Cilt 9, Sayı 2, Haziran 2017
       

Mustafa KARAHÖYÜK

MODERN ÖTESİ DÜNYADA YASALARIN MEŞRUİYETİ

ÖZ. Soğuk Savaş’ın ardından neo-liberal politikaların dünya siyasetine hâkim olmasıyla siyasal liberalizmin süreçleri, araçları ve kavramları ülkelerin iç siyasetlerini yürütmede temel aktör oldu. Yasaların meşruiyeti ise yaklaşık iki yüzyıldır, liberalizmin bir getirisi olan anayasalcı, normatif hukuk anlayışı ve temelini kişi hak ve hürriyetlerinden alan anayasaya dayalı yönetim aracılığı ile sağlanmaktadır. 2000’li yıllar sonrası ise liberalizm iktisaden yoluna devam etse de, anayasalcılık bağlamında, siyaseten liberal politikalar çeşitli ülkeler nezdinde sekteye uğramaktadır. İktidara gelen sağ, otoriter ve popülist liderler normların mutlak bağlayıcılığı hususunun sınırlarını zorlayarak kararcılık (desizyonizm)  paradigmasıyla açıklanabilecek davranışlara meyletmektedirler. Bu çalışmada yasaların meşruiyetinin liberal anayasalcı düzleminin sarsıldığı iddiası öne sürülmüştür. Bu “epistemolojik kopuş” liberal değerlerin yerine kararcı öğeleri geçirmektedir.  Bu iddia, Anayasalcılık ve Kararcılık paradigmalarının ikilemi üzerinden tartışılmıştır. Anayasalcılık paradigması pek çok liberal düşünür üzerinden tartışılmışken kararcılık paradigması için Carl Schmitt’in görüşlerine odaklanılmıştır. Bunun nedeni, kararcı paradigma bağlamında en yaygın bilinen teorisyen olması, kararcı literatürde Schmitt’in oldukça geniş bir yer kaplaması ve Schmitt’in eserlerinde bu paradigmaya sık sık yer vermesidir.

Anahtar Kelimeler: Anayasalcılık, Carl Schmitt, Kararcılık, Liberalizm, Normativizm.

ABSTRACT. The processes, tools and concepts of political liberalism have become the fundamental factors in executing the domestic politics of countries since the dominance of neo-liberal policies in the world politics after the Cold War. The legitimacy of the laws has been ensured for about two centuries through constitutional and normative sense of law, which is brought by liberalism, and constitutional administration based on the rights and freedoms of the people. Although liberalism continues on its way from economics after the 2000s, liberal politics have been interrupted in various countries in the context of constitutionalism. The right-wing, authoritarian, and populist leaders in power tend to push the boundaries of absolute bindingness of norms and are inclined to the behaviors that can be explained by the paradigm of decisionism. It is argued in this study that the liberal constitutional aspects of the legitimacy of laws have been distressed. This “epistemological break” substitutes decisionist ones for liberal values. This argument has been discussed through the dilemma of constitutionalism and decisionism paradigms. While the constitutionalism paradigm was discussed over many liberal thinkers, Carl Schmitt’s views were focused on for decisionism paradigm. The reason why he is the most widely known theorist in the context of the decisionist paradigm, Schmitt has a very large footprint in the decisionist literature, and Schmitt frequently has addressed it in his works.

Keywords: Constitutionalism, Carl Schmitt, Decisionism, Liberalism, Normativism.



MODERN ÖTESİ DÜNYADA YASALARIN MEŞRUİYETİ
Mustafa KARAHÖYÜK
Alternatif Politika, Cilt 9, Sayı 2, Haziran 2017