük, Karabıyık, 2008:4).
Öte yandan kredi veren kuruluĢlar, karĢılaĢtıkları riskleri bilanço dıĢına transfer etme
konusunda abartılı davranmıĢ, maruz kaldıkları riskleri kaydileĢtirdiklerinde ise
bilançolarında önemli baskı oluĢmuĢtur (IMF, 2008, EriĢim Tarihi: 11.03.2011).
Nitekim 2008 ABD mortgage piyasası endeksi, borcunu ödemekte zorlanan ve
borcunu yeniden yapılandırmak zorunda kalan mortgage borçlularının sayısının arttığını
göstermesi bu gerçeği ortaya koymuĢtur. Mortgage kredilerinin 30, 60 ve 90 günlük gecikme
oranlarına faiz yapısı itibarıyla bakıldığında, sabit faiz oranlı mortgage kredilerinin gecikme
oranı %3,45 olarak gerçekleĢirken, değiĢken faiz oranlı mortgage kredilerinin gecikme oranı
%7,61 olarak gerçekleĢmiĢtir. DeğiĢken faiz oranlarının yüksek çıkmasının nedenleri arasında
kredi kullanıcılarının yetersiz bilgilendirilmesi sonucu, yatırımcı beklentilerinin yüksek
düzeyde gerçekleĢmesi etkili olmuĢtur. 2008 yılı ġubat ayı itibarıyla gecikme oranları
artmıĢtır. ABD mortgage piyasasında sorunlu krediler arasında; faiz oranı acısından değiĢken
faizli mortgage kredileri, borçlunun özellikleri acısından da subprime mortgage kredileri yer
almıĢtır (Stark and Buckley, aktaran, Demir ve ErmiĢoğlu, Küçük, Karabıyık, 2008: 47)
Bu olumsuz tablonun sınırlarını geniĢletmesi ve ABD‟nin önde gelen yatırım
bankalarından Lehman Brothers‟ın iflası ve birçok ülkeden banka ve Ģirket iflas haberleri peĢ
peĢe gelmiĢtir. Yalnızca ABD‟de iflas eden banka sayısının 90‟ı geçmiĢ olması, krizin
boyutlarının ne derece büyük olduğunun göstergelerinden yalnızca biridir. Finansal
piyasalardaki güven bunalımının had safhaya ulaĢması reel sektörü de olumsuz yönde
etkilemiĢtir. Bankaların kredi arzını kısması, azalan iç-dıĢ talep, artan iĢsizlik rakamları, emtia
fiyatlarında yaĢanan düĢüĢler gündemi meĢgul etmiĢtir. Öyle ki hem geliĢmiĢ hem de
geliĢmekte olan ülke ekonomilerinin birçoğu resesyona girdiklerini kabul etmiĢtir.
Hükümetler; krizi aĢabilmek için faiz oranlarında tarihi indirimlere gitmiĢ, Avrupa Merkez
Bankası faiz oranlarını 7 kez düĢürerek 1.00‟e çekmiĢ, FED‟in faiz oranı ise 0.25‟e
düĢmüĢtür. Ardı ardına ekonomik destek paketleri açıklanmıĢ ve piyasa ekonomisinin
iĢleyiĢine hiç de uygun olmamasına rağmen kamunun ekonomiye müdahalesini zorunlu
olarak artırmıĢtır. Tüm AB üyesi ülkeler gibi Yunanistan‟da da ekonomik krizin etkileri
kendini hissettirmiĢtir. Özellikle cari açığın finansmanında en önemli kalemler olan turizm ve
gemicilik gelirlerindeki düĢüĢ kaygı uyandırmıĢtır (T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret
MüĢavirliği, 2009: 41).
Ancak Yunanistan‟da yaĢanan krizin nedeni hem iç hem de dıĢsal sorunlarla iliĢkilidir.
Krizinin arkasındaki içsel nedenler; yüksek kamu harcaması, zayıf kamu gelirleri, yapısal
91 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
politikalardaki zayıflık ve uluslararası alandaki üretim (değer) zincirine eklemlenememe ve
rekabet edememe iken dıĢsal nedenler ise; dıĢ yatırımların düĢüklüğü, ülke içerisinde imalat
sektöründe kullanmaya yetecek kadar sermayenin olmayıĢı ve bunlara ilave olarak Avrupa
Birliği‟nin kural ve kıstaslarına adapte olmaya yönelik baskıları etkili olmuĢtur (Nelson and
Beklin, Mix, 2010, EriĢim Tarihi: 04.03.2010). Öyle ki Yunanistan Euro bölgesi üyesi
olabilmek için gerekli makroekonomik göstergeleri (Maastricht Kriterleri) AB makamlarına
bildirirken gerçekçi davranmaktan kaçınmak zorunda kalmıĢtır (Tsoulakis, 2010) .
Öte yandan Yunanistan dıĢında AB‟nin diğer ülkelerini de etkisi altına alan küresel
mali kriz, baĢlangıçta Kıta Avrupa‟sını çok fazla etkilemeyecek bir kapitalizm krizi olarak
algılanmıĢsa da, zamanla AB‟nin içinde bulunduğu sorunları önemli ölçüde artırmıĢtır.
BirleĢik Krallık, Ġrlanda ve Ġspanya gibi milli gelirlerinde mali hizmetlerin payı yüksek olan
ülkelerde ciddi sorunlar ortaya çıkmıĢtır. Küresel krizin sonucunda yaygınlaĢmaya baĢlayan
tüketici güveni kaybı ve dünya ticaret hacminin daralması, dünyanın sayılı ihracatçılarından
biri olan Almanya ekonomisini de etkilemiĢtir (Grozdev, 2010, EriĢim Tarihi: 07.03.2011)
Kriz ile birlikte 2009 yılında küresel finansal pazarlarda da tökezleme olmuĢ, Avrupa
Birliği Pazar Performansı Kriterleri‟ne göre performans oranı % 11‟e düĢmüĢtür
(Standart&Poor‟s,2010, EriĢim Tarihi: 08.03.2011).
Aslında AB‟de yaĢanan krizin temelleri anayasal anlaĢma tartıĢmaları ile birlikte
2000‟li yılların baĢında atılmıĢtır. Daha önceki tüm anlaĢmaların yerine geçecek olan
Anayasal AnlaĢma, AB içinde var olduğu ileri sürülen karar alma mekanizmasını daha etkin
hale getirmeyi amaçlamıĢtır. AB‟nin bir süredir içinden geçmekte olduğu zorlu sürecin
Lizbon AntlaĢması‟nın yürürlüğe girmesi ile sona ereceği düĢünülmüĢtür. Ancak Lizbon
AnlaĢması‟nın yürürlüğe girmesinin hemen ertesinde Yunanistan da patlayan ekonomik/mali
kriz ile bu kriz ve krizin sona erdirilmesi için gerekli yöntem tartıĢmalarının, ekonomik ve
parasal birlik (Euro) ve AB deki yansımaları, Avrupa Birliği geleceği nasıl Ģekillenecek?
sorusunu tekrar gündeme getirmiĢtir (Eralp, 2010:2).
Krize hazırlıksız yakalanan AB ülkeleri, AB anlaĢmalarında ekonomik ve mali
politikaların koordinasyonuna iliĢkin kesin hükümlerin bulunmamasının da etkisiyle, krizde
ortak mücadele konusunda çok baĢarılı bir performans sergileyememektedir. Ancak bu alanda
bazı AB üyesi ülkelerin liderlerinin sorumlu davranıĢları sonucunda sağlanan koordinasyon
yıllarca birlikte çalıĢmanın getirmiĢ olduğu koordinasyon tepkisi olarak da
nitelendirilmektedir (Tsoulakis and Olaf, Roger, 2009 ).
YaĢadığı kriz ile birlikte AB, AB düzeyinde daha etkin bir ekonomik yönetiĢime, mali
gözetime ve koordinasyonun kurumsallaĢmasına olan ihtiyacının olduğu gerçeği ile
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 92
yüzleĢmiĢtir. Nitekim bu ihtiyaç Lizbon AnlaĢmasının 136. maddesine Ģu iki cümlenin
eklenmesinin kararlaĢtırılmasına neden olmuĢtur: “Euro Bölgesi'ne üye ülkeler, bölgenin
istikrarını korumak için kalıcı bir yardım mekanizması oluĢturacak ve yardım alan üyelere
sıkı koĢullar konacaktır”. Üye ülkelerin, yenilenen Lizbon AnlaĢması‟nı 2012 yılının sonuna
dek onaylamaları gerekmektedir. Yeni anlaĢma, en geç 1 Ocak 2013'te yürürlüğe girecektir.
(www.turkish.cri.cn/741.2010.12.17/1s130169.htm,2010, EriĢim Tarihi: 17.12.2010).
Yunanistan’da Kriz Öncesi ve Sonrası Temel Makro Ekonomik Göstergelerdeki
DeğiĢiklikler
Yunanistan‟da 20. yüzyılın ilk yarısına kadar tarıma dayalı bir ekonomi hüküm
sürmüĢtür. Tütünün en önemli ihraç maddesi olduğu yine bu tarihte gemi, inĢa ve
taĢımacılığından elde edilen gelirler ve yurt dıĢında yaĢayan Yunanlıların ülkeye
gönderdikleri döviz ödemeler dengesindeki en önemli kalemler olarak yer almıĢtır.
SanayileĢme çalıĢmaları, 20. yüzyılın ilk yarısından sonra sona eren iç savaĢın ardından
yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye sınırlı olmakla birlikte ilgisinin artması ile hız
kazanmıĢ ve ekonominin bileĢenlerinde değiĢim yaĢanmıĢtır. SanayileĢme hareketleri, askeri
cunta yönetimi esnasında kesintiye uğramıĢ ve siyasi istikrarsızlığın doğal sonucu olarak
ekonomi sıkıntılı bir dönemden geçmiĢtir. Cuntanın yüksek gümrük duvarları ile korumacı bir
politika benimsemesi iç pazara yönelik üretim yapan sanayiyi göreceli olarak dıĢ etkilerden
uzak tutmuĢ ve bu durum rekabetçi yapının oluĢmasını da engellemiĢtir. Ancak AB üyeliği
öncesinde Yunanistan‟da korumacı politikalar terk edilmeye baĢlanmıĢ ve dıĢa açık bir model
benimsenmiĢtir (T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret MüĢavirliği, 2009: 38).
1981 yılında AB üyeliği ile birlikte Yunanistan için siyaset ve ekonomi alanında yeni
bir dönem baĢlamıĢtır. Bütçe açığı, kamu borç stoku, kamuya ait Ģirketlerin bütçeye getirdiği
yük, yabancı yatırımların ülkeye istenen düzeyde çekilememesi (ki bu sorunların bir bölümü
25 yıl sonra hala konuĢulmaktadır) dönemin en önemli sorunları olarak görülmektedir. 1980‟li
yıllarda ekonomik yapının kırılganlığının devam etmesi nedeniyle 1985 yılında iki yıllık bir
istikrar paketi için AB‟den 1.7 Milyar Euro kaynak sağlanmıĢ; ancak bu iki yıl sonunda da
istenen düzeyde baĢarı sağlanamamıĢtır. 1981–1991 arasında büyüme yıllık bazda % 1.7
civarında seyretmiĢtir. Enflasyon ise 1970–1996 arasında AB–15 ortalamasının üzerinde
seyretmiĢtir. 1989–1996 arasında fiyatlar ortalama % 14 civarında artmıĢ, 1990 yılında ise %
20.5 ile en yüksek seviyeye ulaĢmıĢtır (T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret MüĢavirliği, 2010:
37).
93 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
1991–1995 arasında ekonomik büyüme, yine AB ortalamasının gerisinde kalmıĢtır.
1993 yılında AB‟de yaĢanan ekonomik durgunluk Yunanistan‟ı diğer üye ülkelerden daha
fazla etkilemiĢtir. 1990‟lı yıllarda baĢta enerji, ulaĢtırma ve telekomünikasyon olmak üzere
birçok sektörde tekel konumundadır. Kamu sektörü bu yıllarda mal ve hizmet sağlamanın
dıĢında politik amaçlara hizmet için hükümetler tarafından yoğun bir Ģekilde araç olarak
kullanılmıĢtır. Bankacılık sektörü kamunun elindedir. 1996 yılına kadar kamu sektörünün
tekel gücünü azaltmak için çabalar arttırılmıĢtır. Teknolojik geliĢmeler, küreselleĢmenin
hızlanması ve Avrupa Birliği‟ne verilen taahhütler nedeniyle kamu sektörü reformları
öncelikli durumuna gelmiĢtir. 1998 yılında hükümet Avrupa Para Birliği‟ne katılım kararıyla
kapsamlı bir özelleĢtirme programını baĢlatmıĢtır. Ġstatistikler Yunanistan ekonomisinin ancak
1995 yılından sonra diğer AB üyesi ülkelerden daha hızlı büyüdüğünü göstermektedir. AB
üyeliği sonrasında Yunanistan‟da ciddi değiĢimler yaĢanmıĢtır. AB‟den sağlanan fonlar
ekonomiye büyük katkı sağlamıĢtır. 1994–1999 arasında AB topluluk destek çerçeve
programı 2. paketi ile her yıl Yunanistan‟a fon aktarılmıĢtır (T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret
MüĢavirliği, 2010: 37).
Tablo 2: Yunanistan’ın Temel Ekonomik Verileri
2007 2008 2009 2010
GSYĠH milyar dolar 312,8 337 319 335,2
GSYĠH Tük fiyt. Milyar euro 228 230 248 258
GSYĠH büyüme% 4,2 1,1 -2,6 -4,0
Nüfus 11 11 11 11
KiĢibaĢı GSYĠH $ PPP 29,398 31,071 31,346 31,851
ĠĢsizlik oranı % 8,3 7,7 9,4 11,8
Döviz kuru ort/ euro dolar 1,37 1,46 1,29 1,30
Enflasyon tük.fiyatları % 2,9 4,1 1,2 4,6
Ġhracat milyar dolar 23911 25636 19810 20134
Ġthalat milyar dolar 80792 83991 67527 70273
Cari iĢlemler dengesi milyar
dolar
-44,399 -42,104 -33,970 -32,021
Kaynak: The Economist Intelligence Unit, (2010), Country Report Greece, http://www.alacrastore.com/countrysnapshot/
Greece, EriĢim Tarihi: 02.01.2011.
Ticaretinin yarısından fazlasını AB üyeleri ile yapmakta olan Yunanistan‟da devletin
ekonomideki payı hala önemli bir düzeydedir. Sanayi‟nin bir çok dalındaki oligopol yapı
nedeniyle pazara giriĢ ve tutunmada zorluklar çekilmektedir. OECD‟nin düzenli olarak
yayımladığı Business Environment AraĢtırması‟na göre, Yunanistan özellikle bürokratik
iĢlemlerin fazlalığıyla iĢ yapma ortamının en zor olduğu ülkelerden birisidir. OECD‟nin
rüĢvetle mücadele anlaĢmasına taraf olan ülke, Transparency International‟da 57. sırada, AB
üyeleri arasında ise 24. sırada yer almıĢtır. Yunanistan‟da 800 bin civarında tescilli Ģirket
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 94
bulunmaktadır. Bunların yaklaĢık 600 bini Ģahıs Ģirketleri iken limitet Ģirket statüsündekilerin
sayısı 100 bin civarındadır. Yunanistan, özellikle sanayi ürünlerinde çok sınırlı ve az sayıda
üretim imkânları ile toplam talebinin % 80‟ler gibi bir kısmını ithalat ile karĢılayan bir ülke
konumundadır. Yunan sanayi son yıllarda ciddi anlamlarda sıkıntı yaĢayan, birkaç sektör
dıĢında (deniz taĢımacılığı, turizm ve bankacılık) dıĢardan gelen ucuz ve kaliteli ürünlere karĢı
rekabet edemeyerek kapanma aĢamasına gelen, bir görünüm sergilemektedir. Dünya Ticaret
Örgütü (DTÖ) II. Dünya SavaĢı‟ndan beri dünya ticaret hacminin ilk kez 2009 yılında %12
civarında gerilediğini açıklamıĢtır. Uluslararası turizmdeki daralmanın da % 10 civarında
olduğu bilinmektedir. Yunanistan‟ın ödemeler dengesinde en önemli kalemler olan turizm ve
gemicilik gelirlerinin bu geliĢmelerden olumsuz etkilenmesi nedeniyle makro göstergelerden
uzak olmuĢtur. Dünya üzerindeki yük gemilerinin yaklaĢık % 20‟sine sahip olan ve gemi
taĢımacılığında ilk sırada yer alan Yunanistan, dünya mal ticaretindeki daralmadan en fazla
etkilenen ülkelerin baĢında gelmektedir (T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret MüĢavirliği, 2009:
46). Ancak özellikle cari açığın finansmanında en önemli kalemler olan turizm ve gemicilik
gelirlerindeki düĢüĢ sinyalleri endiĢe vericidir (Somuncuoğlu, 2009: 7).
Öte yandan küresel kriz nedeniyle birçok yatırım projesi askıya alındığından yatırım
malları ithalatı ve ayrıca petrol fiyatlarındaki düĢüĢ nedeniyle yıl sonunda cari açık gemicilik
ve turizmdeki gelir kaybına neden olmuĢtur. Yunanistan Ġstatistik Kurumu verileri
incelendiğinde 2009 yılındaki daralmanın nedenleri arasında tüketim harcamalarındaki düĢüĢ,
azalan sabit yatırımlar ve daralan dıĢ ticaretin yer aldığı görülmektedir. Özel tüketimdeki
daralma 2009‟da % 1.8 olmuĢtur. Sabit yatırımlar 2007 yılındaki % 8.4‟lük artıĢtan sonra
2008 yılında % 7.4 düĢmüĢ ve bu gerileme 2009‟da devam ederek % 20‟leri aĢmıĢtır.
Tablo 3: GSYİH Bileşenlerinde Değişim Oranları (%)
2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
Nihai tüketim 5,2 2,4 3,5 1,4 3,9 3,9 2,4 0,4
Sabit sermaye yatırım
1,3 17 0,1 -3,6 8,1 9,6 -5,3 -13,4
Mal ve hizmet ihracatı
-8,4 3,5 13,9 4,2 10,9 3,1 2,2 -18,1
Mal ve hizmet ithalatı
-1,3 3,4 3,3 1,4 9,7 6,7 -4,4 -14,1
GSYĠH 3,4 5,6 4,9 2,9 4,5 4,0 2,9 -2,0
Kaynak: Yunanistan Ġstatistik Kurumu, (2009), Economist Intelligence Unit & Eurostat and National Statistical
Service; Ministry Of Economy and Finance ; Bank Of Greece and IMF Satff Estimates.
95 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
Yunan Ġstatistik Kurumu verilerine göre kiĢi baĢı gelir Yunanistan‟da 20,000 Euro
civarındadır ve 2009 yılı itibariyle kiĢi baĢı gelir sıralaması açısından AB içinde Yunanistan
15. sırada yer almıĢtır. Satın alma gücü paritesine göre değerlendirme yapıldığında 2009
yılında kiĢi baĢı GSYĠH; Euro Stat verilerine göre 24,300 Euro; Dünya Bankası verilerine
göre ise 33,000 dolardan fazladır.
Tablo 4: Cari Fiyatlarla Kişi Başı Gelir (Euro)
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
GSYĠH
12,48 13,37 14,25 15,64 16,79 17,59 18,88 20,23 21,28 21,09
GSMH
12,52 13,46 14,29 15,55 16,67 17,3 18,47 19,64 20,58 20,51
Kaynak: Yunanistan Ġstatistik Kurumu, (2009), Economist Intelligence Unit & Eurostat and National Statistical
Service; Ministry Of Economy and Finance ; Bank Of Greece and IMF Satff Estimates.
SeçilmiĢ AB ülkelerinin kiĢi baĢı GSYĠH verilerine bakıldığında, ele alınan 9 AB
üyesi ülkeler arasında en yüksek hasıla değerine sahip ülke 2007 yılında Ġngiltere iken, 2008
ve 2009 yıllarında Fransa en yüksek hasılaya sahip ülke olmuĢtur. Yunanistan‟ın bu yıllar
arasında GSYĠH değerinde dalgalanmalar olmuĢ, 2007-2009 yılları arasında 6. sırada yer
almıĢtır. Ancak küresel krizin baĢlangıcı olan 2008 yılında ülkede kiĢi baĢı hasıla 32000 $
iken 2009 yılında bu hasıla 29000 $ düzeyine inmiĢtir.
Tablo 5: AB Ülkelerinde Kişibaşı GSYİH ($)
Kaynak: IMF, World Economic Outlook Database, April 2009.
(http://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2009/01/weodata/index.aspx, (EriĢim Tarihi. 15.03.2011).
Öte yandan dıĢa açık bir ekonomiye sahip olan Yunanistan‟da, devletin ekonomide
önemli aktör olma pozisyonu sürdürmüĢtür. 1970‟lerde gösterilen düĢük büyüme oranlarının
nedeni olarak kamu sektörünün ekonomide geniĢ biçimde yer alması gösterilmiĢtir. Devlet,
1990‟lı yılların baĢlarına kadar savunma sanayi, hava ve demir yolları, rafineriler ve sanayi
sektöründe etkin bir rol almıĢtır. Ancak 1998 yılında Avrupa Para Birliği‟ne katılım
2007 2008 2009
Fransa 41877 46016 39922
Almanya 40392 44660 37307
Ġngiltere 46041 43785 32798
Ġtalya 35963 38996 33253
Ġspanya 32088 35331 30251
YUNANĠSTAN 28057 32005 29043
Slovenya 23511 27149 24181
Portekiz 21109 22997 19624
Bulgaristan 5186 6857 6823
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 96
çerçevesinde kapsamlı bir özelleĢtirme programına giriĢilmiĢtir. Sanayinin çoğu, Selanik ve
Atina‟da toplanmıĢtır. Kuzey bölgelerinde ve Ege adalarındaki altyapı yetersizliği hükümetin
merkeziyetçiliği azaltma ve yerel yönetimleri güçlendirme çabalarını engellemiĢtir. Kamunun
özel sektörü örnek alarak yeniden yapılanması amaçlanmıĢtır. Bu amaç doğrultusunda 2004–
2009 arasında yaklaĢık 7.5 Milyar Euro tutarındaki özelleĢtirmeye (% 75‟i yabancı sermaye
tarafından satın alınmıĢtır) rağmen devlet hala çok büyük bir iĢveren konumundadır.
Yunanistan‟da özelleĢtirme programları ile birlikte yabancı sermaye giriĢi artmıĢtır.
Yunan Ġstatistik Kurumu verilerine göre 2006 yılındaki doğrudan yabancı sermaye yatırımı
Yunanistan tarihinde en yüksek sermaye giriĢinin olduğu yıldır. 2008 ve 2009 yıllarında
sırasıyla 3 ve 2.4 Milyar Euro yabancı sermaye giriĢi olmuĢ ve 2009 sonu itibariyle
Yunanistan‟daki doğrudan yabancı sermaye stoku 45 Milyar Euro‟ya yaklaĢmıĢtır
(Çapanoğlu, 2010: 1).
Yunanistan AB‟nin ortak dıĢ gümrük vergisi uygulamasını, ortak tarım, ulaĢım
politikasını ve eĢya, emek ve sermayenin serbest dolaĢımı konusundaki direktifleri kabul
etmiĢtir. AB üyeleri ile ticaret vergiye tabi değildir. Tarım ürünlerinde ise çeĢitli tavizler
uygulanmaktadır. Diğer ülkeler için tarım ürünlerinde vergi oranı ürüne göre değiĢirken
sanayi mallarında gümrük vergisi oranı ürünün %5-7‟ sidir. Genel olarak vergiler
hammaddelerde düĢük olmasına rağmen tekstilde yüksektir. Ayrıca gümrük vergisine ek
olarak toplamı %1‟den daha az oranda çeĢitli vergiler mevcuttur. KiĢisel gelir vergisi oranları
düzelme içindedir. 2004 yılı itibarıyla gelir vergisi oranları %5 ile %40 arasında
değiĢmektedir. Kurumlar vergisi genel oranı ise %35‟tir (Ġstanbul Sanayi Odası, 2008).
Tablo 6: Yunanistan’da Kişisel Gelir Vergisi oranları
Vergi % Kazanç(euro)
5 1-8400
15 8401-13400
30 13401-23400
40 23401 ve üstü
Kaynak: www.worldwidetax.com, (EriĢim Tarihi: 15.01.2011).
Büyüme, İşsizlik ve Enflasyon
Yunanistan izlenen yıllar itibariyle büyümede yakalanan % 4.0 ortalaması ile Euro
bölgesindeki ülkeler arasındaki en yüksek büyüme oranını yakalamıĢtır. 2004 yılındaki %
4.9‟luk büyüme son 7 yıl içindeki en yüksek büyüme oranı olarak gösterilmiĢtir.
97 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
Tablo 7: Büyüme, Enflasyon ve İşsizlik Oranları
2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010
Büyüme (%) 4.9 2.9 4.5 4.2 1,1 -2.6 -4.0
ĠĢsizlik - - 8,9 8,3 7,7 9,4 14,8
Enflasyon 3,0 3,5 3,2 2,9 4,1 1,2 4,6
Kaynaklar: Yunanistan Ġstatistik Kurumu (2009), Economist Intelligence Unit & Eurostat and National
Statistical Service; Ministry Of Economy and Finance ; Bank Of Greece and IMF Satff Estimates.
1990‟larda mali istikrar politikalarının yoğunlaĢması ekonomik büyümenin ivme
kazanmasında etkili olmuĢ, öyle ki 1996- 2005 yılları arasında Avrupa ülkelerinin büyüme
oranlarını yakalamıĢtır. Ancak finans kesiminde kontrolsüz geniĢleyen kredi açığı ekonominin
zayıf olan yapısını güçsüzleĢtirmiĢtir. Bunun sonucunda büyüme performansının düĢmesi,
artan iĢsizlikle birlikte yüksek enflasyon kaçınılmaz olmuĢtur (Mitsopoulos and Pelagidis,
2011: 137)
ĠĢsizlik oranı 2006 yılından sonra 2008 kriz yılına kadar bir azalma göstermiĢ olsa da
krizin baĢlangıcıyla birlikte iĢsizlikte belirgin bir Ģekilde artıĢ görülmüĢtür. Özellikle 2008‟ de
iĢsizliğin artıĢa geçtiği yıl oran %7,7 olmuĢ, izleyen yıllarda sırasıyla % 9,4 ve %11,8
olmuĢtur. Ülkede uygulanan sıkı mali politikalar sonrası kamu kurum ve kuruluĢlarına memur
ve iĢçi alımları durdurulmuĢ özel sektörde birçok kuruluĢun iflas noktasına gelmesi
iĢyerlerinin kapanması iĢsizliğin artmasında etkili olmuĢtur.
Yunanistan‟da 2010 yılı aralık ayı itibariyle iĢsizlik oranı %14,8 olmuĢtur. Ülkede
çalıĢan nüfus ise 4 milyon 230 bin kiĢi düzeyindedir. ĠĢsizlikteki artıĢın özellikle 15-24 yaĢ
aralığında olduğu, 2009 yılında bu yaĢ aralığında iĢsizlik oranı %28,9 iken 2010 yılında aynı
yaĢ aralığında oran % 39‟a tırmanmıĢtır (www.bloomberght.com, EriĢim Tarihi 09.03.2011).
ÇalıĢanların iĢsiz kaldıkları sektörler çoğunlukla imalat ve hizmetler sektörüdür. Öte
yandan turizm kampanyalarının yapılamaz olması ile serbest çalıĢanların krizden direk
etkilenecekleri endiĢesi de güncelliğini korumaktadır (Karantinos,2009, EriĢim Tarihi:
07.03.2011).
Ekonomik krizler emek piyasası açısından oldukça vahim bir durum yaratmakta, bu
vahamet karĢısında emekçilerin, hatta sermaye dıĢı tüm kesimlerin kriz karĢısında davranıĢ
bozukluğu sergilemesine yoksulluğun yaygınlaĢmasına ve derinleĢmesine de yol açmaktadır
(Johnston, 2008: 225-235). Dolayısıyla, Yunanistan‟da benzeri bir durumla karĢı karĢıya
kalmıĢtır.
Yunanistan iĢ gücü piyasası zayıf, rekabetçi olmayan aynı zamanda fırsatçı yanlarının
ortaya konulamadığı bir durum sergilemektedir. Kurumsal yapının zayıflığı ve pazarların
regüle edilmesi için, her Ģeyden önce Yunanistan iĢgücü pazarında geçmiĢ yıllardan buyana
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 98
iĢsizliğin neden olduğu faktörlerin tespit edilmediği, hükümetlerce kamu borçlarının artıĢına
izin verildiği ve mali geniĢlemenin olduğu 1980 ve sonrası yapının geride bırakılması
gerektiği anlaĢılmıĢtır. (Mitsopoulos and Pelagidis, 2011: 136). ĠĢsizlik oranındaki artıĢta
genç nüfusun düĢük kapasitesi, özellikle genç kadın nüfusunun rolü dikkat çekmektedir
(Mitsopoulos and Pelagidis, 2011: 138)
Ekonominin emek arz cephesinde hareketliliğin düĢük olması ve ilk kez iĢgücü
piyasasına girenler arasında uyumun olmadığı da görülmektedir. ÇalıĢanların verimliliğinin
düĢüklüğü çalıĢma deneyimlerine haiz olmamaları iĢgücü piyasasının iĢlerliğini de azaltmıĢtır.
ĠĢ arayanlar bu yüzden yeni iĢ alanlarını tercih etmemiĢtir (Mitsopoulos and Pelagidis, 2011:
140)
Öte yandan Yunanistan iĢgücü piyasası katı bir yapıya sahip ve emeği koruma
mevzuatının (EPL) oldukça sert olduğu görülmektedir. 2010 yazının sonunda hazırlanan
program tarafından alınan bazı önlemlere kadar Yunanistan iĢgücü piyasası OECD ülkeleri ile
karĢılaĢtırıldığında oransal olarak iĢgücü piyasasının katı yapısının ortalamanın çok üzerinde
olduğu tespit edilmiĢtir (Mitsopoulos and Pelagidis, 2011: 142) .
Yunanistan‟da tedirginliği artıran bir diğer geliĢim ise 2008 „in baĢlarında
enflasyondaki artıĢ eğilimidir. Nitekim 2008 ilk iki çeyreğinde açıklanan enflasyon rakamları
da hükümetin hedeflerinin çok üzerinde gerçekleĢmiĢtir. Ancak bu dönemden sonra gerek
petrol gerekse emtia fiyatları resesyon endiĢesi ile durulmuĢ ve fiyat artıĢlarında korkulan
olmamıĢtır. Açıklanan geçici verilere göre 2008 enflasyonu % 4.1 olmuĢtur. Onu izleyen
yıllarda %1.2 ve % 4.6 Ģeklinde gerçekleĢmiĢtir (Yunanistan Ġstatistik Kurumu, 2009).
Dış Ticaret, Borç Stoku ve Bütçe Dengesi
Yunanistan‟ın toplam ihracatı 2006 yılında 20,3 milyar dolar iken, 2007 yılında 23,9
milyar dolar olarak gerçekleĢmiĢtir. Yunanistan‟ın toplam ithalatı ise 2006 yılında 64,6 milyar
dolar olarak 2007 yılında 80,7 milyar dolar olarak gerçekleĢmiĢtir. DıĢ ticaret hacminde de
yıllar itibariyle sürekli bir artıĢ görülmüĢtür. 2006 yılında 84,9 milyar dolar olan dıĢ ticaret
hacmi 2007 yılında 104,5 milyar dolar ve 2008 yılında 123 milyar dolar olarak
gerçekleĢmiĢtir.
99 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
Tablo 8: Yunanistan’ın Dış Ticareti (milyar $)
2004 2005 2006 2007 2008
ĠHRACAT 15,7 17,7 20,3 23,9 29,1b
ĠTHALAT 47,4 52 64,6 80,7 93,9b
DENGE -31,7 -34,3 -44,3 -56,8 64,80b
HACĠM 63,1 69,7 84,9 104,5 123b
Kaynaklar: EIU. The Economist Intelligence Unit, Country Report, Greece, January; The EIU Country Report,
Greece Jully 2009 www.countryanalysis.eiu.com/country_reports.html, (EriĢim Tarihi: 20.01.2011)
Ödemeler dengesi göstergelerine göre ithalatının üçte biri oranındaki ihracatıyla
Yunanistan, mal ticaretinde büyük yapısal açığa sahiptir. BaĢlıca ihraç ürünleri, gıda ürünleri,
ham pamuk, tütün, hazır giyim dahil tekstil, kimyasallar, yarı iĢlenmiĢ mineraller, metal
ürünler, çimento ve rafine edilmiĢ petrol ürünleridir. Son yıllarda plastik ürünleri, elektrikli
aletler, iletiĢim cihazları ve eczacılık ürünleri ihracatında artıĢ görülmektedir. Yunanistan,
enerjisi ihtiyacının büyük bir kısmını, bazı gıda maddelerini, hemen hemen tüm taĢımacılık
teçhizatını, makinelerinin ve elektrik aletlerinin çoğunu ithal etmektedir. 1980‟li yıllarda AB
Yunanistan‟ın ihracatında 3/5 ve ithalatında 2/3 paya sahip iken son yıllarda bu durum
özellikle ihracat alanında Balkan ve Doğu Avrupa ülkeleri lehine değiĢmeye baĢlamıĢtır.
AB‟nin son geniĢlemesi sonrasında, Yunanistan‟ın ihracatına bakıldığı zaman; Almanya 2,7
milyar dolar değer ve toplamda %11,5 oranı ile birinci sırada yer almaktadır. Almanya‟nın
ardından 2,5 milyar dolar ithalatı ve %10,7‟lik payı ile Ġtalya ikinci sırada gelmektedir.
Tablo 9: Dış Ticaretin Dağılımı- 1000 dolar (%)
ĠHRACAT TUTAR % ĠTHALAT TUTAR %
ALMANYA 2,741,191 11,5 ALMANYA 9751280 12,8
ĠTALYA 2,526,065 10,7 ĠTALYA 8877471 11,6
KIBRIS 1,524,038 6,4 KIBRIS 4290518 5,6
BULGARĠSTAN 1,521,303 6,4 BULGARĠSTAN 4222237 5,5
ĠNGĠLTERE 1,277,831 5,4 ĠNGĠLTERE 3930294 5
Kaynak: The Economist Intelligence Unit (2010), Country Report, Greece, January.
Öte yandan Yunanistan 16 AB üyesi ülkenin dahil olduğu Euro bölgesinde geçerli ve
Avrupa Birliği ortak para birimi olan Euro‟ya geçiĢini 2001 yılında gerçekleĢmiĢtir. Ancak
Yunanistan 2001‟de Euro bölgesine katılmadan önce, ülkedeki bütçe açığını küçük göstererek
yüzde 3‟ün altında bildirmiĢ ve bu uygulamayı takip eden yıllarda da sürdürmüĢtür. Ayrıca
Goldman Sachs gibi yatırım bankalarının “cross-currency basis swaps” türev enstrümanlarını
kullanarak Yunanistan‟ın (ve diğerlerinin) gerçek borç yüklerinin ne kadar olduğunu Eurostat
gibi istatistik kurumlarından saklamaya yardımcı olduğu daha sonraki zamanlarda ortaya
çıkmıĢtır (Balzi, 2008). Dolayısıyla, Yunanistan‟ın Euro bölgesine girmek için gerekli olan
ekonomik kriterleri gerçekleĢtirmeden Euro alanına girdiği söylenebilir
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 100
(http://www.independent.co.uk/news/world/europe/greece-admits-deficit-figures-werefudged-
to-secure-euro-entry-533389.html, EriĢim Tarihi: 24.02.2011).
Yunanistan için aslında ekonomik kriz yabancı bir kavram değildir. Euro alanına
girdikten sonra düĢen faiz oranları Yunan hükümetini, borçların finansmanında yeni borçlara
sırtını dayamasını kolaylaĢtırmıĢtır. Kendini Euro bölgesinde güvende hisseden Yunanistan
mali bütçe kontrolünü ve kamu harcamalarını gevĢek tutarken diğer taraftan vergi gelirlerinde
ciddi bir artıĢ gerçekleĢtirememiĢtir.
Yunanistan‟da kamu borç stokunun GSYĠH‟ya oranı son on yıldır % 90 seviyelerinin
üzerinde seyretmiĢtir. 2009 sonunda 275 Milyar Euro‟ya ulaĢmıĢtır. Diğer taraftan son olarak
uluslararası derecelendirme kuruluĢlarının yaptığı not indirimi Yunanistan‟ın borçlanma
maliyetinin daha da artmasına neden olmuĢtur. Borç yükü GSYH‟ sının yüzde 120‟si yani
300 milyar Euro olmuĢtur. Yunanistan‟a verilen destek ise 110 milyar Euro düzeyinde
gerçekleĢmiĢtir ki bu tutar GSYH‟sının yüzde 44‟ü, borç stokunun ise yüzde 37‟sini
oluĢturmuĢtur . 2009 yılı sonunda kamu borç stokunun GSYĠH‟ya oranı % 114.6‟ya ulaĢmıĢ
2010 yılı içinde borç stokunun GSYĠH‟ya oranı ise %120 düzeyinde gerçekleĢmiĢtir. Özel
sektörünün toplam dıĢ borcu ise 100 Milyar euro düzeyine ulaĢmıĢtır
(www.http://edition.cnn.com/2010/BUSINESS/02/10/greek.debt.qanda/index.html#, Eğilmez,
2010, EriĢim Tarihi: 01.02.2011).
Tablo 10: Cari Açık ve Kamu Borç Stoku (*)
Dönemler 2005 2006 2007 2008 2009
Cari Açık (Milyar Euro) -12.7 -23.6 -32.4 -34.8 -26.7
Cari Açık (Milyar $) -17.9 -29.7 -44.4 -51.4 -37.2
Cari Açık / GSYĠH -6.4 -11.1 -14.2 -14.4 -11.2
KonsolideKamu BorçStoku (Milyar
Euro) 195.3 204.4 216.4 237.2 -272.3
Konsolide Kamu Borç Stoku / GSYĠH
98.8
95.9
95.6
99.2
114.6
Kaynak: Yunanistan Merkez Bankası, (*)Veriler
(www.bankofgreece.gr/Pages/en/other/AdvSearch.aspx?k=greece%20fiscal, EriĢim Tarihi: 23.03.2011). Internet
adresinden edinilerek oluĢturulmuĢtur.
2009 yılı bütçesi açıklanan verilere göre yaklaĢık 30 Milyar Euro açık vermiĢtir.
Merkez Bankası verilerine göre 2009 yılında gelirler toplamı 55.5 Milyar Euro iken giderler
yaklaĢık 12.5 Milyarı faiz ödemeleri olmak üzere 84.8 Milyar Euro olmuĢtur. Yunanistan
101 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
parlamentosunda 2010 bütçesi ise; 62.2 Milyar Euro gelir, 84.7 Milyar Euro gider ve 22.5
Milyar Euro açık Ģeklinde onaylanmıĢtır.
Tablo 11: Bütçe Rakamları (*)
Milyar Euro GSYĠH‟nın Yüzdesi
2006 2007 2008 2009 2010(t) 2006 2007 2008 2009 2010(t)
Giderler 60.7 67.2 74.9 84.8 84.7 28.5 29.4 30.2 30.4 30
Gelirler 52.5 56.7 60.3 55.5 62.2 24.6 24.8 25.7 26.9 27.5
Bütçe Açığı 8.2 10.5 14.6 29.4 22.5 3.9 4.6 6.1 12.2 9.2
Kaynak: Yunanistan Merkez Bankası, (*)Veriler,
www.bankofgreece.gr/Pages/en/other/AdvSearch.aspx?k=greece%20fiscal, (EriĢim Tarihi: 23.03.2011). Internet
adresinden edinilerek oluĢturulmuĢtur.
Öte yandan Yunanistan dıĢında Ġngiltere, Ġrlanda, Ġspanya yüksek bütçe açıklarının
yanı sıra üye ülkeler arasında en fazla kamu borcuna sahip ülkelerdir. Mevcut durum üzerine
IMF tarafından Euro bölgesindeki ülkelerin uluslararası bütçe koordinasyonunu gerektirecek
yeni bir sisteme yönelik yeni adımların atılması gerektiği yönünde bir teklif gerçekleĢmiĢ,
yaĢanmakta olan ve piyasaları altüst eden krizin tekrarını önlemek için üye ülkelerin kendi
aralarında kısa vadeli mali transferler yapmaları ciddi bir önlem niteliğinde olacağı
vurgulanmıĢtır. Yunanistan gibi AB‟ nin diğer ülkelerindeki bütçe açıklarındaki artıĢın
nedenleri arasında vergi hasılatının yüksek olduğu konut ve inĢaat sektöründe görülen
daralma gösterilmektedir. Bu ülkelerde yaĢanan kredi geniĢlemesi, varlık fiyatlarındaki artıĢ
kriz öncesi dönemde bütçe gelirlerini arttırmıĢ ancak yaĢanan kriz kredilerde daralmaya ve
varlık fiyatlarında düĢüĢe neden olmuĢtur. Bu durum ise bu ülkeleri yüksek bütçe açıklarıyla
karĢı karĢıya bırakmıĢtır. Yüksek bütçe açıkları kamu sektöründeki borçları da arttırmıĢ krize
karĢı önlem niteliğinde sorunlu bankalara yapılan sermaye transferleri ve garantilerin hibe
edilmesi de yine kamu borçlarının artmasında etkili olmuĢtur (Maliye Bakanlığı Strateji
GeliĢtirme BaĢkanlığı, 2010: 7).
Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan 2010 yılının ikinci yarı tahminlerini içeren
rapora göre 27 Avrupa ülkesinin ortalama bütçe açığının rekor bir seviye ile GSYH‟nin
%7,2‟sine ulaĢacağı borç stokunun ise GSYH‟nin %80‟i civarında olacağı öngörülmüĢtür
(European Commission, 2010, EriĢim Tarihi: 30.12.2010). Aynı raporda iyileĢmenin
karĢısındaki temel riskin ise krizin kaynağı olarak kabul edilen finans piyasalarındaki
belirsizlik olduğu belirtilmiĢtir.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 102
Tablo 12: Euro Bölgesi ve AB ülkeleri Rakamları
Euro area 16 2006 2007 2008 2009
Kamu-
Açığı/+Fazlası
Milyon
Euro
-112,048 -55,723 -181,176 -565,111
Kamu
Harcamaları
%
GSYH
46,7 46,0 46,8 50,7
Kamu Gelirleri %
GSYH
45,3 45,4 44,9 44,4
Kamu Borçları Milyon
Euro
5,842,888 5,940,433 6,424,615 7,062,625
Euro area 27 2006 2007 2008 2009
Kamu-
Açığı/+Fazlası
Milyon
Euro
-167,687 -103,584 -285,685 -801,866
Kamu
Harcamaları
%
GSYH
46,3 45,7 46,9 50,7
Kamu Gelirleri %
GSYH
44,9 44,9 44,6 44,0
Kamu Borçları Milyon
Euro
7,172,706 7,265,256 7,697,027 8,690,304
Kaynak: Eurostat (http://Epp.Eurostat.Ec.Europa.Eu/Cache/Ity_Publıc/2-22042010- bp/en/2-22042010-bpen.
pdf), (EriĢim Tarihi: 03.04.2011).
Yukarıdaki tabloda Euro‟nun tek para birimi olarak kullanıldığı 16 ülke ve 27 AB
üyesi ülkenin son dört yıla ait rakamları incelendiğinde 2009 yılında Euro ülkelerinde %-6,3
olarak gerçekleĢen bütçe açığı oranı 27 üye ülkenin ortalamasında ise %-6,8 olarak
gerçekleĢmiĢtir. Borç oranı ise Euro ülkeleri toplamında %78,7 oranında gerçekleĢirken; tüm
AB ülkelerinde ise %73,6 oranına ulaĢmıĢtır.
Bu tablo karĢısında 2009 Ocak ayında Yunanistan genel seçimlerinin ardından
hükümetin değiĢimi sonrasında mali istikrarsızlığın yeniden inĢası için ekonomi politikası
disiplin altına alınmaya çalıĢılmıĢtır.
1- Mali planda, ilk olarak vergilerde artıĢ ve kamu harcamalarını azaltma
hedeflenmiĢtir. 2010 yılında beklenen büyüme oranı ile gerçekleĢen büyüme oranı arasındaki
açığın fazla olması harcamaların kısılmasına etki eden önemli bir neden olmuĢtur. Bu
politikalar geliĢmiĢ diğer ülkelerin ekonomi politikalarının da yeniden gözden geçirilmesi
gerektiği gerçeğini tekrar ortaya koymuĢtur.
2- Nominal borç oranlarının vadeleri de uzatılmıĢtır. Ancak kamusal borç yükünün
azaltılabilmesi için yeni kaynak arayıĢı, diğer ülkelerinde aynı kısıt içerisinde bulunmaları
krizi iyice - derinleĢtirmiĢtir.
3. Taahhütlerin yerine getirilmemesi, güvensizlik durumumun ortaya çıkardığı
psikolojik davranıĢlar, risk priminin artmasına ve satıĢların cesaretlenmesine neden olan
103 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
faktörler giderilmeye çalıĢılmıĢtır. Borçların uzun vadeye yayılabilmeleri sorunu mali istikrar
politikaları ile aĢılmaya çalıĢılmıĢtır (Buiter, 2010: 9)
Yunanistan Ekonomisinin Sektörel Durumu
Krizin kuĢkusuz tarım, sanayi ve daha çok hizmetler sektöründe yansımaları olmuĢtur.
Yunanistan bir sanayi ülkesi değildir. Asıl gelirini hizmetler sektöründen (turizm, deniz
taĢımacılığı, mali sektör gibi) elde etmektedir. Bu tür hizmet gelirleri de büyük ölçüde diğer
ülkelerin talebine bağlı bulunmaktadır. Yani dünyada ticaret belirli bir geliĢme gösteremezken
Yunanistan‟ın deniz taĢımacılığından, turizmden gelir elde etmesi yeterli olmamaktadır.
Tablo 13: GSYİH –Sektörler (%)
2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
Tarım 5.7 5.1 5.1 4.1 3.8 3.3 3.5
Sanayi 12.7 13.1 13.4 13.7 13.3 13.6 14.6
Hizmetler 81.6 81.8 81.5 82.2 82.9 83.1 81.9
Kaynak: Eurostat, http://Epp.Eurostat.Ec.Europa.Eu/Cache/Ity_Publıc/2-22042010- bp/en/2-22042010-bpen.
pdf, (EriĢim Tarihi: 03.04.2011)
Tarım Sektörü
Dağlık arazisi nedeniyle ülke topraklarının yalnızca %26,2‟si iĢlenmektedir ve
iĢlenmekte olan toprakların ise ancak %42‟si sulanabilmektedir. Yunanistan birçok mahsulde
kendi kendine yeten bir ülkedir fakat bazı tahılları, kendisine gerekli et ve mandıra ürünlerinin
geniĢ bir bölümünü ithal etmektedir. Endüstriyel Ģeftali üretiminde lider ülkelerden biridir ve
domates üretiminde en üst sırayı almaktadır. Ülkenin diğer önemli mahsulleri tütün, pamuk ve
Ģekerpancarıdır. Yunanistan balıkçılık filosu, daha eski ve küçük teknelerden komisyon
almayan AB programlarının avantajlarından yararlanabilmeleri için 1990‟ların ortalarında
küçültülmüĢtür. Balıkçılık filosu son on yılın sonlarında tekrar büyüyerek 1998 yılında 8143
tekneye ulaĢmıĢ, ancak bu sayı 1999 yılında tekrar azaltılarak 7716‟ya ve 2000 yılında
7627‟ye indirilmiĢtir. Yunanistan, balık çiftçiliğinde Avrupa‟da üretimin yaklaĢık yarısını
karĢılamaktadır ve lider konumundadır. Yunanistan‟da tarım, ormancılık ve balıkçılığın
GSYĠH‟ye katkısı son yıllarda azalmıĢtır. (http://www.igeme.org.tr, EriĢim Tarihi:
16.01.2011). Tablo 13‟de gibi GSYĠH bileĢenleri incelendiğinde 2009 yılına kadar son 5 yılda
tarım sektörünün payının yıllar itibari ile azalma eğimi gösterdiği görülmektedir. Ancak 2009
sonunda tarım sektörünün GSYĠH içindeki payı küçük bir artıĢla bir artıĢla % 3.5 düzeyine
ulaĢmıĢtır.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 104
Sanayi Sektörü
Yunanistan‟da diğer AB üyesi ülkelere oranla sanayinin ekonomideki payı daha
sınırlıdır. Bu pay son 5 yıl içinde % 13‟ler seviyesinde seyretmeye devam etmektedir. 2006
yılında sanayinin (enerji dahil, inĢaat hariç) GSMH içindeki payı AB resmi istatistiklerine
göre % 13.7 olmuĢtur. Bu pay 2009 yılında % 14.5 Ģeklinde gerçekleĢmiĢtir. Yunanistan‟ın
üretim sektörü Avrupa standartlarına göre daha küçüktür ve 2004 yılında GSYĠH‟nin
%14,2‟si olarak hesaplanmıĢtır. Sektörün GSYĠH‟ye olan katkısı son yıllarda düĢme eğilimi
göstermiĢse de sektör hala ihracatta çok önemli yer tutmaktadır. Ġmalatçı firmaların geneli
küçük aile isletmeleridir. Yunanistan Ulusal Ġstatistik Hizmetlerinin (NSSG) en son yaptığı
sanayi araĢtırmasında listelenen 144. 717 kurulusun %92,5‟i on kiĢiden az isçiyle ve yalnızca
%0,5‟i 100‟den fazla isçiyle çalıĢmaktadır. En geniĢ ve genel olarak en karlı sektör özellikle
hammaddelerini yerel kaynaklardan sağlayan yiyecek, içecek ve tütün gibi tüketim malları
sanayidir. Giyecek ve ayakkabı endüstrisinde, düĢük ücretli Asya ve Doğu Avrupa ülkeleriyle
yapılan rekabet nedeniyle son yıllarda gerileme görülmüĢtür. Bazı Yunan Ģirketleri, özellikle
giyim sektöründe çalıĢanlar, iĢ yoğunluklarını Balkan ülkeleriyle sınırlandırmıĢtır. 1980‟lerde
Avrupa ile artan ekonomik iliĢkiler sonucu, 1950‟li ve 1960‟lı yıllarda kurulan düĢük
teknolojiyle çalıĢan ve daha çok ithalata dayanan sanayi Ģirketlerinin sayısı azalmıĢtır.
Üreticiler, artan ücret maliyetleri sebebiyle, daha yüksek katma değer sağlayan malların
araĢtırmasına girmiĢtir ( www.statistics.gr, EriĢim Tarihi: 05.12.2010, Konya Ticaret Odası,
2009: 16)
Hizmetler Sektörü
Yunanistan‟da hizmetler sektörünün GSYĠH‟ye katkısı çoğu geliĢmiĢ ülkede olduğu
gibi önemli yer tutmaktadır. Hizmetler sektörünün düĢük katma değerli yapısı finansal
sistemin 1990‟lı yıllarda modernizasyonu ile değiĢmiĢtir. Turizm, gemicilik, finans, inĢaat ve
telekom sektörün en önemli kalemleridir. ĠnĢaat dahil hizmetler sektörünün GSYĠH içindeki
payı son 10 yıldır % 80 seviyelerinin üzerinde seyretmektedir. 2008 yılında % 83.1‟e ulaĢan
hizmetler sektörünün GSYĠH içindeki payı 2009‟da % 81.9 olmuĢtur. Yunanistan‟da özellikle
turizm toplam milli gelirde önemli paya sahiptir ve ülkenin döviz gelirleri için hayati önem
taĢımaktadır. Finans sektörünün büyümesi ve telekom pazarının serbestleĢtirilmesi ile
ulaĢtırma ve iletiĢim sektörlerinin önemi artmıĢtır. UlaĢtırma sektörü GSYĠH içindeki payı
son 10 yılda %70 seviyesinin üzerinde seyretmiĢtir.
105 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
Yunanistan’da Kriz Yönetimi, Kurtarma Politikaları ve Sağlanan Mali
Kaynaklar
Son 80 yılda, bir baĢka ifade ile 1929‟daki büyük buhrandan sonra yaĢanan en büyük
ekonomik krize iktidardayken yakalanan YDP lideri Kostas Karamanlis, krizle mücadele için
hükümetin gerekli kararları almasına karĢın daha cesur adımlar atılmasının Ģart olduğunu ve
yeni kararların her kesime fedakarlık yükleyeceğini belirtmiĢtir. Karamanlis uygulanacak
program için güvenoyuna ihtiyaç olduğu gerekçesiyle ve partisinin, etkileri hızla görülmeye
baĢlanan ekonomik krizin sorumluluğunu daha fazla taĢıyamayacak duruma gelmesiyle erken
genel seçim kararı almıĢtır.
4 Ekim 2009‟da yapılan seçimlerde PASOK iki dönem sonra beklentilerin de üzerinde
(% 43.9) oy alarak 160 milletvekilli ile tek baĢına iktidar olmuĢtur. Seçimlerden önce
Karamanlis tarafından % 6.1 olarak açıklanan bütçe açık oranının PASOK tarafından % 12.7
olarak revize edilmesi ve merkezi hükümet konsolide borç stokunun 275 Milyar Euro‟ya bir
baĢka ifade ile GSYĠH‟nın % 114.6‟sına ulaĢması tüm dünyanın dikkatini bir anda
Yunanistan‟a çekmiĢtir (IMF Country Report:2010).
2009 yılının son çeyreğinde geliĢmiĢ ülke ekonomilerinin durgunluktan çıkıĢ sinyalleri
vermesinin hatta krizle mücadelede etkin olarak kullanılan faizlerde 2010 yılının ikinci
yarısından itibaren artıĢa gidilebileceğinin konuĢulduğu günlerde, Yunanistan ekonomisine ait
açıklanan veriler yeni bir krizin tetikleyicisi olabileceğine iliĢkin kaygıları artırmıĢtır. Ayrıca
geçmiĢte Avrupa Birliği‟nin istatistik kurumu Euro Stat‟la bir kaç kez karĢı karĢıya gelen
Yunanistan‟ın Ekim 2009‟da açıkladığı verilere politik müdahale olduğunun anlaĢılması
üzerine; ülkenin istatistiklerinin güvenilirliği çok daha ciddi Ģekilde sorgulanmaya
baĢlanmıĢtır. Yunanistan ekonomisinin yapısal zaaflarından kaynaklanan bütçe, borç, kamu
harcamaları, sosyal güvenlik reformu, kamu teĢekküllerinin bütçe üzerindeki yükü, yabancı
sermaye ilgisizliği, iĢgücü maliyetleri gibi parametrelere iliĢkin çekinceler ekonomistler
tarafından uzunca bir süre dile getirilmiĢtir. AB‟den gelen fonlar ve sübvansiyonlarla palyatif
çözümler yaratıldığını ve popülist politikalarla yapısal değiĢimlerin sürekli ertelendiğini ifade
eden bu kesim 2009 sonunda ülkenin kaçınılmaz olan krizle nihayet yüz yüze kaldığını ve
geçmiĢ uyarılarında ne kadar haklı olduklarını iddia etmiĢtir (T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret
MüĢavirliği, 2010: 42).
Küresel kriz nedeniyle birçok üye ülke Maastricht kriterini karĢılayamamakla birlikte
Yunanistan‟da ulaĢılan borç oranı son yılların en yüksek rakamıdır. Borcun GSYĠH‟ya
oranının % 120‟ye dayanmasıyla ortaya tüm AB üyesi ülkeleri sıkıntıya düĢüren bir tablo
çıkmıĢ ve Yunanistan‟ın sıkı bir biçimde denetim altına alınmasını gerektirmiĢtir. Bir önceki
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 106
hükümet istatistiklerle oynadığı gerekçesiyle suçlanmıĢ bu krizin atlatılması için toplumun
tüm kesimlerinin gelir seviyesine göre belirli fedakârlıklara katlanmak zorunda olduğu
belirtilmiĢtir. Diğer taraftan 2010 yılı bütçe yasası ile 2010–2013 dönemine iliĢkin gözden
geçirilmiĢ istikrar ve ekonomik büyüme programının hayata geçirileceği ve 2012 sonunda
bütçe açığının % 3‟e düĢürüleceği açıklanmıĢtır. Maliye Bakanı Papakonstantinou alınacak
tedbirlerle 2010 yılı sonunda 4 puanlık bir düzeltme beklediklerini belirtmiĢtir. BaĢbakan
Papandreu tarafından açıklanan tedbirler uluslararası kuruluĢlar ve kredi derecelendirme
kuruluĢları tarafından genel olarak olumlu bulunmuĢtur. Ancak sosyal reaksiyonlarının hızı ve
Ģiddeti ile bilinen Yunanistan‟da, fedakârlık beklenen halkın nasıl bir tepki vereceği ve bu
tedbirlerin siyasi kararlılıkla sürdürülüp sürdürülemeyeceği ayrı bir soru iĢareti olarak kaygı
uyandırmıĢtır. Nitekim ülkenin içinde bulunduğu krize rağmen kuzey Yunanistan‟daki
çiftçilerin fedakarlık bir yana destek primi talebiyle traktörlerini kullanarak yaklaĢık bir ay
kadar Bulgaristan geçiĢi dahil ulaĢımı engellemeleri bunun bir göstergesi olmuĢtur.
Yunanistan‟ın ekonomi alanında önemli sorunlarından bir diğeri de kayıt dıĢı ekonominin
büyüklüğüdür. Euro Bölgesinde kayıt dıĢı ekonominin toplam GSYĠH içindeki oranı % 10
civarında seyrederken Yunanistan‟da bu oranın % 30‟dan az olmadığı düĢünülmektedir (T.C.
Atina Büyükelçiliği Ticaret MüĢavirliği, 2010: 49).
2009 yılında uluslararası derecelendirme kuruluĢlarının not indirimi ile ülkenin
borçlanma maliyetleri artması ile petrol fiyatlarında yaĢanan yükselme, net enerji ithalatçısı
olan Yunanistan‟da 60 milyar dolar cari açık vermesine neden olmuĢtur (Somuncuoğlu, 2009:
7).
Bu geliĢmeler sonucunda Uluslararası kredi derecelendirme kurulusu Fitch Ekim
ayında Yunanistan‟ın “A” olan kredi notunu “A-“ye düĢürmüĢtür. Kurumun bu kararında,
hükümetin bütçe açığının GSYĠH‟ya oranına yönelik beklentisini iki katına revize etmesi
etkili olmuĢtur. Yine aynı ay içerisinde bütçe açığı oranı bir kez daha revize edilmiĢ ve yüzde
12,7 olarak belirlenmiĢtir. Kasım 2009‟da ise yeni hükümet, sunduğu son 2010 bütçe
tasarısında, mali durumu düzeltmek amacıyla bütçe açığının, GSYĠH‟ya oranını yüzde 9,1'e
düĢürme hedefi koymuĢtur. Bununla birlikte, 2009'daki yüzde 113,4 olan kamu borç stokunun
GSYĠH'ya oranının, 2010'da yüzde 120'ye çıkmıĢtır. Ancak, AB'nin aynı göstergeler için
yaptığı tahminler çok daha kötümserdir. Hükümetin bu çabasına rağmen piyasalardaki
kaygının giderilmesi yeterli olmamıĢ ve ülkenin risk primi artmıĢtır. Fitch Yunanistan‟da mali
kuruluĢların ve politika çerçevesinin güvenirliğinin zayıf olması ve kamu finansmanında orta
vadeli görünüme iliĢkin kaygılar nedeniyle Aralık ayında, ikinci bir indirimle ülkenin kredi
notunu “BBB+” seviyesine indirirken, not görünümünü de negatif olarak belirlemiĢtir. Fitch‟i
107 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
diğer kredi derecelendirme kuruluĢları takip etmiĢtir (Ġstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali
MüĢavirleri Odası, 2010: 1).
Nitekim Standard & Poor‟s 8 ve 16 Aralık 2009 tarihinde Yunanistan‟ın kredi notunu
“A-“den, “BBB+”ya*** düĢürmüĢtür (Standard&Poor‟s, 2010, EriĢim tarihi:08.03.2011).
Moody‟s ise kredi notunu bir kademe düĢürerek “A2” seviyesinden, “A1”e çekmiĢtir.
Not indirimi yapan derecelendirme kuruluĢları hükümetin alacağı kararları ve daha da
önemlisi uygulayıp uygulamayacağını takip edeceklerini belirterek her an yeni bir not
indirimine de gidebileceklerinin sinyallerini vermiĢtir. 23 Aralık 2009 tarihinde Moody‟s
biraz daha ileri giderek Portekiz ve Yunanistan‟ın borçlarını ödeme konusunda hızlı
davranmaması halinde ekonomilerinin durağanlaĢacağını ifade etmiĢtir. Yunanistan
hazinesinin finansman ihtiyacı için gerekli borçlanmanın maliyeti artmıĢ; 2009 sonunda
Alman ve Yunan tahvilleri arasındaki fark 400 baz puanlara varacak Ģekilde dalgalanma
göstermiĢtir (Ġstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali MüĢavirleri Odası, 2010: 2).
Tablo 14: Seçilmiş bazı ülkelerin kredi notları
ÜLKELER 2004 2010 Moody‟s S&P
Ġrlanda AAA AA+ A1 AA
Ġtalya AA AA- A AA
San Marino AA AA- Baa AA
Ġzlanda AA- BBB- Baa3 BBBEstonya
A BBB+ A1 AMacaristan
A- BBB Baa1 BBB
Letonya A- BB+ Baa3 BB
Litvanya A- BBB Baa1 BBB
Yunanistan A- BBB A2 BBB
Kaynak: Ġstanbul Serbest Muhasebeci ve Malı MüĢavirleri Odası, 2010, s. 2.
S&P‟s notları kendi içinde (-) ve (+) ile alt kategorilere ayırmaktadır. BB ya da 60
üzeri değerlendirme yatırım yapılabilir olarak kabul edilmektedir. Derecelendirmeler ülkenin
makroekonomik finansal ve politik çeĢitli yerel değiĢkenlerden oluĢmakla birlikte dıĢ krizlere
olan hassasiyeti de dikkate almaktadır. Derecelendirme tek bir iĢlem, kuruluĢ veya ülke için
yapılabilmektedir. Ölçüm sırasında geçmiĢe yönelik 15–20 yıllık bir veri tabanı
kullanılmaktadır (ÇalıĢkan, 2010: 10).
Öte yandan Yunanistan‟ın içinde bulunduğu sıkıntılar ve açıklanan istikrar önlemleri
para piyasalarında Euro 'nun değerinde ciddi bir düĢüĢe neden olmuĢtur. Yunanistan‟ın
boyutlarında olmamakla beraber yaĢanan bütçe ve borç sorununun diğer bazı Euro alanı ve
AB ülkelerinde de olması gerçeği piyasaları olumsuz etkilemiĢ, doların değerinin Euro
karĢısında yükselmesine neden olmuĢtur.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 108
Yunanistan‟ın Euro alanı üyesi olarak Maastricht kriterlerine tabi olması nedeniyle
borç yükünün azaltılmasında para birimini devalüe etme ya da faiz oranlarını düĢürme gibi
yollara baĢvuramamıĢtır. Çünkü faiz oranları Avrupa Merkez Bankası tarafından
belirlenmektedir.
Yunanistan‟ın uygulayacağı sıkı para ve maliye politikası ile ekonomiyi rayına
oturtması bu nedenlerden ötürü kolay değildir. Ayrıca alınacak önlemlerin kamuoyunun
tepkisini çekmesi ve sosyal huzursuzluklar yaratması riski de bulunmaktadır ki son dönemde
yaĢanan geliĢmeler bu durumu doğrulamaktadır.
Yunanistan‟ın borçlarını ödeyememe durumuna düĢmesi diğer mali yapısı zayıf
ülkelerde borçlanma faiz oranının aĢırı yükselmesine sebep olarak borç tablosunun daha
kötüye gitmesine neden olmuĢtur. Finansal sorun yaĢayan ülkelerin menkul kıymetlerini ve
geri ödenmeyen kredilerini elinde bulunduran ülkelerin kayıp yaĢaması bütün finansal sistem
ve AB genelinde zincirleme olarak sarsıcı etki yaratabileceği düĢüncesinin yayılmasına yol
açmıĢtır (www.news.com, EriĢim Tarihi:03.07.2010).
Euro Bölgesi‟ne girebilmek için ekonomik göstergeleriyle oynadığı ortaya çıkan
Yunanistan‟ı denetim altına almak isteyen Avrupa komisyonu, Ġstatistik Kurumu Euro Stat‟a
üye ülkelerin yayımladığı istatistikleri denetleme yetkisi vermek için harekete geçmiĢtir.
Ekonomik verilerini çarpıttığı gerekçesiyle Avrupa Birliği tarafından güvenilirliği sorgulanan
Yunanistan, yeni bir olayla daha gündeme gelmiĢtir. Ülkenin 2001‟de AB‟ye üye olduktan
sonra uluslar arası finans kurumu Goldman Sachs‟ın aracı olduğu karmaĢık bir swap sistemi
kullanarak ülkeye döviz ticareti gibi gösterilen yüklü tutarda kredi temin ettiği ve bu Ģekilde
borçlarını gizlemek suretiyle kamu açıklarını AB istikrar ve büyüme paktı‟nın öngördüğü
limitin altında tutarak kurallara yakalanmadan gücünün üzerinde harcama yaptığı ortaya
çıkmıĢtır (Çapanoğlu, 2010: 1).
Yunanistan hükümeti, istikrar ve büyüme paktı kuralları çerçevesinde sunması gereken
ve aynı zamanda içinde bulunduğu krizden çıkıĢ önlemlerini içeren istikrar programını 15
Ocak‟ta Avrupa Komisyonu‟na sunmuĢtur. Bütçe açığının GSYĠH‟ya oranının 2010 yılında 4
puan düĢüĢle % 8,7‟ye, 2011‟de %5,6‟ya, 2012‟de %2,8‟e ve 2013‟te %2‟ye düĢürme planı
çerçevesinde, harcamalarda kısıntı ve vergi gelirlerini artıracak önlemler belirlenmiĢtir. Kamu
borç oranını sırasıyla 2010 yılında GDP‟nin %120,4‟üne, 2011 yılında % 120,6‟sına, 2012
yılında GDP‟nin %117.7‟sine ve 2013 yılında ise %113,4‟üne indirmeyi amaçlamaktadır.
Milli gelirin azalan büyümesini 2010 da %-4 olan büyüklüğünü artıya çevirip ivme
kazandırmak için 2011 yılında %1,5 2012 yılında % 1,9 ve 2013 yılında %2,5 olması
amaçlanmıĢtır (Oxford Analytica, 2010, EriĢim Tarihi 05.03.2011).
109 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
Önlemler paketine ilave olarak akaryakıt vergi oranının arttırılması, emeklilik yaĢ
sınırının yükseltilmesi, kamu harcamalarında kesinti, BaĢbakan ve Milletvekilleri de dahil
olmak üzere kamu kesiminde 2010 yılında zam yapılmaması ve iĢe alımların askıya alınması,
tüm maaĢlarda tavan sınırının getirilmesi gibi politikalar öngörülmüĢtür. Avrupa Komisyonu
ve AB liderleri Yunanistan‟ın programını desteklediklerini açıklamıĢtır. Ancak planın etkin
biçimde uygulanmasını sağlamak amacıyla sıkı gözetim önlemleri alınmasının gereği
üzerinde durulmuĢtur. Komisyon Yunanistan‟ın istikrar programına iliĢkin
değerlendirmesinde bütçe açığının öngörülen hedeflere çekilebilmesi için tavsiyelerde
bulunmuĢtur. Bu kapsamda kamu yönetiminin etkinliğinin artırılmasına yönelik olarak
kapsamlı yapısal reformların gerçekleĢtirilmesi, sosyal güvenlik ve sağlık reformu, iĢgücü
piyasasının iyileĢtirilmesi, bankacılık ve finans piyasalarının istikrara kavuĢturulması gibi
önlemler öngörülmüĢtür. Yunanistan‟ın kamu mali yönetimi ve kontrolünü ciddi Ģekilde ele
alması ve yeniden düzenlemesi, etkinlik, Ģeffaflık ve güvenilirliğinin sağlanması
gerekmektedir. Diğer yandan, ülkenin sosyal güvenlik sistemi harcamalarının bütçedeki payı
diğer AB ülkelerine göre oldukça yüksek düzeyde seyretmektedir. Kamu borçlarının uzun
vadeli çevrilebilirliğinin sağlanması için sosyal güvenlik sisteminin yaĢlanan nüfusun
getirdiği sosyal güvenlik yükünün de göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesi ve sağlık
harcamalarının denetim altına alınması da önemli bir gereklilik olarak görülmektedir.
Faiz politikalarını Avrupa Merkez Bankasından bağımsız olarak belirleme Ģansı
olmayan Karamanlis hükümeti, 20 Aralık 2008‟de 28 Milyar Euro‟luk bir ekonomik destek
paketi açıklamıĢtır. Bankaların riskli kredileri ve piyasanın canlandırılması için
kullandırılacak paketle, daralan iç talebin artırılması ve banka-Ģirket iflaslarının önüne
geçilmesi amaçlanmıĢtır. Hükümetin aldığı bir diğer tedbir ise mevduat hesaplarına 100 bin
Euro‟ya kadar garanti getirilmesi, ödenemeyen konut ve araba kredilerinde 10 bin Euro olan
haciz sınırının 20 bin Euro‟ya yükseltilmesi alınan diğer baĢlıca tedbirler olmuĢtur. Bununla
birlikte Yeni Demokrasi Partisi (YDP) ile Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) arasında
süregelen rekabet ülkenin ihtiyaç duyduğu reformların özellikle vergi reformunun sürekli
ertelenmesine yol açmıĢtır.
AB politikacıları tarafından Yunanistan için önerilen rol modeli Ġrlanda olmuĢtur.
Ġrlanda 2009‟da %12,5 düzeyinde olan bütçe açığını 2014 yılında %2,9‟a çekebilmek için
kamu kesimi ücretlerini %5 ila %15 arasında düĢürmüĢ, sosyal refah harcamalarında ve diğer
kamu harcamalarında kesintiye gitmiĢtir. Harcamalarda yapılan bu sert kesintiler, piyasaların
güvenini AB yardımı olmaksızın yeniden tesis ettiklerinden övgüyle karĢılanmıĢtır. Buna
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 110
karĢın, bu durum Yunanistan‟daki krizin yayılma etkileri sonrası spekülatörlerin daha yüksek
faiz talep etmelerini engelleyememiĢtir (Onaran, 2010, EriĢim Tarihi, 26.02.2010).
Yunanistan‟ı kurtarmak için önde gelen Euro ülkeleri bir kredi sepeti hazırlamıĢtır.
Bunun en büyük donörleri Almanya, Fransa ve Ġtalya olmuĢtur
(http://www.eubusiness.com/news-eu/greece-economy.43y, EriĢim Tarihi: 04.04.2011 ).
Alınan karara göre, Mali Yardım Paketinden bir Euro ülkesinin yararlandırılması için
tüm Euro ülkelerinin ortak karar vermesi gerekecektir. Bunun yanında Avrupa‟da bazı
çevrelerce, Yunanistan‟ın kendi eliyle baĢına getirdiği bu sorunu yine kendisinin baĢ etmesi
gerektiği, muhtemel bir kurtarma planının diğer AB ülkeleri için de kötü örnek olacağı iddia
edilmiĢtir. Özellikle Alman basını, Yunanistan‟ı, üzerine düĢen sorumlulukları yerine
getirmediği gerekçesiyle eleĢtirmiĢtir.
Öte yandan Yunanistan hükümeti tüm finansman ihtiyacına rağmen 2010 yılı
baĢlarında Almanya, Fransa veya diğer AB üyesi ülkelerden ve IMF den borç almak gibi bir
niyetleri olmadığını, ülkeyi ziyaret eden IMF heyetinden de böyle bir talepte bulunmadıklarını
sık sık dile getirmiĢ ve IMF‟den ancak yapılması öngörülen vergi reformu ile ilgili teknik
destek isteyebileceklerini açıklamıĢtır. Ancak bu istek Almanya olmak üzere AB; Euro
bölgesinden bir ülkenin IMF‟den borç para almasının Euro‟nun prestijinin sarsılması
anlamına geldiğini ve kabul edilemez olduğu Ģeklinde sert bir Ģekilde dille eleĢtirilmiĢtir. Bu
açıklamalara rağmen Euro‟nun değer kaybının önüne geçilememiĢ ve Euro, Amerikan Doları
karĢısında son altı ayın en düĢük seviyelerine gerilemiĢtir. Bu süreçte çarpıcı olan, mali
entegrasyonun en baĢarılı kurumu olan Euro Zone‟da yaĢanan sorunların çözümü için AB
tarafından çok detaylı kaleme alınan anlaĢmaların içerisinde kriz yönetim stratejisinin
bulunmamasıdır (Somuncuoğlu, 2009).
2010 yılında en az 50 Milyar Euro dıĢ kaynağa ihtiyacı olan Yunanistan 25 Ocak
tarihinde 5 yıl vadeli bir tahvil ihracı gerçekleĢtirmiĢtir. 25 Milyar Euro talep gelen söz
konusu ihalede Yunanistan 8 Milyar Euro değerinde tahvil ihraç etmiĢtir. Tahvil ihracına
gelen talep nedeniyle 2010 yılı borç finansmanında sorun yaĢanmayacağı ve krizin
atlatılacağına iliĢkin düzelen moraller Ģubat ayı ortalarından itibaren yeniden bozulmuĢtur
(T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret MüĢavirliği, 2010:43).
Yunanistan krizi, bir yandan ülkenin bütçe açığını ve kamu borcunu azaltmaya yönelik
istikrar önlemlerini kararlı bir Ģekilde uygulaması ile çözülmeye çalıĢırken, bu çabaların
baĢarısı için gerekli dıĢ desteğin önemli bir bölümünün AB tarafından karĢılanmasına çok
uzun tartıĢmalardan sonra, nihayet 25 Mart 2010 tarihinde yapılan AB Zirvesinde, -
Almanya‟nın isteksiz tutumuna karĢın- karar verilmiĢtir. 11 Nisan 2010‟da AB ekonomi ve
111 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
maliye bakanları, 25 Mart‟da alınan ilke kararını temel alarak, Yunanistan‟a 30 milyar Euro
tutarında bir yardım sağlama üzerinde uzlaĢma sağlanmıĢtır. Ardından Avrupa Birliği ve IMF
Yunanistan‟ı içinde bulunduğu mali krizden çıkabilmek için gerekli kaynağı sağlayacak
anlaĢmayı imzalamıĢtır. Yardım paketine iliĢkin anlaĢmanın içeriği ve yardım miktarı 2 Mayıs
2010 tarihindeki Euro grup toplantısında Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası
(AMB), IMF ve Yunan yetkililer tarafından karara bağlanmıĢtır. AnlaĢmaya varılan yardım
paketi ile Yunanistan‟a üç yıl içinde 110 milyar Euro mali yardım yapılacağı tespit edilmiĢtir.
Böylelikle, Euro alanı ülkeleri 30 milyar Euro‟su ilk yıl içinde olmak üzere toplamda 80
milyar Euro‟ya kadar Yunanistan‟a karĢılıklı kredi vermeye söz vermiĢtir. Geri kalan 30
milyar Euro‟nun da IMF tarafından karĢılanması öngörülmüĢtür.
Söz konusu yardım planı ile Yunanistan‟ın zayıflayan güvenilirliğinin iyileĢtirilmesi
ve Euro Alanı‟nın istikrarının yeniden sağlanması hedeflenmiĢtir. Yardım paketi gereğince
Yunanistan‟ın, Euro Alanı ülkelerden aldığı yardım miktarını yüzde beĢe yakın bir faiz oranı
ile geri ödemekle yükümlü olacağı tespit edilmiĢtir. Avrupa komisyonu‟nun ekonomik ve
mali iĢlerden sorumlu üyesi Olli Rehn sağlanacak mali yardım fonunda ödemelerin
Yunanistan‟ın yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde yapılacağını ve ayrıca ülkenin
durumunun üç aylık raporlarla sürekli izleneceğini belirtmiĢtir Komisyon yetkilileri IMF‟nin
de kendi değerlendirmesini yapacağını fakat iki kurumun değerlendirmelerinde görüĢ birliği
aranacağını ve bir sonraki kredi diliminin serbest bırakılması için birlikte onay verileceğini
belirtmiĢtir. Üç yılda dilimler halinde tamamlanacak kredilendirme 2013 Aralık ayında son
bulacaktır. Yunanistan aldığı kredinin geri ödemesini 31 Aralık 2016 tarihine kadar
gerçekleĢtirecektir (Ġktisadi Kalkınma Vakfı, 2010, EriĢim Tarihi, 20.02.2011).
Ayrıca AB Yapısal Fonları 4. Paketinde Yunanistan‟a 2007–2013 arasında yaklaĢık 21
Milyar Euro ayrılmıĢtır. Ancak Yunanistan gerek hükümet, gerekse özel sektörden AB
normlarına uygun proje geliĢtiremediği için bu fonların tamamını kullanamamıĢtır
(Yunanistan Ġstatistik Kurumu, 2009).
Kamu sektöründe çalıĢanlara ödenen maaĢlar, enflasyonla mücadelede ve finansal
istikrarın sağlanması en önemli problemlerden birisi olarak görülmeye devam etmektedir.
2010 yılında ülkedeki kriz nedeniyle önce maaĢlara zam yapılmayacağı açıklanmıĢ, ardından
maaĢ ve primlerde kesintilere gidilmiĢtir. Yunanistan‟ın 2008 içinde 6.7 Milyar Euro‟su AB
Komisyonu tarafından onaylanan 8 Milyar Euro kaynağı çeĢitli projelerin finansmanında
kullanması öngörülmüĢtür. Son iki yıldır mal ve hizmet ihracatındaki artıĢın devam edeceği
ve bunlara turizm ve deniz taĢımacılığından elde edilen gelirlerdeki artıĢ beklentisi bir diğer
etken olarak görülmektedir. Ekonomi ve Maliye Bakanlığınca yatırım teĢvik mevzuatı da
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 112
dahil olmak üzere devam eden yapısal reformların ekonomik büyümeye pozitif katkısı
beklenmektedir. 2008 baĢında yapılan projeksiyonlarda özel tüketimde % 3.5, kamu
harcamalarında % 0.7, yatırım harcamalarında % 10.5; ihracat ve ithalatta % 7.5 büyüme
öngörülmüĢtür.
Kamu yatırımlarında tarafsızlık ön planda olmak koĢuluyla öncelikli olan alanları
planlamak ve bütçe içerisinde tasarrufları artırmak temel hedef olmuĢtur. Öte yandan
ekonomi yönetimi tarafından kamu yatırımlarının finansal yönünün güçlendirilmesi ve
yeniden düzenlenerek Avrupa parasal birliği tarafından fonlanması süreci hızlandırılmıĢtır.
Yunanistan‟ın yatırımlarının artıramamasının nedeni Avrupa Birliği ülkeleri içinde en yüksek
harcama yapan ülke olmasıdır. Orta vadede askeri programların mali konsolidasyona katkı
sağlaması için uzun vadeye yayılması planlanmıĢtır. Aynı vadede tasarruf programları için
emeklilik ve genel sağlık sigortası reformununda bu sürece katkı sağlayacağı kurumsal
düzenlemeler yerine getirilmiĢtir. (European Economy Occasional Papers, 2011: 30)
Ayrıca banka mevduat hesapları çıkarılan kanunla 100.000 Euro‟ya kadar garanti
altına alınmıĢtır. Banka baĢına geçerli kanun maddesi ile örneğin 500,000 Euro‟sunu beĢ ayrı
banka mevduatında eĢit olarak tutan gerçek kiĢilerin tasarruflarının tamamını garanti altına
alınmıĢtır. Bunlara ek olarak;
• Ödenmeyen kredilerden dolayı ev ve araba hacizleri için daha önce 10.000 Euro olan
sınır 20.000 Euro‟ya yükseltilmiĢ,
• Hükümet bankaların daha önce verdikleri krediler için uyguladıkları faiz oranlarının
değiĢtirilmemesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapma kararı almıĢtır.
• Piyasadaki nakit darlığını gidermeye yönelik olarak, bankalara 28 milyar Euro
yardım paketi yasa ile onaylanmıĢtır.
• En son yapılan AB Ecofin toplantısında Yunanistan‟da KDV‟nin düĢürülmemesi
bunun yerine kamu harcamalarında artıĢa gidilmesi tavsiye edilmiĢtir.
• Esnaflar kendi aralarında yaptıkları görüĢmeler sonucunda fiyat indirimlerine
yönelmiĢtir. Kredi kartı kullanımında düĢüĢ yaĢanırken, nakit ödemelerde ciddi indirimler
yapılmıĢtır. Ayrıca, mağaza çalıĢma saatlerinde yeni düzenlemelere gidilmiĢtir.
• Ġhracat yapan Ģirketlere bir yıl süre ile 10 milyon Euro tutarında özel destek programı
uygulama kararı alınmıĢtır. Bu destek Ģirketlerin uluslararası pazarlarda ürün ve hizmetlerini
tanıtmaya yönelik (fuarlara katılım, reklam vs.) oluĢturulan olağan dıĢı bir programdır.
• Yunan Ġhracatı GeliĢtirme Merkezi (HEPO) 2009 yılı süresince ihracatçıların birlikte
katıldıkları veya düzenledikleri fuar, ticaret ve alım heyeti ve kongre-seminer gibi etkinliklere
113 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
azami % 70 oranında olmak üzere katkı sağlanması planlanmıĢtır. Bu bağlamda HEPO
bütçesinin ilgili kalemindeki ödenek 9 Milyon Euro‟dan 16 Milyon Euro‟ya çıkarılmıĢtır.
• YurtdıĢında gerçekleĢen etkinlikleri desteklemeye yönelik 3 milyon Euro tutarında
ayrı bir bütçe onaylanmıĢtır. Bütçe üretim, turizm, kültür, yatırım ve yabancı sermaye
alanlarında tanıtım amaçlı olarak kullanılacak ve yurtdıĢında önemli ticaret ve tüketim
merkezlerinde gerçekleĢecek olan etkinlikler Ekonomi, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının
koordinasyonunda yürütülmesine karar verilmiĢtir.
• DıĢ ticaretin ve özellikle ihracatın seyrini takip etmeye yönelik özel bir komite
kurulmasına karar verilmiĢ ve Komite‟nin kriz süresince Milli Ġhracat Kurulu çerçevesinde
faaliyet göstermesi ve iki ayda bir toplanması kararlaĢtırılmıĢtır.
• HEPO‟nun ihracat stratejisi gözden geçirilecek ve konjonktürün gerektirdiği Ģekilde
revize edilecektir. Bu kapsamda HEPO‟nun etkinlikleri, krizden en az etkileneceği düĢünülen
Çin, BirleĢik Arap Emirlikleri ile Yunan ürünlerinin mevcut durumda en çok satıldığı
Almanya, ABD, Romanya, Bulgaristan, Ġngiltere ve Rusya gibi ülkelerde yoğunlaĢması
planlanmıĢtır. Ayrıca, sektör odaklı tanıtım ve reklamlara ağırlık verilmesi hedeflenmiĢtir.
• DıĢ rekabete en fazla açık olan ve krizden önemli derecede etkilenen sektörlere
destek verilecektir.
• Yunan Ġhracatı GeliĢtirme Merkezi HEPO ile Yatırım Ajansı Invest in Greece
arasında geniĢ ve senkronize bir iĢbirliği baĢlatılmıĢtır.
• Otomotiv sektöründe yaĢanan durgunluğun önüne geçmek için ÖTV‟de 4 ay süreyle
otomobillerin özelliklerine göre % 20 ila % 50 oranında indirime gidilmesi, Ģeklinde
önlemler alınmıĢtır (T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret MüĢavirliği, 2009: 76).
Bunlara ek olarak; Yunanistan‟da PASOK Hükümeti krizden çıkıĢ için Ģu önlemleri
almıĢtır:
1. KĠT yöneticilerinin maaĢlarının yüzde 50 indirilerek, yönetim kurulu üyelerinin
sayısının azaltılması,
2. Devlet memurları maaĢlarında tavanın 2000 Euro‟yla sınırlanması,
3. Sosyal güvenlik ve askeri harcamalarda yüzde 10 kesinti yapılması,
4. Yunan Turizm TeĢkilatı‟nın yurtdıĢı bürolarının 1/3‟nün kapatılması,
5. Gayrimenkullerden alınan vergiler artırılması,
6. Polis teĢkilatında vergi kaçakçılığıyla mücadele için özel tim oluĢturulması,
7. Limanların özelleĢtirilmesine hız verilmesi.
8. Kamu çalıĢanlarının maaĢlarından kesinti yapılması,
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 114
9. KDV oranlarının artırılması (Yüzde 4.5, yüzde 5‟e, yüzde 9, yüzde 10‟a, yüzde 19
olan KDV‟nin yüzde 21‟e yükseltilmesi),
10. Ödeneklerde yüzde 12 kesinti yapılması,
11. Emekli maaĢlarının 2010 yılı süresince dondurulması,
12. Akaryakıt fiyatlarının 3 ila 8 cent arasında yükseltilmesidir (Lynn, 2011: 220,
Berberakis www.milliyet.com.tr, EriĢim Tarihi: 20.01.2011).
Yunanistan‟daki kemer sıkma politikasıyla baĢbakan, bakanlar ve milletvekilleri de
dahil olmak üzere, yüksek ücret alan memurların maaĢları dondurulmuĢtur. Emekliye ayrılan
her 5 kamu personeline karĢılık bir kiĢinin iĢe alınması, 12 bin Euro‟nun üzerindeki
kazançlardan yüzde 18 ile 40 arasında vergi getirilmesi, kilise varlıklarının dahi
vergilendirilmesi öngörülmüĢtür. Bu sıkı politikalar ekonomik aktivitelerin Ģiddetle
kınanmasına ve ulusal reaksiyonun artmasına neden olmuĢtur (Grozdev, 2010, EriĢim Tarihi:
07.03.2011).
Öte yandan 2010 yılı vadesi gelmiĢ borçların değerinin 54 milyar Euro‟ya ulaĢması ile
borç seviyesi sınırı aĢmıĢtır. Kamu açığı, yıllardır aĢırı harcama yüzünden ucuz kredi ve
finansal reformları yerine getirmedeki baĢarısızlık kredi oranının faiziyle artmasına neden
olmuĢtur. Yunanistan‟ın her yıl ortalama 40 milyar Euro yeniden finanse etme çabası
olmuĢtur. Yunanistan yüksek faiz maliyetlerini ödemeyebilmesi için bütçenin değerinin
GDP‟ye oranı % 14 olması gerekir. IMF ve Avrupa birliği üç yıllığına 110 milyar Euro Ģartlı
destek vermiĢtir (www.agd.gov.sg, EriĢim Tarihi: 04.03.2011).
Tablo 15: Yunanistan Kurtarma Paketine Yardım Sağlayan Kuruluş ve Ülkeler
ÜLKELER
VEYA
KURULUġLAR
IMF
ALMANYA
FRANSA
ĠTALYA
ĠSPANYA
HOLLANDA
BELÇĠKA
PORTEKĠZ
ĠRLANDA
DĠĞERLERĠ
MALĠ
KAYNAK
MĠLYARE
URO
30 22,4 16,8 14,7 9,8 4,8 3 2,1 1,3 5,1
Kaynak: (www.agd.gov.sg, EriĢim Tarihi: 04.03.2011).
Yunanistan Kurtarma Paketine Yardım Sağlayan KuruluĢ ve Ülkeler Tablo 15‟te
belirtilmiĢtir. IMF tarafından Nisan 2013 yılına kadar Yunanistan‟a verilmesi planlanan mali
yardımın toplam tutarı 30 milyar Euro‟dur. IMF tarafından bugüne kadar 14.6 milyar Euro
115 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
kaynak sağlanmıĢtır. Avrupa Birliği içerisinde yardım sağlayan ülkelerden en yüksek yardımı
22.4 milyar Euro ile Almanya yapmıĢtır.
Öte yandan yapılması planlanan yapısal reformlar; kurumsal düzenlemeler, sektörel
düzenlemeler, ihracat atakları, iĢ çevresi ve iĢçi pazarlarına yönelik olarak hedeflenmiĢtir.
Sektörel düzenlemelerle turizm sektörünün kalkınmasına katkı sağlayacak yeni rekabetçi
piyasalara ulaĢabilmesi, taĢımacılığın geliĢtirilmesi ve maliyetlerin azaltılması hedeflenmiĢtir.
Mali ayarlama desteğiyle hükümetin ve mali kurumların güçlenmesi amaçlanmıĢtır. Gelir
yönetimi reformu ise baĢarılı ve istikrarlı finansal sektör yönetimi ödeme ve likit sistemin
güvenliğini arttırmak noktasında Yunan bankalarının likit sistemlerinin güvenliğinin devam
etmesini sağlayacak yasa kabul edilmiĢtir (IMF Country Report, 2010: 98-128).
Yunanistan ile yapılan stand-by anlaĢması sonrasında her bir görüĢ sonrası sağlanan
kaynaklar Tablo 16‟da yer almaktadır.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 116
Tablo 16: Yunanistan; Stand- By Anlaşması Altında Aşama ve Kullandırımlar
GörüĢ Kullanılabilir
Tarih
Faaliyet Alınan
Milyon
SDR
Alınan
Yüzde
Pay
Toplam
Ödemele
r Milyar
Euro
10 Mayıs 2010 SBA Yönetiminde 4805,9 583,9 5,5
Ġlk GörüĢ 30 Ağustos 2010 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Haziran 2010 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
2162,7 262,8 2,5
Ġkinci
GörüĢ
30 Kasım 2010 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Eylül 2010 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
2162,7 262,8 2,5
Üçüncü
GörüĢ
28 ġubat 2011 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Aralık 2010 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
3604,5 438,0 4,1
Dördünc
ü GörüĢ
30 Mayıs 2011 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Mart 2011 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
2883,6 350,4 3,3
BeĢinci
GörüĢ
30 Ağustos 2011 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Haziran 2011 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
1922,4 233,6 2,2
Altıncı
GörüĢ
30 Kasım 2011 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Eylül 2011 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
1201,5 146,0 1,4
Yedinci
GörüĢ
28 ġubat 2012 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Aralık 2011 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
2403,0 292,0 2,7
Sekizinci
GörüĢ
30 Mayıs 2012 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Mart 2012 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
1441.8 175,2 1,6
Dokuzun
cu GörüĢ
30 Ağustos 2012 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Haziran 2012 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
1441,8 175,2 1,6
Onuncu
GörüĢ
30 Kasım 2012 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Eylül 2012 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
480,6 58,4 0,5
Onbirinci
GörüĢ
28 ġubat 2013 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Aralık 2012 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
1441,8 175.2 1,6
Onikinci
GörüĢ
28 Nisan 2013 Ġlk GörüĢ Tamamlanması
Mart 2013 Performans
Kriteri yerine Getirme ġartı
480,6 58,4 0,5
Toplam 26.432,9 3.211,8 30,0
Kaynak: IMF Country Report, (2010), IMF Staff Projection, Greece Second Review Under The Stand-By
Arrangement-Staff Report; Press Release On The Executive Board Discussion and Statement By The Executive
Director For Greece, Washington: 57-58.
Bütçe açığı ve dıĢ borcuna bağlı olarak karĢı karĢıya kaldığı ekonomik krizle
mücadelede AB ve IMF'nin sağladığı 110 milyar Euro ile Yunanistan‟ın iflastan
kurtarılmasının ardından , 17 ülkenin zirve toplantısından 110 milyar Euro'luk kredinin geri
ödemesinin 7,5 yıla geciktirilmesine ve faiz oranının da yüzde 5,2'den yüzde 4,2'ye
117 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
düĢürülmesine iliĢkin karar çıkmıĢtır. Bu karar sonrasında Yunanistan'ın 6 milyar Euro'dan
fazla kazancı olmuĢtur. Öte yandan AB'nin, üye ülkeleri Yunanistan benzeri krizden
koruyarak, garanti ve destek mekanizması kurmayı amaçlayan 440 milyar Euro'luk yardım
paketine, 2013 yılından sonra 500 milyar Euro'luk bir kaynak daha ilave edilecektir.
OluĢturulan dev paketten sağlanacak kaynakla üye ülkelerin tahvilleri de satın alınabilecektir.
Böylece krizle mücadelede bir koruma Ģemsiyesi oluĢturulmuĢtur. Bu Ģekilde piyasaların
fırsatçılık yapmasının da önüne geçilmesi planlanmıĢtır (www.turkishgreeknews.org/tr,
EriĢim Tarihi:12.03.2011).
Yardım paketi desteği sonrasında Yunanistan‟ın piyasalarda yeterli güvenilirliği
sağlaması halinde, ülkenin tekrar piyasalardan borçlanabileceği ümit edilmiĢtir. Hatta
Yunanistan‟ın taahhütlerini yerine getirebilirse kredi derecelendirme kuruluĢlarının aĢamalı
olarak Yunanistan‟ın kredi notunu yükselteceği ve böylece ülkenin elveriĢli faiz oranlarıyla
piyasalardan borçlanması sağlanacağı düĢünülmüĢtür (www.ikv.org.tr, EriĢim Tarihi:
29.06.2010). Öyle ki Yunanistan‟ın yapısal problemleri aĢacak ve büyümeyi sağlayacak
reformları gerçekleĢtirmesi varsayımından yola çıkarak içinde bulunduğu krizi bir fırsata
dönüĢtürebileceğine iliĢkin görüĢler dahi ileri sürülmüĢtür (Rodrik, 1996: 9-41; Drazen and
Easterly, 2001: 129-157).
Ancak borçların yeniden yapılandırılmasına imkan tanınacak Ģartların oluĢmaması,
ekonomik büyümenin yeniden sağlanamaması, kurtarma operasyonunun zamanında
yapılmamasına bağlı olarak Yunanistan ile birlikte diğer AB ülkeleri zora girmiĢ bunun
üzerine yeni bir kurtarma operasyonuna gereksinme doğmuĢtur. Bu kurtarma operasyonunun
hazırlanacağı zirve öncesinde Fransa CumhurbaĢkanı Nicolas Sarkozy ile Almanya BaĢbakanı
Angela Merkel‟in bir araya gelmesi ile zirveden çıkacak kararların temeli oluĢturulmuĢtur.
Taslak metne göre, Avrupa Atina‟ya kontrollü bir Ģekilde iflasa da izin verdi. Böylece
bankalardan yeni vergiler almadan, borç takasları ve Yunan tahvilleri geri alınarak iflasın
kontrolü sağlanacak. Ayrıca Euro Bölgesi‟nin kurtarma fonu olarak kabul edilen AB Finansal
Ġstikrar Fonu (EFSF), Yunanistan, Ġrlanda ve Portekiz‟e düĢük faiz ve daha uzun vadelerle
kredi vermeye devam edecek. EFSF‟nin Euro Bölgesi‟nde AB/IMF kurtarma fonu
kapsamında olmayan ülkelere de herhangi bir krizle karĢı karĢıya kalmalarını önlemek
amacıyla kredi hatlarının açılabileceği belirtilmiĢtir. Bu bağlamda açıklanan kararlar
Yunanistan‟a yönelik olsa da borç krizi yaĢayan Ġrlanda ve Portekiz‟in yanı sıra krizin
sıçramasından endiĢe edilen Ġtalya ve Ġspanya‟yı da yakından ilgilendirmektedir.
Avrupa‟yı sarsan borç sorununun ele alındığı ve Euro bölgesi maliye bakanlarının
katıldığı 21.06.2011‟de Lüksemburg‟da yapılan zirveden çıkan kurtarma paketine göre ortak
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 118
para birimlerini istikrara kavuĢturmak ve borç krizindeki Yunanistan‟ı kurtarmak için toplam
159 milyar Euro büyüklüğünde yeni bir borç paketi üzerinde uzlaĢmaya varılmıĢtır. Ancak
AB Komisyonu BaĢkanı Jose Manuel Barroso, tarafından “Yeni Marshall Planı” olarak
nitelendirilen Yunanistan‟a ikinci yardım paketi yeni kemer sıkma ve özelleĢtirme
politikalarına hız kesmeden devam etmesini istemektedir. Atina'nın hem ikinci kurtarma
paketinden faydalanabilmek, hem de ilk paketin gelecek ay verilmesi planlanan 12 milyar
Euro‟luk kısmını alabilmesi için harcamalarında 28 milyar dolarlık kesintiye gitmesi
gerekmektedir. Yeni planın Yunanistan'a 2014 sonuna kadar kaynak sağlaması
beklenmektedir.
Öte yandan bankalar da kurtarma paketine 50 milyar Euro‟ya yakın katkıda
bulunacaktır. Bu miktarın 37 milyar Euro‟su ellerinde Yunan tahvilleri bulunan bankaların
„gönüllü‟ katkısı, 12 milyar Euro‟luk kısmı ise borç itfasından oluĢacaktır. Gönüllü katkı,
Yunan tahvillerini 30 yıla kadar vadeli yeni tahvillerle değiĢtirmek, faiz indirimi veya
tahvilleri Yunanistan‟a ucuza geri satmak Ģeklinde gerçekleĢebilecektir. Bankaların bu yolla
Yunanistan‟ın 3 yılda 54 milyar Euro, 2020 sonunda ise 135 milyar Euro kazançlı çıkması
hedeflenmiĢtir.
Ġkinci yardım paketinde Almanya BaĢbakanı Angela Merkel‟in, pakete özel
alacaklıların da katılması ve bankaların ellerindeki Yunan tahvillerinin değerinin kırpılması
konularındaki ısrarcı tutumu ile bir kez daha sözünü geçirmeyi baĢardığı söylenebilir.
Yunanistan‟ın borçlarını kendi baĢına ödeyebilecek hale gelmesinin çok uzun bir süre
alacağı ayrıca Euro Bölgesi'ndeki Ġrlanda, Ġspanya ve Ġtalya gibi ülkelerin mali risklerinin
sürdüğü bir ortamda Yunanistan‟a soluklanmak için zaman kazandırmaktan öteye
geçemeyecektir.
Çünkü gerek Yunanistan gerekse AB‟nin diğer ülkelerinde mali istikrar konusunda
farklı düzenlemeler yapılmasına rağmen, bu düzenlemeler bir anlam ifade etmemekte aksine
potansiyel bir tehlike oluĢturmaktadır (Otero and Panagiotidis, 2008). Mevcut finans sistemi
devam ettiği sürece Euro bölgesi ekonomisinde uzun vadeli istikrar için tehlike sürecek ve
küresel finansal krizin yükü ağırlaĢarak devam edecektir. Dolayısıyla krizin Euro bölgesinde
yayılmasında Avrupa parasal ve mali politikaları büyük rol oynamaktadır.
(www.assignmenthelpexperts.com/sample/Report-Homework-Help-Sample.pdf, EriĢim
Tarihi: 28.03.2011).
Avrupa Parasal Birliği‟nde Ortak para politikası üye ülkeler arasında ekonomi
politikalarının birbirine yakınsaması için tüm üye ülkeler tarafından kabul edilmiĢtir
(www.ecb.europa.eu/pub/pdf/scpwps/ecbwp655.pdf, EriĢim Tarihi: 20.05.2011). Birlik
119 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
içerisinde para politikası Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanmakta iken maliye
politikaları ise ülke hükümetlerince belirlenmektedir (Senn, 1999: 338-382). Avrupa Parasal
Birliği para politikalarının izlenmesinde üye ülkeler için ortak yükümlülük taĢırken aynı
zamanda ana hedef olan fiyat istikrarının sağlanabilmesi için merkez bankasının gerekliliği
önem kazanmıĢtır. Ayrıca üye ülkelerin tam üyelikleri için bazı makro ekonomik değerleri
ortak bir seviyeye yakınsamaları istenmiĢtir. Bunun altında yatan neden ülkelerde olabilecek
bir konjonktürel istikrarsızlığın diğer ülkelere yansımasını engelleyecek bir yapı
oluĢturmaktır. Birlik içinde ortak para biriminin avantajları kadar dezavantajları da vardır.
Euro bölgesinde Avrupa merkez bankası kararıyla enflasyon oranlarındaki artıĢın azaltılmaya
çalıĢılmasında kuĢkusuz ortak para birimi, kolektif davranmayı sağlamıĢtır. 1997-2000 yılları
arasında bir çok üye ülke deneyimi Yunanistan gibi ispanya, Ġtalya, Lüksemburg, Portekiz,
Hollanda ve Euro bölgesinin tamamında enflasyon farklılığının azaldığı görülmüĢtür.
(Siedschlog, 2008: www.suerf.org/download/studies/study20083.pdf, EriĢim Tarihi:
01.06.2011). Öte yandan Parasal birlik içinde üye ülkelerin farklı para birimi yerine ortak para
birimi kullanmaları para politikasında bağımsızlığı ortadan kaldırmıĢtır. Avrupa bölgesinde
ekonomik alanda tek para biriminin oluĢumu sağlandıktan sonra Yunanistan‟ın para
politikasını kendi baĢına uygulayamaması bu krizin Yunanistan açısından derinleĢmesine
neden olmuĢtur (Edirisuriya, 2010).
Yunanistan da olduğu gibi Euro bölgesindeki diğer ülkelerde de finansal krizin
yayılmasında ortak para politikası birimi olan Euro‟yu kullanmaları ve ülkelerin sorunlarını
çözme konusunda bağımsız para politikası uygulayamamaları etkili olmaktadır.
Tüm bu geliĢmeler Avrupa Para Birliği‟nin kuruluĢ aĢamasında yetkililer tarafından da
belirtildiği üzere, tek bir para birimi oluĢumunun asla salt bir ekonomik karar olarak
değerlendirilemeyeceğini ve parasal birliğin geleceğinin siyasi bütünleĢme yönünde atılacak
adımlara da bağlı olacağını göstermektedir. Nitekim AB üyesi ülkelerde yaĢanmakta olan
ekonomik krizde uygulanan ekonomi politikalarından elde edilen sonuçlar, Avrupa Birliği‟nin
nihai hedefi olan siyasi birliği gerçekleĢtirip gerçekleĢtiremeyeceği yönünde de önemli bir test
olacaktır.
Sonuç
Yunanistan gerek küresel finans krizinin gerekse de kamu sektörü borç yükünün
tetiklediği krizle karĢı karĢıyadır. Aslında Yunan kamu sektörü finansman açıkları uzunca bir
süredir bilinen bir olgu. Yunanistan‟ın yanı sıra Portekiz, Ġrlanda ve Ġspanya kamu sektörü
borç yüklerinin de sorunlu olduğu biliniyor. Kamu borçlanması diğer AB ülkelerinde olduğu
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 120
gibi Yunanistan‟da da sermayenin birikim krizinin, kamu maliyesi krizine çevrilmesini
sağlamıĢtır. Bu bağlamda Yunanistan‟ın Ģu anda içinde bulunduğu ekonomik krizin hem
dıĢsal hem de içsel nedenlerinin olduğu söylenebilir.
AB‟nin zayıf halkasının yaĢadığı bu kriz pek çok kanaldan AB‟nin diğer üye
ülkelerine yansıması temelinde bazı endiĢeleri de gündeme getirmiĢtir.
EndiĢelerden birisi Yunanistan‟ın borçlarını ödeyememe durumuna düĢmesinin diğer
mali yapısı zayıf ülkelerde borçlanma faiz oranının aĢırı yükselmesine yol açacağı dolayısıyla
borç tablosunun daha kötü hale geleceği iken, bir diğer endiĢe ise finansal sorun yasayan
ülkelerin menkul kıymetlerini ve geri ödenmeyen kredilerini elinde bulunduran ülkelerin
kayıp yaĢamasının bütün finansal sistem ve AB genelinde zincirleme olarak sarsıcı etki
yaratacağıdır.
Nitekim bu endiĢelerdeki haklılık zaman içerisinde doğrulanmıĢtır. Krizin Avrupa
Birliği üzerindeki etkileri önemli boyutta ulaĢmıĢ Ġngiltere, Ġrlanda ve Ġspanya gibi milli
gelirlerinde mali hizmetlerin payı yüksek olan ülkelerde ciddi sorunlar görülmüĢtür. Küresel
krizin etkilerinden biri olarak yaygınlaĢmaya baĢlayan tüketici güveni kaybı ve dünya ticaret
hacminin daralması yalnızca bu ülkeleri değil, dünyanın sayılı ihracatçılarından biri olan
Almanya ekonomisini de zora sokmuĢtur. Bununla birlikte birliğe yeni üye olmuĢ bazı
ülkelerde krizden olumsuz etkilenmiĢtir. Letonya‟da milli gelirin %20 oranında azalması,
Macaristan ve Romanya‟nın da Uluslararası Para Fonu‟na baĢvurmak zorunda kalmaları bu
etkilerden bazılarına örnek olarak gösterilebilir. Yani küresel finansal krizin ikinci aĢaması
olarak görülen AB ülkelerindeki krizle birlikte dünyanın yarısı sorunlu duruma düĢmüĢ
bulunuyor.
AB‟nin en zayıf ekonomik halkası Yunanistan bu ekonomik krizden kurtulabilmek
için AB ve IMF tarafından üç yıl içerisinde toplam 110 milyar Euro‟luk yardım öngören bir
anlaĢma imzalanmıĢ, bununla birlikte Yunanistan‟ın 2014‟e kadar GSYH‟nın %14‟üne kadar
ulaĢan bütçe açığının AB istikrar paktınca öngörülen %3 rakamına çekmesi hedeflenmiĢtir.
Yeni borç bulmakta ve eski borçlarını kapatmakta zorlanan Yunanistan‟ın yanı sıra Ġspanya
ve Portekiz‟de de hükümetler, bütçe açıklarını daha hızlı aĢağı çekmek için ek harcama
kısıntıları yapma kararı almıĢtır.
Bu bağlamda Yunanistan baĢta olmak üzere Avrupa ülkelerinde yaĢanan kriz ile;
1-Euro bölgesinin sürdürülemez hale geldiğine iliĢkin argümanlar artmıĢtır. Gerçekten
de Yunanistan‟ın AB ve Euro bölgesi üyesi değil de bağımsız bir ülke olsaydı, belki parasını
devalüe edebilecek, para ve kredi musluklarını açarak, enflasyon yoluyla iç borcunu
121 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
aĢındırma, pazarlık yoluyla da dıĢ borcunu erteleme, hatta moratoryum ilan etme yoluna
gidebilecekti.
2- AB‟nin Ekonomik ve parasal birliğin temel eksikliği olan ekonomik ve mali
politikalarda kurumsallaĢmıĢ bir koordinasyon mekanizması oluĢturması ve hatta bazı üye
devletlerin itirazı tamamen kalkarsa olası krizlerle mücadele etmek için ortak bir fon kurması
için bir fırsat olarak görülmüĢtür. Yani Yunanistan/ Ekonomik ve Parasal Birlik /Euro
krizlerinin ekonomik politika koordinasyonun güçlendirmek için bir olanak yaratacağı,
AB‟nin Tek Pazar ve Euro‟yu sürdürülebilir kılmak için yeni bir sosyo-ekonomik uzlaĢmaya
ihtiyacı olduğu görülmüĢtür.
Ancak bu krizlerin yalnızca ekonomik açıdan değerlendirilmeleri miyop bir bakıĢ
olacaktır. Çünkü krizin dıĢ politikaya da yansımaları olmuĢtur. Ġçinde bulunduğumuz
koĢullarda, AB bu testte baĢarılı bir performans sergileyememiĢtir. Öyle ki AB Yunanistan‟ın
mali krizi ile mücadelesinde baĢarılı olması için ülkeye kaynak aktarımı konusunda çok uzun
süre isteksiz davranmıĢtır. Örneğin AB‟nin ve Euro Bölgesi‟nin en büyük ekonomisi
Almanya, Yunanistan basta olmak üzere borç disiplinine bağlı kalmayan “savurgan ülkelere”
kaynak aktarımını onaylamamıĢtır. Yunanistan‟ın AB tarafından kurtarılması halinde benzer
özellikler gösteren Ġrlanda, Portekiz ve Ġspanya‟nın da kapıda beklediği bir gerçeği üzerinde
durulmuĢtur. Ayrıca söz konusu ülkelerin yardım garantisiyle borç disiplininden
uzaklaĢmasından çekinilmiĢtir. Sorumluluğun Yunanistan‟a ait olduğunu, böyle bir AB
yardımının ancak IMF desteği söz konusu olduğunda sağlanabileceğini vurgulanmıĢtır. Ancak
IMF‟nin çözüm önerileriyle gelmesinin AB‟nin var olma nedenini sarsacağı düĢüncesiyle
yaklaĢım pek de gerçekçi olmayan bir diğer alternatif olarak sunulmuĢtur.
Öte yandan Almanya ve Fransa gibi AB‟nin zengin ülke finans piyasalarının bir diğer
kaygısı da bankalarının, basta Yunanistan olmak üzere Ġspanya, Ġrlanda ve Portekiz‟den
alacaklarının olmasıdır. Dolayısıyla Yunanistan'ın olası borç krizinin diğer zayıf ülkelerde
daha Ģiddetli hissedilmesi Alman ve Fransız bankacılığını da derinden etkileyecektir. Daha
açık bir ifadeyle, Yunanistan‟ın borçlarını ödeyememe durumuna düĢmesi diğer mali yapısı
zayıf ülkelerde borçlanma faiz oranının aĢırı yükselmesine sebep olarak borç tablosunun daha
kötüye gitmesine yol açacaktır.
Tüm bu geliĢmeler doğal olarak AB‟de dayanıĢma ilkesinin sarsıldığı yönünde bir
izlenim oluĢturmuĢtur. Öyle ki geliĢmeler AB‟nin baĢarılı dıĢ politika aracı olan geniĢleme
politikasına da yansımıĢ ve AB‟nin yeni geniĢlemeler konusundaki isteksizliği iyice
belirginleĢmiĢtir. Ekonomik kriz ile yeni üye olan bazı ülkelerde demokrasiye ve serbest pazar
ekonomisine geçiĢ aksamıĢ ve isteksizliğin artmasına neden olmuĢtur. Doğal olarak bu durum
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 122
AB‟nin üyelik koĢullarının güvenilirliğinin azalmasına ve reform sürecinde oynadığı katalizör
rolünü iyice zedelenmesine yol açmıĢtır. Nitekim Yunanistan 2001 yılında AB‟ye üye
olduğunda kamu borcunun GSYĠH‟ya oranı %101,5 ile yine yüksek düzeydedir ve yıllar
içinde, olması gereken % 60 seviyesine inememiĢtir. Borç stokunun sürdürülemez oluĢu ve
küresel finansal krizin buna rastlamıĢ olması Yunanistan‟ı iflasın kıyısına getirmiĢtir.
GeliĢen bu olumsuzluklar sonucunda AB Yunanistan‟ın yaĢadığı borç krizini
aĢabilmesi ve bölgesel ekonomik geliĢimin devamlılığı için isteksiz ve gecikmeli de olsa
yanında olduğunu göstermiĢtir. Ancak bu yardım da AB‟nin kaygısı yalnızca Yunanistan'ın
krizden kurtarılması olmamıĢtır. Ġki ateĢ arasında kalan AB‟nin en önemli amacı diğer
ülkelerin tedirginliğini güncel kılmamak ve Ġspanya ve Portekiz‟in krize girmesinin
engellenmesi bağlamında AB fonlarından destek sağlamıĢtır. Ancak;
-Kurtarma operasyonunun zamanında yapılamaması,
-Yunanistan‟ın aldığı fonları etkin alanlarda kullanılmasını sağlayacak reformları
gerçekleĢtirememesi,
-Borçların yeniden yapılandırılmasına imkan tanınacak Ģartlar oluĢmaması,
-Ekonomik büyümenin yeniden sağlanamaması,
-Yapılan harcama ve reformların hesap verebilirlik ve kamu Ģeffaflığı gözetilerek
kamuoyunun bilgilendirilememesi ve toplumun bu düzenlemeleri benimsememesi nedeniyle
destek Yunanistan‟ın krizden çıkıĢı için yeterli olmadığı gibi krizin Ġspanya Portekiz ve
Ġrlanda‟ya sıçraması da engellenememiĢtir.
Nitekim Yunanistan ile birlikte diğer AB ülkelerinin ekonomik darboğaza girmeleri
yeni bir kurtarma operasyonuna gereksinimi doğurmuĢtur. 21.06.2011 tarihinde
Lüksemburg‟da yapılan ve Euro‟nun kaderini belirleyecek olan zirveden, Yunanistan ve zor
durumdaki diğer Euro üyesi ülkelere destek kararı çıktı. Bu yeni kurtarma operasyonuna göre
ortak para birimlerini istikrara kavuĢturmak ve borç krizindeki Yunanistan‟ı kurtarmak için
toplam 159 milyar Euro büyüklüğünde yeni bir borç paketi üzerinde uzlaĢmaya varılmıĢtır.
Yunanistan'a 2014 sonuna kadar kaynak sağlamasının beklenildiği ikinci yardım paketinde
yeni kemer sıkma ve özelleĢtirme politikalarına hız kesmeden devam etmesi ve bankaların da
kurtarma paketine 50 milyar Euro‟ya yakın katkıda bulunması istenmiĢtir. Ancak
Yunanistan‟ın büyüme olmadan bu krizden çıkması oldukça zor görünüyor. Ġç talep
çoğalmadan ve ihracat artırılmadan da büyümenin gerçekleĢmesi imkansız. Devlet eliyle
canlanma yaratma umudu borç krizi nedeniyle tamamen tükenmiĢ durumda. Ki zaten
Yunanistan‟a kemer sıkma politikası önerildi. Öte yandan canlanma için devletin tek baĢına
kemer sıkması da yeterli değil. Ülkenin kamu açığı o kadar büyük ki kamuyu küçültüp güven
123 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
tazeleyerek iç talebi artırmak pek imkan dahilinde görünmüyor. Ġhracat içinde rekabet gücü
gerekiyor. Bu da ancak verimlilik artıĢı ya da Euro‟dan çıkıĢ ile sağlanabilir görünüyor.
Bu bağlamda yeni kurtarma paketi, hem Yunanistan‟a soluklanma imkanı verip ve
hem de AB krizine yönelik çözüm iradesinin ağır basmaya baĢladığını gösterse de;
1- Avrupa fikrini ve Euro‟ya olan güveni devam ettirecek bir güce sahip
olabilecek mi? Yani para birliğinin korunması sağlanabilecek mi?
2- Para birliği korunarak krizden çıkılabilecek mi?
3- AB, krizleri kötü yönettiği Ģeklindeki görüĢü silebilecek mi? (AB
anlaĢmalarında ekonomik ve mali politikaların koordinasyonuna iliĢkin kesin hükümlerin
bulunmamasının da etkisiyle, krizle ortak mücadele konusunda çok baĢarılı bir performans
sergileyemedi)
4- Uluslararası derecelendirme kurumları bu geliĢmeleri nasıl değerlendirecek?
5- Büyüme ve rekabet sorunu çözülebilecek mi?
Bu soruların yanıtlarını önümüzdeki günlerde yaĢanılacak geliĢimlerde bulabileceğiz.
Ancak Euro bölgesinde para politikaları Frankfurt‟taki Avrupa Merkez Bankası tarafından
yürütülen, buna karĢılık her bir üye ülkenin rekabet, ücretler ve vergiler gibi maliye politikası
araçlarını kendi inisiyatifinde bulundurduğu ve bütüncül bir yapı sergilemediği göz önüne
alındığında para politikalarıyla uyumsuz maliye politikaları uygulamalarına iliĢkin son
zirvede de herhangi bir karar çıkmaması zirvenin önemli bir eksikliği olarak
değerlendirilebilir. Öte yandan zirvede alınan kararlara rağmen zirve sonrasında Moody‟s
Investors Service‟in, Yunanistan'ın yerel ve yabancı para cinsinden tahvil notlarını Caa1‟den
Ca‟ya indirmesi ve kredi notları için 'geliĢen görünüm' değerlendirmesinde bulunması dikkat
çekicidir.
Moody's yaptığı açıklamada AB'nin destek programı ve büyük finansal kuruluĢların
borç takası önerilerinin özel sektör kreditörlerinin Yunan devlet tahvillerinde önemli
ekonomik kayıplara uğramalarına yol açacağını savunması ve özellikle borç takası
tamamlandıktan sonra Yunanistan'ın mevcut ve yeni ihraç edeceği menkul kıymetleri için risk
profilinin yeniden değerlendirileceğini belirtmesi zirveden çıkan kararlara çok umut
bağlanmaması gerektiğinin sinyallerini vermekte ve konuda çok olumlu bir düĢünce
içerisinde olunmadığını göstermektedir.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 124
SON NOTLAR
*Doç. Dr., Abant Ġzzet Baysal Üniversitesi, Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi, Ġktisat Bölümü, Bolu.
**Doktora Öğrencisi, Abant Ġzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ġktisat Anabilim Dalı,
Bolu.
KAYNAKÇA
BALZĠ, B. (2008), “How Goldman Sachs Helped Greece to Mask its True Debt”, Der Spiegel,
02/08/2010,http://www.spiegel.de/international/europe/0,1518,676634,00.html, EriĢim
Tarihi:8.10.2010.
BERBERAKĠS, T. (2010), „KomĢu Yüzünü IMF‟ye dönüyor‟. www.milliyet.com.tr., EriĢim Tarihi:
20.01.2011.
BUĠTER H.W. (2010), „Greece and the Fiscal Crisis in the EMU‟, Chief Economist, Citigroup Ebrahim
Rahbari Economist, Citigroup, ss. 5.
ÇALIġKAN,Ö.V. (2010), „Kredi Derecelendirme KuruluĢları ve Risk Değerlendirme Kriterleri‟,
web.sakarya.edu.tr/...Derecelendirme/4104uygulamali%20calisma.Pdf.
ÇAPANOĞLU, S,G. (2010), „Economic Development Foundation IKV Brief‟ , The Debt Crisis In
Greece and The Euro Zone, April.
DEMĠR,F. ve ERMĠġOĞLU,E. KÜÇÜK, A. KARABIYIK,A. (2008), „BDDK Strateji GeliĢtirme Daire
BaĢkanlığı‟, ABD Mortgage Krizi, ÇalıĢma Tebliği,Ağustos,ss.1-4.
DURUSOY, S.(2009), „Kriz Sonrası Küresel Kapitalizmin Geleceği‟,Alternatif Politika, Cilt.1, Sayı.3,
ss.363-389.
DRAZEN, A. AND WĠLLĠAM, E.( 2001), Do Crises Induce Reform? Simple Empirical Tests of
Conventional Wisdom‟, Economics and Politics, Vol. 23, No. 2, ss. 129–157.
EDĠRĠSURĠYA, P. (2010), „Money and Capital Markets‟. Australia: McGraw-Hill Publication for
Department of Accounting and Finance.
ERALP, N. A. (2010), Avrupa Birliği‟nde Neler Oluyor?, Türkiye Ekonomi Politikaları AraĢtırma Vakfı
Değerlendirme Notu, Nisan.
EĞĠLMEZ, M. (2010), „Yunanistan Bu Borcu Geri Ödeyebilir mi?‟ www.radikal.com.tr. EriĢim Tarihi:
01.02.2011.
EUROPEAN ECONOMY OCCASIONAL PAPERS, (2011), „The Economic Adjustment Programme for
Greece Third Review‟, Directorate-General for Economic and Financial Affairs, Winter ,ss, 30
EUROPEAN COMMĠSSĠON, (2010), European Economic Forecast – Spring 2010, Directorate-
General for Economic and Financial Affairs, Brussels.
http://ec.europa.eu/economy_finance/eu/forecasts/2010_spring_forecast_en.htm, EriĢim tarihi:
30.12.2010.
125 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
EUROSTAT (2010), (http://Epp.Eurostat.Ec.Europa.Eu/Cache/Ity_Publıc/2-22042010-bp/en/2-
22042010-bp-en.pdf). EriĢim Tarihi: 03.04.2011.
FRANKEL,J. (2008),‟Origins of the Financial/Economics Crisis‟, (http://
topics.blogs.nytimes.com/2008/12/26/origins-of-the economic-crisis-in-one-chart, EriĢim
Tarihi:22.05.2009.
GALLINO, L. (2007),‟KüreselleĢme ve EĢitsizlik‟, (Çev:Durdu Kundakçı), Ankara:Dost Kitapevi.
GROZDEV,D. (2010), „Debt Crisis in Greece Calls For Better Financial Oversight‟, Economic
Research Center,November, www.csub.edu/kej/documents/weekly_updates/.pdf, EriĢim Tarihi:
07.03.2011.
IMF, Global Financial Stability Report (2008),‟Systemic Risks and Restoring Financial Soundness‟,
World Economic and Financial Surveys, ISSN 0258-7440, April
http://www.imf.org/external/pubs/ft/gfsr/2008/01/pdf/text.pdf, EriĢim Tarihi: 11.03.2011.
IMF, World Economic Outlook Database, April (2009),
http://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2009/01/weodata/index.aspx, EriĢim Tarihi: 15.03.2011.
IMF COUNTRY REPORT, (2010), „IMF Staff Projection, Greece Second Review Under The Stand-By
Arrangement-Staff Report‟, Pres Release On The Executive Board Discussion ; and Statement By The
Executive Director For Greece, Washington, ss. 57-58.
IMF COUNTRY REPORT, (2010), Greece,, Economist Intelligence Unit, February.
ĠGEME, (2011), (http://www.igeme.org.tr/arastirmalar/ulke_sek/index.cfm?sec=ara), EriĢimTarihi:
16.01.2011.
ĠSTANBUL SERBEST MUHASEBECĠ VE MALĠ MÜġAVĠRLERĠ ODASI (2010), „‟Küresel Kriz 10 Ülkeyi
Reyting Tahtından Ġndirdi‟‟, Sayı: 02, ss.1-2.
ĠKTĠSADĠ KALKINMA VAKFI, (2010),Avrupa Birliği ve IMF Yunanistan‟a Sağlanacak Yardım Paketi
Üzerinde AnlaĢmaya Vardı. (http://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/), EriĢim Tarihi: 29.06.2010.
JOHNSTON, D.( 2008), “Yoksulluk ve BölüĢüm”, Neoliberalizm, Saad-Filho, Alfredo ve Johnston,
Deborah (ed.), Yordam Kitap, Ġstanbul,, ss. 225-35.
KAMĠNSKY, G., LYONS, R. and SCHMUKLER, S. (2008), “Managers, Investors, and Crises: Mutual
Fund Strategies in Emerging Markets,” Journal of International Economics 64(1), ss. 113-34.
KARANTĠNOS, D.(2009), The Ġmpact Of Financial Crises Upon The Economy ,SYSDEM
Correspondent For Greece, January, www.eu-employment-observatory.net/.../Greece-
ImpactOfFinancialCrisisOnEconomy.pdf , EriĢim Tarihi: 07.03.2011.
KONYA TĠCARET ODASI, (2009), Yunanistan Cumhuriyeti Ülke Raporu Etüt-AraĢtırma Servisi,
Haziran.
LYNN, M. (2011), Bust: Greece, The euro And Sovereign Debt Crisis, Published by John Wiley and
Sons ,Inc Hoboken , New Jersey.ss. 220-224.
MANDEL, E. (1991), Kapitalist GeliĢmenin Uzun Dalgaları, (Çev:Doğan IĢık), Ġstanbul Yazın Yayıncılık
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 126
MARK, J., HOLMES, J.O., and PANAGĠOTĠDĠS, T. (2008), „Are Eu Budget Deficit Stationary‟,
Department Of Economics Discussion Paper Series. Ağustos.
MALĠYE BAKANLIĞI STRATEJĠ GELĠġTĠRME BAġKANLIĞI, (2010), „‟Küresel Krizin Ardından AB
Ekonomisi‟‟, Ankara. ss.7.
MĠTSOPOULOS, M. and PELAGĠDĠS, T. (2011), „Understanding the Crisis in Greece From Boom to
Bust‟, ss.136-140.
NELSON,R.M. and BELKIN,P.MIX,D.E. (2010), Greece‟s Debt Crisis: Overview, Policy Responses,
and Implications, Congressional Research Service Report for Congress, April,
www.cfr.org/content/.../CRS%20-%20Greece%20Debt%20Crisis.pdf, EriĢim Tarihi: 04.03.2010.
ONARAN,Ö. (2010), Mali Kriz mi Yoksa Bir BölüĢüm Krizi mi? (www.sdyeniyol.org/index.php/teori/325-
mali-kriz-mi-yoksa-bir-boelueuem-krizi-mi), EriĢim Tarihi: 26.02.2010.
OXFORD ANALYTĠCA, (2010), The Greek Crisis and The EU, Oxford Analytica Conference Call,
February, www.oxan.com/.../OA_OCC_The_Greek_Crisis_.pdf, EriĢim Tarihi: 05.03.2011.
ÖNĠġ, Z.ve ERDOĞDU, M. (2002), “11 Eylül ve Dengeli KüreselleĢme”, Foreign Policy,Ocakġubat,
ss.14-20.
ÖZEN, A. (2002), “GeliĢmiĢ ve GeliĢmekte Olan Ülkelerde Bütçe Açığının GeliĢimi” Maliye Dergisi,
ss.21-41.
POGORELEC, S. (2006), „Fiscal and Monetary Policy in Enlarged European Union‟,European Central
Bank, Retrieved August, from http://www.ecb.europa.eu/pub/pdf/scpwps/ecbwp655.pdf. EriĢim Tarihi:
20.05.2011
Resolution of the European Council on the Stability and Growth Pact, Amsterdam (1997),
CouncilRegulation (EC) 1466/97, and Council Regulation (EC) 1467/97,
http://ec.europa.eu/economy_finance/sgp/legal_texts/index_en.htm.
RODRĠK, D.(1996), “Understanding Economic Policy Reform,” Journal of Economic Literature, Vol. 34,
ss. 9–41.
SENN, P. R. (1999), „Monetary Policy and the Definition of Money‟, Journal of Economic Studies, 26,
4/5, ss. 338-382.
SAPMAZ, Y. (2004), Pazar AraĢtırma ve Ġhracatı GeliĢtirme Merkezi, Yunanistan Ülke Raporu, T.C.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi GeliĢtirme ve Destekleme Ġdaresi BaĢkanlığı
Nisan.
SIEDSCHLAG, I. (2008), „Macroeconomic Differentials and Adjustments in the Euro Area‟, Retrieved
August, (http://www.suerf.org/download/studies/study20083.pdf.) EriĢim tarihi 01.06.2011
SOMUNCUOĞLU, T. (2009), Yunanistan Büyükelçiliği, Ticaret MüĢavirliği, Yunan Ekonomi Raporu,
Yunanistan Ülke Raporu T.C. BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı Ġhracatı GeliĢtirme Etüt Merkezi.
STARK S, L, and BUCKLEY, B,F. (2008), Montly Market Monitor, OTC, Washington, April (Aktaran,
Demir, ve ErmiĢoğlu, Küçük, Karabıyık, BDDK Strateji GeliĢtirme Daire BaĢkanlığı, ABD Mortgage
Krizi, ÇalıĢma Tebliği.
STANDARD&POOR‟S (2010), Greece‟s Debt Crisis, Its Implicatıons For Stocks and The Broader
Global Economy, fc.standardandpoors.com/ondemand/public/content/download.vm?hnd...,EriĢim
Tarihi: 08.03.2011.
127 Serap Durusoy & Ömür Şamiloğlu
ġENGÖZ, T .(2009), http://www.finans.ekibi.net/forum/kondratieff-dalgalari-tuncer-sengoz-t-3218.htm
TAYLOR, J.B. (2009), Getting Off Track. Stanford: Hoover Institution Press.
TSOULAKĠS, L.( 2010), “We can‟t go on like this: Greek debt crisis and Euro”, ELIAMEP Special
Paper, March .
TSOULAKĠS, L. And OLAF, C. ROGER, L. (2009), An Eu “Fit For Purpose” Ġn The Global Age : Can
We Rise To The Challenge ? www.policy-network.net”, Autumn.
T.C. ATĠNA BÜYÜKELÇĠLĠĞĠ TĠCARET MÜġAVĠRLĠĞĠ, (2009),Yunanistan Ekonomisi GeliĢmeler
Beklentiler ve Türkiye ile Ticareti, Ekim, Atina.
T.C. ATĠNA BÜYÜKELÇĠLĠĞĠ TĠCARET MÜġAVĠRLĠĞĠ, (2009), Yunanistan‟ın Genel Ekonomik
Durumu ve Türkiye Ġle Ekonomik-Ticari ĠliĢkileri (2008) Haziran Atina.
T.C. ATĠNA BÜYÜKELÇĠLĠĞĠ TĠCARET MÜġAVĠRLĠĞĠ, (2010), Yunanistan‟ın Genel Ekonomik
Durumu ve Türkiye Ġle Ekonomik-Ticari ĠliĢkileri (2009) Mayıs Atina.
THE EIU COUNTRY REPORT, (2009), Greece, Jully.
www.countryanalysis.eiu.com/country_reports.html, EriĢim Tarihi: 20.01.2011.
THE ECONOMIST INTELLIGENCE UNIT, (2010), Country Report Greece,
http://www.alacrastore.com/country-snapshot/Greece, EriĢim Tarihi: 02.01.2011.
ULAGAY, O (2009), Küresel ÇöküĢ ve Kapitalizmin Geleceği, Ġstanbul :Özgür Yayınları
YUNANĠSTAN ĠSTATĠSTĠK KURUMU,(2009). Economist Intelligence Unit & Eurostat and National
Statistical Service; Ministry Of Economy And Finance ; Bank Of Greece;And IMF Satff Estimates.
YUNANISTAN MERKEZ BANKASI,
(www.bankofgreece.gr/Pages/en/other/AdvSearch.aspx?k=greece%20fiscal),EriĢimTarihi: 25.12.2010
(www.worldwidetax.com) ,EriĢim Tarihi: 15.01.2011.
WENT, R.( 2001), KüreselleĢme: Neo-Liberal Ġddialar Radikal Yanıtlar, (Çev.Emrah Dinç),Ġstanbul:
Yazın Yayıncılık.
www.edition.cnn.com/2010/BUSINESS/02/10/greek.debt.qanda/index.html# Greece's Financial Crisis
Explained, How big are these debts?, EriĢim Tarihi: 30.03.2010.
www.agd.gov.sg/Doc/Greek_Debt_Crisis.pdf ‟Ġnsight to Greek Debt Crisis‟,(2010),What‟s the Problem
in Greece?, EriĢim Tarihi: 04.03.2011.
www.turkish.cri.cn/741/2010/12/17/1s130169.htm,2010‟ Lizbon AntlaĢması'nda DeğiĢiklik Ġçin GörüĢ
Birliği Sağlandı‟, EriĢim Tarihi: 17.12.2010.
www.bloomberght.com/.../866423-yunanistanda-issizlik-orani‟,‟‟Yunanistan'da ĠĢsizlik Oranı % 14,8
oldu‟‟, (2010), EriĢim Tarihi: 09.03.2011.
www.news.com, Greek Debt Crisis Affects Europe, World Economy, EriĢim Tarihi: 03.07.2010.
http://www.independent.co.uk/news/world/europe/greece-admits-deficit-figures-were-fudged-tosecure-
euro-entry-533389.html, EriĢim Tarihi: 24.02.2011.
Alternatif Politika, Cilt. 4, Sayı. 1, 84-128, Şubat 2012 128
http://www.eubusiness.com/news-eu/greece-economy.43y, EriĢim Tarihi: 04.04.2011.
http://www.statistics.gr, EriĢim Tarihi EriĢim: 05.12.2010.
http://www.turkishgreeknews.org/tr/euro-bolgesi-nden-atina-ya-sevindiren-haberler-geldi-5303.html,
„Euro Bölgesi'nden Atina'ya sevindiren haberler geldi‟, EriĢim Tarihi: 12.03.2011.
http://www.assignmenthelpexperts.com/sample/Report-Homework-Help-Sample.pdf, EriĢim Tarihi:
28.03.2011