Cilt 5, Sayı 2, Eylül 2013
Ayşegül BOZAN

Politikleşme Ve Siyasal Katılımı Etkileyen Faktörler: Adalet Ve Kalkınma Partisi Gençlik Kolları Örneği

Türkiye'de günümüz gençliğinin siyasete katılımını inceleyen akademik çalışmalar ve saha araştırmalarının önemli bir bölümünün ortak tespiti 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında doğan gençlerin büyük çoğunluğunun siyasete ve geleneksel siyasal partilere mesafeli bir tutum benimsediği yönündedir. Zira, gençlik kollarında siyasi katılım yolunun açıldığı 1997 senesinden itibaren gerçekleştirilen bir çok araştırma, konvansiyonel ya da konvansiyonel olmayan yollarla siyasete katılan gençlerin oranının oldukça düşük kaldığına, ortalama %10'u geçmediğine işaret etmektedir. Bu yaygın 'siyasete katılmama' durumu, akademik çalışmalarda, 1980 askeri darbesi sonrası  siyaset  alanına  getirilen  baskılar,  neo-liberal  politikalarla birlikte oluşan  bireyci  tutum, gençlerin politik alandaki yozlaşma ya da klientalizm gibi durumlara dair eleştirileri ve varolan siyasi partilerle özdeşleşme problemleriyle açıklanmaktadır.

Diğer  taraftan,  söz  konusu  siyasi  katılımın  düşüklüğü  olgusu  siyasete  katılan  gençleri katılıma teşvik eden faktörler üzerine de düşündürmektedir. Gençlerin büyük çoğunluğunu geleneksel bir siyasi partide angaje olmayı tercih etmediği güncel durum içinde siyasete katılan gençleri farklı kılan nedir? Bu gençleri siyasi katılıma teşvik eden etkenler nelerdir? Bu etkenler arasında temsiliyetini bulmanın özdeşleşmenin rolü nedir? Başka hangi faktörlerden bahsedilebilir?

Bu makale, gençlik ve siyasal katılım konusunu angaje gençlerin perspektifinden, Adalet ve Kalkınma Partisi'nde aktif olarak çalışan gençler üzerinden ele almayı amaçlamaktadır. Siyasete katılım gösteren gençler arasında en yüksek oranda aktif üyeye sahip olması ve partinin yükselen seçim oranlarında kadın ve gençlik kolları üyelerinin aktif angajmanlarının payı siyasal katılıma götüren süreci AKP gençleri üzerinden incelemeye değer kılmaktadır. Makale verileri doktora tezi kapsamında 2010 senesi Mayıs-Ağustos ayları arasında Anadolu'nun altı ilinde gerçekleştirdiğimiz

63  görüşme içeren  bir  saha araştırmasına  dayanmaktadır. Araştırmada  elde edilen  politikleşme hikayeleri aile, politik lider, sosyal çevre, politik içerik, bireysel beklentiler şeklinde ayırdığımız beş faktörün gençleri siyasal katılıma teşvik ettiğini göstermektedir. Politik parti ve liderle özdeşleşme olgusu yanında, gençlerin birincil ve ikincil sosyalleşme alanlarında politikanın etkin varlığının politikleşme ve siyasal katılımı sağlamada önemli ölçüde etkili olduğu görülmektedir.

Anahtar kelimeler:  Siyasal Katılım, Siyasal Toplumsallaşma, Gençlik, Islami Hareket, Adalet ve Kalkınma Partisi

FACTORS AFFECTING POLITICAL PARTICIPATION OF THE YOUTH THE CASE OF THE JUSTICE AND DEVELOPMENT PARTY YOUTH COMMISSION

ABSTRACT:

Most of the fieldwork-based academic studies on the political participation of youth in contemporary Turkey show a weak level of engagement in the young generations born after the coup d'état of 12 September 1980. The level of political participation in conventional and unconventional modes – as revealed by these studies – is generally no higher than %10. This attitude is explained with reference to pressures exerted by the military after the 1980 golpe, to individualistic behaviors in the context of neo-liberal politics, to critiques expressed by the youth concerning the corruption and clientalistic nature of the political system.

 

On the other hand, even though the general level of political participation among the youth is very low, there are others who are actively engaged. What are the factors that motivate these young people to be members of traditional political parties?

This article aims to analyze the topic of political participation of the youth in Turkey from the perspective of those engaged in the Justice and Development Party. What makes the youth of the JDP an important case is their high level of engagement and their activism during electoral campaigns, which led to an increase in the party's votes. This article is based on data collected in a fieldwork  realized  in  six  cities  of  Anatolia  between  May  and  August  2010.  It  contains  63 interviews. Political engagement stories obtained in this research show that five factors have motivating effects on the political participation processes of the youth: those are family, political leader, social milieu and political context, individualistic expectations. Beside the role of the identification with the political leader, the politicization of primary or secondary socialization spaces of the young people is also determinant in their decision to join to the JDP.

Key  Words:  Political  Participation,  Political  Socialization,  Youth,  Islamic  Movement, Justice and Development Party

GİRİŞ:

Bu makalede Adalet ve Kalkınma Partisi`nde aktif siyasi katılım gösteren gençleri bu parti içinde çalışmaya yönlendiren etkenler ile söz konusu gençlerin politikleşme süreçleri incelenmeye çalışılacaktır. Amacımız 2000'li yılların Türkiye'sinde gençleri siyasette aktif olmaya iten faktörleri Adalet ve Kalkınma Partisi gençliğinin bireysel politik hikayeleri üzerinden değerlendirmektir.

1980 sonrası kuşak gençlerinin siyasetle ilişkisini inceleyen güncel akademik çalışmalar ve saha araştırmalarının büyük çoğunluğunun vardığı ortak tespit, 12 Eylül darbesiyle siyaset alanına getirilen baskılar ve beraberinde uygulanan neoliberal politikalar sonucunda 80 sonrası doğan kuşaklarda siyasi katılıma mesafeyle yaklaşan bir tutumun oluştuğudur. Zira, gençlik kolu kurma yasağının kalktığı 1997 senesinden itibaren gerçekleştirilen akademik çalışmalar konvansiyonel ya da kovansiyonel olmayan yollarla siyasete katılan gençlerin oranının oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Araştırmamız konvansiyonel yollarla siyasete katılım üzerine olduğu için, bu minvalde veriler üzerinden ilerlersek, örneğin, ARI Hareketi tarafından 1999, 2003 ve 2008 senelerinde gerçekleştirilen “Türk Gençliği ve Siyasal Katılım” başlıklı bir seri araştırmanın bulguları,  Türkiye`de  herhangi  bir  siyasi  partinin  gençlik  örgütüne  üye  olan  gençlerin  oranını

1999`da %10.0, 2003`te %8.3, 2008 yılında da %9.0 olarak ortaya koymuştur (Erdoğan, 2009:78). Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (Tüses) tarafindan Ağustos-Kasım 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilen başka bir araştırma da benzer bir sonuca işaret etmektedir. Bu araştırmaya göre de, Türkiye'de gençlerin sadece %9'u aktif ya da pasif anlamda her hangi bir siyasi örgütle ilişki halindedir. %91.17'siyse herhangi bir siyasi parti veya gençlik örgütüne üye değildir ya da politik  parti  ya  da  örgütler  tarafından  düzenlenen  hiçbir  faaliyete  katılmamaktadır  (Boyraz,

2009:59). Sonuç olarak, bu ve bunun gibi 2000`li yıllarda gerçekleştirilen bir çok araştırma kovansiyonel yollarla siyasetle ilişkili gençlerin oranının ortalama olarak %10`u geçmediğini, aktif anlamda çalışan gençlerin oranının ise daha da düşük olduğunu göstermektedir.1

80 sonrasi gençliğinin bu siyasete mesafeli tavrını inceleyen Lüküslü, sivil toplum kuruluşlarında çalışan ya da hiç siyasi katılım göstermeyen gençlerin politik alanı yozlaşmış, klientalist, sert, değiştirilemeyen ve otoriter figürlerle kırılganlaşmış bir alan olarak gördüğünü ifade etmektedir. Eleştirel bir bireycilik içinde olan bu gençler kendi taleplerine cevap vermeyen politik sistemi sorgulamakta, bu yüzden de geleneksel bir politik partiyle özdeşleşememektedir (Lüküslü, 2010: 223). Bunun yanında, 80`lerden sonra gençlerin siyasi partilerde katılımı düşük olsa  bile,  bu  dönemde  gerçekleşen  dinsel  ve  etnik  referanslı  kimlikleşmeleri  ve  siyasileşme

1   Benzer sonuçlar veren araştırmalar için bkz. Kentel, Ferhat; Türk Gençliği 98: Suskun Kitle Büyüteç Altında, Istanbul Mülkiyeliler Vakfı Konrad Adenauer Vakfı, 1999m Istanbul; Kazgan, Gülten; Istanbul Gençliği Gençlik Değerleri Araştırması, Istanbul Bilgi Universitesi Yayinları, 2006. Istanbul,

süreçlerini gözardı etmemek gerektiğini de ekleyen yaklaşımlar bulunmaktadır. Konvansiyonel veya konvansiyonel olmayan siyasi, sivil her hangi bir yapıda bulunmasalar bile Kürt Hareketi veya Islamcı Harekete dahil gençler düşünüldüğünde, 80 sonrasında politize olmuş gençlerin sayısının pek az olmadığı da ifade edilmektedir. (Taşkın, 2009:111; Tuğal, 2002:38)

Bu durumda, siyasi partilerde aktif olarak çalışan az oranda genci incelemeye değer kılan temel sorulardan biri, bu gençleri siyasete katılmaya teşvik eden faktörlerdir. Başka bir deyişle, Türkiye'deki gençlerin büyük çoğunluğunun geleneksel bir siyasi partide aktif olarak çalışmayı tercih etmediği, siyasi baskı ortamıyla oluşan çekinceler, varolan partilerle özdeşleşme problemleri ya da iş bulma kendini geliştirme dertlerinin siyasi angajmandan daha önemli görülmesinden dolayı gençlerin siyasi örgütlere kendilerini adamayı tercih etmediği bir dönemde, hangi faktörler bu küçük azınlığın siyasete ilgi duymasını sağlamıştır? Bu etkenler arasında temsiliyetini bulmanın özdeşleşmenin rolü nedir? Gençleri politikaya ilgili bireyler haline getiren veya siyasi katılıma teşvik eden başka hangi faktörlerden bahsedilebilir? Siyasal katılıma etki eden faktörlerin partide çalışmaya ilgisiz olan ya da mesafeyle yaklaşan gençler üzerindeki etkileri nelerdir?

Çalışmamız  bu  sorulara  Adalet  ve  Kalkınma  Partisinde  aktif  olarak  çalışan  gençler üzerinden cevap aramayı amaçlamaktadır. Politik partilerde çalışan gençler arasında %34 ile en fazla siyasi katılım oranına2  ve Türkiye'deki illerin büyük çoğunluğunda aktif örgütlü bir yapılanmaya sahip olması AKP'yi siyasi katılım ve gençlik konusu etrafında da incelemeye değer kılmaktadır. Zira, Adalet ve Kalkınma Partisi ya da Fazilet ve Refah Partileri üzerine yapılan bir çok çalışmada belirtildiği gibi, bu yapılanmaların seçim başarılarının en önemli sebeplerinden bir tanesi de, yerelde partinin tanıtılmasını sağlayan kadın kolları ya da gençlik kolları üyelerinin aktif çalışmalarıdır. (Ayata, 2008: 368; White, 2002)

Araştırma  verilerimiz,  esasen  doktora  tezi  kapsamında,  2010  Mayıs-Ağustos  tarihleri arasında Anadolu`nun alti ilinde (Antalya, Aksaray, Kayseri, Sivas, Ordu, Van) gerçekleştirilen 63 görüşmeye dayanmaktadır. Gençlerin politikleşme öykülerini içeren görüşmeler hayat hikayesi ve derinlemesine mülakat metodları bir arada kullanılarak  gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine mülakat tekniğinin dayandığı sosyolojik yaklaşım toplum üyelerini, sosyal yapıların taşıyıcısı, pasif temsilcilerden ziyade (agent), toplumsal olanın  aktif üreticisi  -ve dolayısıyla, önemli bilgilerin sahibi- bireyler olarak görmektedir (Kauffman, 2004: 23). Bu yaklaşım içinde kişilerin algılarının,

2   Tüses araştırması verilerine göre % 18 ile en fazla üyeye sahip ikinci parti BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) araştırma yapıldığı dönemdeki adıyla  o zamanki adıyla DTP (Demokratik Toplum Partisi) dir. AKP siyasete katılan gençler arasında en fazla yandaşa sahip parti olsa da bu partinin genel içindeki oranı düşünüldügünde DTP'den sonra ikinci parti konumuna geldiği de  ifade edilmektedir. Araştırmada MHP hariç AKP veya CHP gibi kitle partilerinde çalışan gençlerin sayısının bu partilerin yandaşlarına oranla daha az olduğu, küçük partilerin ise yandaşlarına oranla daha fazla katılımcıya sahip oldukları değerlendirmesi de yapılmaktadır. Bkz Boyraz C.; Gençler Tartışıyor Siyasete Katılım ve Çözüm Önerileri, Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı, 2008, Istanbul, ss. 60-61

söylemlerinin kendi değer sistemleri aracılığıyla içeriden analiz edilmesine önem verilir. Gençlerin politikleşme süreçlerinin analizinde de böyle bir bakış açısının gerekliliğine inanılmış ve siyasi katılıma götüren ortak noktaların özel anlam ve tecrübelerle derinleştirerek ortaya konulmasına çalışılmıştır.

Saha araştırmamızda görüştüğümüz 19-31 yaş aralığında bulunan 63 genç, sadece partinin düzenlediği etkinliklere katılan, üye konumunda gençler değildir. Gençlik kollarında her hafta düzenlenen  komisyon  toplantılarına  katılan,    teşkilat  işleri,  dış  ilişkiler,  halkla  ilişkiler  gibi birimlerde sorumluluk üstenen ve büyük  çoğunluğu iş ve okul  hayatlarına dair sorumlulukları partideki görevleriyle birlikte götüren kişilerdir. 21 kadın, 42 erkekten oluşan3  63 görüşmecinin eğitim durumları da şu şekildedir: 3 genç ilk okul mezunu, 1 genç ortokul mezunu, 17 genç lise mezunudur.   Araştırmanın   gerçekleştiği   dönemde   11   genç   Akdeniz   Üniversitesi,   Erciyes Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Van Üniversitesi gibi yerel kurumlarda, 10 genç ise çeşitli açık öğretim programlarına kayıtlı olarak üniversite eğitimlerini sürdürmekteydi. Üniversite mezunu olan 20 genç ise avukatlık, mimarlık, ögretmenlik, halkla ilişkiler uzmanlığı ya da ticari içerikli çeşitli meslek alanlarında çalışmaktaydı.

Görüşmeci gençlerin önemli bir bölümü, 90'lı yıllarda sağ siyasal gelenekten partilere oy vermiş ya da bu partilerde aktif olarak görev almış ailelerin çocuklarıdır. Örneklemimiz içinde Refah Partisi ya da Fazilet Partisi gibi Milli Görüş Hareketi partilerine oy veren ailelerden gelen gençler  daha  yoğunlukta  olmakla  birlikte  (29  genç),  bu  on  yıllık  süreçte  MHP-BBP  gibi muhafazakar milliyetçi çizgide partilere oy vermiş ailelerin çocukları -ya da evvelde bu polıtik gelenek içinde angaje kişiler- (15 genç) veya DYP-ANAP gibi merkez sağ parti geleneğinden gelen gençler de bulunmaktadır (12 genç). Araştırmamızda ailesi DSP, CHP gibi Kemalist sol siyasi gelenekten partilere (4 genç) ya da HADEP-DEHAP-DTP gibi Kürt hareketini siyasi alanda temsil eden   partilere   oy   veren   gençlerle   de   görüşüldü   (2   genç).   Bununla   birlikte,   bu   gençler örneklemimizde küçük bir gruba tekabül ettiği için alan yelpazesinin ağırlıklı olarak evvelde sağ gelenekten partilere oy veren ailelerin çocuklarından oluştuğunu söyleyebiliriz.

Gençlerin Adalet ve Kalkınma Partisi'nde aktif çalışmaya götüren hikayeler incelendiğinde aile, politik lider, sosyal çevrenin yerel siyasi içeriğin etkisi şeklinde dört faktörün tek başına ya da bir arada bulunarak siyasi katılımı teşvik ettiği görülmektedir. İlerleyen bölümlerde bu etkenler mülakatlarla  birlikte  ele  alınacaktır.  Son  bölümde  de,  gençlerin  bireysel  beklentilerle  (parti

3 Gençlik kolları -özellikle küçük Anadolu illlerindekiler- erkek üyelerin daha ağırlıklı oranda bulunduğu yapılanmalardır. Bu yüzden, saha araştırmasında kimi illerde kadın kollarındaki genç üyeler aracılığıyla genç kadın oranı arttırılmaya çalışılmıştır. Zira kadın kollarında da daha çok evli ve 30 yaş üstü bir kadın profili ağırliklı olduğu için parti içindeki genç kadın temsiliyetinin azlığı alan yelpazesine de yansımıştır.

aracılğıyla iş bulabilme gibi) siyasi katılıma dair algıları, katılım sürecinde bu türden beklentilerin rolü, bunu yanında siyasi angajmanın getirdiği bireysel kazanımlardan bahsedilecektir.

Ailenin Rolü:

Siyasal katılım, “bireysel politik algı, fikir ve tavırların oluşum süreçlerine ve mekanizmaları”şeklinde tanımlanan siyasal toplumsallaşma sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Madeleine Grawitz ve Jan Leca, 1985: 170 ). Bu yüzden siyasal katılımı incelemek, gençlerin politik düşüncelerinin ilk oluştuğu süreçlerin temeline inerek değerlendirmeyi gerektirmektedir.

Siyaset sosyolojisi araştırmalarının bir kısmı, bireylerin politik yaklaşım biçimlerini oluşturma sürecinde ilk sosyalleşme alanları olan aileye oldukça önemli bir rol atfetmektedir (Boy,

1978:73-102; Michelat&Simon, 1977; Pecheron, 1985: 840-891). Zira, siyasi veya sosyal normlar, değerler ve pratikler bir kuşaktan öbür kuşağa doğrudan ya da yeniden üretilerek aktarılabilmektedir (Pecheron, 1985: 840-891). Bunun yanında, anne ve babayı rol model alarak edinilen toplumsal değerler de siyasal değer ya da işaretlerden arınmış değildir. İlk sosyalleşme döneminde edinilen sosyal kimlik, siyasal boyutta anlamlara da tekabül edebilmektedir (Bargel, 2009:510). Bu durumda aile hem doğrudan siyasi değerlerin, hem de politik anlamlarla da örtüşen toplumsal değerlerin aktarıcısı rolünü edinmektedir.

Görüşmeci gençlerin büyük çoğunluğu için de aile, öncelikle dini kimlikleşme sürecinin başladığı ilk alandır. Gençlerin önemli bir bölümünün islami bilgi ve pratiklerle, ailede anne ve baba ya da rol model başka figürlerin davranış biçimlerinin gözlemleyerek, onlardan ilk bilgilerini edinerek tanıştıkları görülmektedir.4 Bu anlamda, evvelde ifade edildiğı gibi, ailede edinilen toplumsal dini değerler ve yaşam biçimleri beraberinde gelen siyasi referansların da işaretlerini barındırmaktadır.

Sonrasında  aile,  gençlerin  dinle  bağlantılı  ya  da  dışında  politik  düşünceleri  ve  algı biçimlerini edinmeye başladıkları ilk sosyalleşme ortamıdır. Bu fikirsel aktarım öncelikle hane içerisinde yapılan sohbetler, muhabbetler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu yüzden ailede siyasi konuların ne derece sıklıkla konuşulduğu sorusu gencin siyasileşme derecesini etkileyen önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.5  Saha araştırmasında görüşülen gençlerin önemli bir bölümü,

4   Özlem Avcı Istanbulda yaşayan dindar üniversite gençliği üzerine araştırmasında benzer bir tespitte bulunmaktadır.

Gençlerin Islama dair bilgi ve pratikleri ilk edindikleri alanın aile olduğunu ifade etmektedir. Bkz. Avcı, Ö.

Istanbul'da Dindar Üniversite Gençliği: Iki Dünya Arasında, Iletişim Yayınları, 2002, Istanbul. ss. 114-118

5   Bu konuda Tüses tarafindan gerçekleştirilen   gençlik araştırmasının verileri Turkiye genelindeki oranın tahmin edilenden cok daha düşük olduğunu göstermektedir. Araştırmaya göre, gençlerin %54.92'sinin ailele ve akrabalarıyla hiç siyaset konuşmadıklarını belirtmiştir. %16.06 oraninda kişi haftada birden az, %18.25”si haftada bir gun,

 

 

politikleşme hikayelerine kendi aileleri içinde yapılan sohbetlerde ülke siyasetine verilen önemden, politik konuların evlerinde ne derece sıklıkla ele alındığından bahsederek başlamışlardır. Örneğin Antalya'dan bir görüşmecimiz ailesinde gördüğü siyasi sohbet ortamını şu şekilde tasvir etmiştir:

 

 

"G: Politikayla ilgilenmeye, size enteresan gelebilir, ortaokulda herkes spor programları izlerken ben haberlere ilgi duyardım, hep bir yandan haberleri takip etmek isterdim. AB:Aileniz politikayla ilgileniyor muydu? G: Şöyle benim hiçbir kardeşim ilgilenmez, babam çok destek verirdi politikaya babamın sayesinde, yani babamdan göre göre ilgi duydum. Yani haber vakitlerinde misafirler gelirdi akrabalar falan yorum yaparlardı, ben oradan bir şeyler edinmeye çalışırdım  öğrenirdim. AB: Aileniz hangi partiyi desteklerlerdi? G: Benim tabanım aile olarak Anavatan Partisiydi. Ben 82 doğumluyum, pek 80leri hatırlamıyorum ama mesela köydeyiz, köyde televizyon çok az olurdum belli başlı kişiler vardı, izlemeye onlara giderdik, son   dakika   haberi   olarak   vermişlerdi,   Özal'în   öldügünü   söylemişlerdi,   çok ağlamıştım. Ondan sonra araştırdım ve çok Türkiye'ye faydası olduğunu öğrendim. Mesela biz babamızdan falan duyardık. Ezanın ilk defa arapça okunmasını. Insanlar anlatıyor, cok ağlayanlar olmuş tekrar arapça okundugu zaman. Yani bayağı bir ilgilendim son üç yılda aktifleşmeye karar verdim." (Erkek, tüccar, Antalya)

 

 

 

Ailevi  sosyalleşme  süreci  icinde  evde  yapılan  konuşmalar,  sohbetler,  güncel  olaylara getirilen   yorumlar   gençlerin   topluma   dair   düşünce   ve   algı   biçimlerinin   şekillenmesini sağlamaktadır. Gencin anlatısı, ailede edinilen dini sosyal kimliğin toplumsal anlamının da bu sohbetler aracılığıyla aktarıldığını ve böylelikle gençte Türkiye siyasetine dair bireysel bir geçmiş mevhumunun oluştuğunu göstermektedir.

Rol  model  alınan  anne,  baba  ya  da  aileden  başka  figürler  de  gençlerin  siyasete  ilgi duymasını sağlamaktadır. Özellikle erkeklerin daha ağırlıkta olduğu alan yelpazemizde, baba figürlerinin   gençlerin   siyasileşme   sürecine   etkisi   belirgindir.   Rol   model   alınan   figürlerin destekleyici tavrı ve siyasi olayları çocuğun anlayabileceği dilden tutarlı bir biçimde anlatması gençlerin politik konulara yönelik algılarını açmakta ve kendilerinin de siyasal yönden etkin olabilecekleri düşüncesini edinmelerini sağlamaktadır. (Alkan &Ergil, 1980:64) Babasının destekleyici  tavrının  kendi  siyasileşme  sürecine  etkisini  Kayseri`de görüştüğümüz  bir genç şu şekilde anlatmıştır.

« Babam yıllardır kendimi bildim bileli siyasetin içinde. Ailevi gelenek Milli Görüş. Her insanın bir idolü vardır, küçük yaştaki bir erkek babayı örnek alır.  Ben de babamı örnek aldım, sürekli onla beraber gidiyordum.. Babam da şöyle bir insandı. Mesela ben küçükken bile benim sorduğum sorulara normal yetişkin bir insana verdiği gibi cevap veriyordu. Yani işte sen çocuksun karışma diye bir sey yapmamıştı. Bu da bende

 

 

%10.77sinin de her gun şeklinde cevap vermiştir. Benzer şekilde %47.53 oranında genç arkadaşlariyla da hiç siyaset konuşmadıklarını belirmiştir. Sadece %14.59 oranında genç he;en her gün arkadaşlarıyla siyaset konuştuklarını ifade etmiştir. Ibid. 60

 

 

mit yarattı. O günlerden beri siyaseti seviyorum. Haberler yani kendimi bildim bileli haber izlerim. Yani normalde herkes çizgi filmler odur, budur şeylerle ilgilenirken ben hep haberleri izlerim, gazete okumaya çalışırım. O şekilde gündemi takip etmeye çalışırım..kaç yaşından itibaren ben şöyle söyleyeyim size, benim beş yaşımda resimlerim var şu anki cumhurbaskanımız Abdullah Gül geldiğinde o zaman Abdüllatif Şener, Cemil Çiçek, Bülent Arınç ile çektirdiğimiz. Tam çekirdektenim yani, en çekirdekten."( Erkek,  öğrenci, Kayseri)

 

 

 

Görüldüğü gibi genci siyasi katılıma götüren politik algının oluşumunda ailenin ilgi ve alakası belirgin, aktif bir rol edinmektedir. Ailenin ilgisi gencin sosyal kimliğini politikleştirici bir işlev görebilmektedir.

Ailenin  siyasete ilgili  olması  yanında,  bizzat  pratik  siyasetin  içinde olması  da gençlerin politikaya olan merakını arttırmaktadır. Zira, böyle ailelerin çocukları küçük yaştan itibaren bir siyasi parti ortamında bulunma deneyimi de geliştirebilmektedirler. Babası ya da annesiyle birlikte küçük yaştan itibaren siyasi etkinliklere katılan bir genç, partiye üye olmasa da, bir siyasi partinin nasıl işlediğini, seçim çalışmalarının nasıl yürütüldüğünü, broşür dağıtma, bayrak asma, insanlarla bire bir görüşme, görev paylaşımının düzenlenmesi gibi teşkilat çalışmalarına dair bilgi edinebilmektedir. Siyasi parti kültürü içinde büyüyen böyle gençler, 18 yaşına geldiklerinde gençlik kollarına  pratik  siyasete  konusunda  oldukça  bilgili  ve  birikimli  bir  şekilde  kaydolmaktadırlar. Ailenin siyasetle aktif olarak uğraşmasının kendi siyasi katılım hikayesindeki rolünü Kayseri'den başka bir görüşmeci şu şekilde anlatmaktadır.

 

 

 

"G: Benim politikaya ilgim aileden geliyor biraz. Babam da sürekli politikayla uğraşan birisi.   Hala devam ediyor görevleri. O zamandan geçmişten geliyor yani. Babamın arkadaş çevresi onların çocukları, bizim arkadaş çevrelerimiz, hep beraber gittik  geldik.  Dolayısıyla  çocukluktan  bunların  içinde  sayılırız.  Aktif  olarak  bir şeyimiz yok ama geliyoruz, gidiyoruz, onların yanında bulunuyoruz...Refah Partisi zamanını biraz ama Ak Parti kurulduğundan itibaren tamamen hatırlıyorum. Seçimlerde partiye gelmişizdir, burada seçim koordinasyon merkezinde, SKM'de çalışmışızdır. Yardım etmişizdir. Ilçelere gitmişizdir, gelen misafirleri karşılamışızdır...

2000'lerden beri bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Izleyici gibi bakıyorduk o zamanlar. Içinde değildik. Olayların ne oldugunu anlamaya çalişiyorduk. Biraz daha çevremizi takip ediyorduk. siyasetin genel yapısını tanımaya başlamıştık...AB: Nasıl çalışmaya karar verdiniz? G: Çalışmaya başlamam şu şekilde oldu. Artık yaşım belli bir şeye gelmişti. Bu vatanın, bu devletin idaresi hep başkalarının çalışmalarıyla olmayacak diye düşünürdük. Arkadaş ortamlarımızda da konuşulan bu konuydu. Bütün yakın arkadaşlarım, babaları hep siyasetin içinde olan kişiler. Yani artık bizim de bir şeyler yapma vaktimiz geldi, her zaman onlarla olmayacak. Bizim de çalışmamız lazım. Bu devlete, bu millete bizim de bir katkı sağlamamız, bizim de bir faydamızın dokunması lazım diye düşündük. Yani ilerde bir şey olduğu zaman bu niye böyle oldu demememiz için  bir şeyler yapmamız lazım ki varolanı sorgulayabilelim diye düşündük. " (Erkek,

 

 

Kayseri)

 

 

 

Babasının yanında pratik siyaset ortamını deneyimleme firsatı bulan gencin, bu süreç içerisinde, hem evvelde ifade ettiğimiz gibi, siyasi partinin genel işleyişine dair bilgi edindiği, hem de siyaseten aktif katılımda bulunmanın gerekliliğine dair bir bilinç geliştirdiği görülmektedir. Dolayısıyla, aile aracılığı ile edinilen fikirsel ve pratik siyasi birikim gence zamanla idealist bir “görev” algısı da kazandırabilmektedir.

Sonuç olarak, siyasetin sıklıkla konuşulduğu bir aile ortamı içinde bulunmanın, politikaya ilgili rol model figürlerin destekleyici tavırlarının ya da ailenin aktif siyasetle uğraşmasının görüştüğümüz gençlerin çoğunluğunu siyasete ilgi duymaya ve beraberinde parti için çalışmaya teşvik eden etkenlerdir.

Saha araştırmasında, ailesi siyasetle yakından ilgili olmasına karşın, kendisi partiye üye olmadan  evvel  siyasete  ya  da  partide  çalışmaya  özel  bir  ilgi  duymamış  siyasete  katılım hikayeleriyle de karşılaşılmıştır. Fakat bu durumda da, ailenin bizzat ikna eden ve gence partide çalışmanın siyasetin dışında faydalarını da gösteren bir rol edinebildiği görülmektedir. Sivas'tan bir görüşmecinin partiye giriş hikayesi ailenin bu son duruma bir örnek oluşturmaktadır.

 

 

AB: Partide çalışmaya nasıl karar verdiniz? -Babam dolayısıyla. Babam çok etkili oldu, ya ben istemiyordum, baba ben okuyacağım, sporla falan uğraşacağım. Bir de ekstra bir iş verme bana diyordum. (gülüyor) Siyasetle falan uğraşmak istemiyorum diyordum.  Belki  ilerde,  daha  küçüğüm  falan.  Yok  diyordu.  Temelin  iyi  olsun. Öğrenirsin bir şeyler en azından. Arkadaş çevren olur. Insanları daha iyi tanırsın dedi. Onu için çok etkili olur dedi. Ben de o şekilde geldim ilk » (Erkek, öğrenci, Sivas)

 

 

Görüldüğü gibi siyasete ilgili aile sadece aktif katılıma niyetli gençlerin değil, niyetli olmayanların da politik anlamda aktif bireyler olmalarını sağlayabilmektedir. Bu doğrultuda, saha araştırmasından elde edilen bulgular siyasal toplumsallaşma ve katılım olgularında aile etkeninin önemine işaret eden çalışmaların yaklaşımını doğrular niteliktedir. Görüşülen 63 gencin üçte ikisinden fazlasında (46 genç) siyasal görüşün oluşumu ya da aktif katılıma götüren süreçte ailenin etkisi görülmektedir.

Ailelerin gençlerin politikleşme süreçlerindeki rolü incelenirken bu politikleşmelerin içinde oluştuğu tarihsel politik konjonktürün etkisi de gözardı edilmemelidir. 90'lı yılların ortasından 2010 senesine kadar gelen 15 senelik bu tarihsel politik dönem, Türkiye'de İslami hareketin hem askeri müdahele ve siyasi yasaklar, hem de ard arda gelen seçim başarıları ve uzun süreli iktidar deneyimlerini bir arada yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemde Milli Görüş hareketi kökenli Refah

 

 

Partisi'nin   1995 genel seçimlerinde %21.38 ile en yüksek oyu elde ederek DYP ve ANAP ile koalisyon hükümeti kurmaya hak kazanmış, ardından Haziran 1996'da kurulan Refahyol hükümeti politikalarının laiklik prensibi karşıtı tanımlanmasıyla 28 Şubat 1997 tarihinde istifaya zorlanmış, sonrasında kurulan ve kendini bu hareketten ayrıştırarak tanımlayan Adalet ve Kalkınma Partisi

2002'den itibaren gerçekleşen seçimlerde art arda oy oranını arttırmıştır.

 

Kollektif kimliği “bir grubun birliğini tanımlayan değerler sistemi” şeklinde tanımlayan Michel Wieviorka, kimliğin dışarıdan gelen bir tehtid algısında direniş biçiminde veya savunmacı yönelimle kendini ifade edebileceğine işaret eder (Wieviorka, 2005: 138). Buna göre, tehdit algısı ve başarı grup kimliğinin pekişmesini sağlamakta kişileri kimliklerini daha fazla benimsemeye yönlendirebilmektedir. Gençlerin ailelelerinden edindikleri politik kimliği benimseme süreçlerinde de bu tarihsel içeriğin, genci ailevi kimliğe yönlendiren etkisini de gözardı etmemek gerekir. Zira, siyasi kimlikleşme süreçlerinde genç ergenler için sadece ailelerinden edindikleri algı ve fikirler değil, içlerinde büyüdükleri politik ortam (political environment) da etkili olabilmektedir. (Joignant,

1997:540)

 

 

 

Politik Liderin Anlamı ve Özdeşleştirici Unsurlar:

 

 

AB: Nasıl Ak Partide çalışmaya karar verdiniz? G: Benimki biraz kişisel olacak. Yani bu başbakana samimiyet gerçekten. Hani onun vatan ile arasında bir samimiyet olduğuna inanıyorum, öyle bir insan. Hani belki yüz yüze gelmedim ama gözlerindeki ışığı görürsün derler ya, öyle beğendiğim bir insan." (Kadın, öğrenci, Van)

 

Böyle insan şey arar karşısındakinde, samimiyet arar. Hani herkes söylüyor. Ben şunu yapacağım diyor ama o samimiyet suratında görünmüyorsa, istediği kadar desin. Ben Tayyip Erdoğan'da bunu görüyorum. Söylediği şeylerin arkasında duruyor. Suratında bunu görebiliyorum. Budur yani. Başka bir şey yok" (Erkek, mimar, Sivas)

 

 

Alıntılar gençleri Adalet ve Kalkınma Partisi'nde siyasi katılıma götüren süreç içerisinde politik liderle kurulan kişisel ilişkinin önemine işaret etmektedir. Zira, bir çok mülakatta siyasi angajman için AKP'yi tercih etmenin ilk nedeni olarak sunulan “Tayyip Erdoğan faktörü” gençlerin partiyle  kurdukları  aidiyet  bağında lider figürünün  etkin  bir  yer edindiğini  göstermektedir.  Bu durum araştırmacı algıda bir dizi soru uyandırmaktadır: Gençler için neyi temsil etmektedir politik lider? Nasıl görülmekte veya nereye konmaktadır?

Saha araştırmasında elde edilen başbakan Tayyip Erdoğan'a dair söylemler gençlerin liderle kurdukları ilişkinin (yukarıda da samimiyet kelimesiyle ifade edilen) yakınlık ve hayranlık arasında gidip gelen bir bağ olduğuna işaret etmektedir. Temsiliyet gücü yüksek ve benzerlikten gelen yakınlıkla özdeşleşilen ve bu yakınlık hissiyatından dolayı, bir de parti aidiyetini tutan işlevde

 

 

olduğu için negatif yönleri normalleştirilerek kabul edilen bir lider algısının söz konusu olduğunu söylememiz mümkündür.

“Özdeşleşmeyi” (identification) süreçsellik ve etkinlik içeren dinamik bir kavram olarak tanımlayan Amerikalı  sosyolog  Rogers  Brubaker,  özdeşleşme  biçimlerini  ilişkisel  ve  kategorik özdeşleşme şeklinde ikiye ayırarak inceler. İlki, akrabalık, arkadaşlık, patron-müşteri ağları gibi ilişkisel bir ağ içindeki konumun doğrultusunda özdeşleşme durumuna tekabül eder. Ikincisiyse kategorik olarak ortak bir niteliği paylaşan bir sosyal kesime aidiyet doğrultusunda özdeşleşmeyi ifade eder  (bir  ırka,  etnisiteye,  inanç biçimine,  cinsiyete aidiyet  gibi..  ). Brubaker özdeşleşme süreclerini aydınlatmak için özdeşleştirici unsurları ayrıştırmayı önerir.6

Brubaker'ın düşünce çizgisini takip ederek gençleri politik lider ile özdeşleştiren unsurları

 

incelediğimizde, özdeşleşmenin öncelikle bir sosyal kesime aidiyet üzerinden kurulduğu görülmektedir. Kayseriden bir görüşmecinin “Yapısal olarak bize daha yakın olması, muhafazakar kesimden geliyor olması, yani halkın içinden geliyor olması”(erkek, öğrenci) ya da Ordu'dan bir gencin Garibanin yaninda olmasını seviyorum..Tayyip Erdoğan bizim mayamızdan geldiği için belki, Anadolu'yu temsil ettiği için “(erkek, güvenlik görevlisi) şeklinde ifade ettiği gibi, liderin islami değer ve pratiklerinin, “Anadolulu olmayı” sembolize eden sosyal profili gençlerin liderle yakınlık kurmalarını, kendilerini onda bulmalarını sağladığı görülmektedir. Bu nedenle her ne kadar içini dolduran anlamlar statik ya da çok belirgin olmasa da gençlerin liderle özdeşleşmesini Brubaker'in “kategorik özdeşleşme” tanımı çerçevesinde okuyabiliriz.

Bunun yanında, liderin yaşam öyküsü de gençler açısından özdeşleştirici öğeler barındırmaktadır.   Kendilerini   bu   öykünün   belli   dönemlerinde   ya   da   politik   olaylarında bulabilmeleri, lideri takip ederken politik anlamda taraf olmayı da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, özellikle, 1990lı yıllarda Refah Partisi ekseninde yaşanan siyasi süreci yakından takip eden gençlerin kendi politikleşme hikayelerini liderin politik yaşam öyküsüyle iç içe anlattıkları görülmektedir.

 

"G. AK Parti'de çalışmak istememin bir çok sebebi var aslında. Benim icin en önemli olan şey şuradan getireyim ben şimdi, genel başkanımız zamanında bir haksızlığa uğradı. Ders kitaplarında yer alan bir şiiri okuduğu için hapse atıldı. şimdi türk milletinin  yapısında  var  bu  haksızlık  yapılan  bir  insana,  yani  yufka  yürekliyiz merhametli insanlarız..Bir haksızlık yapıldı. Bu haksızlık karşısında ülkenin büyük bir kesimi tepki gösterdi. Bunun haksızlık olduğunu biliyorduk o zamanlar. Böyle bir haksızlık karşısinda ailemde ve çevremdeki insanlar da buna karşı çıktılar. AB: Senin icin Ak Parti orada mı başladı? G: Evet orada başladı diyebiliriz.” (Erkek, öğrenci, Kayseri)

 

 

 

6   Brubaker, Rogers, Au dela de l identit

 

 

 

 

N:Ben otelde çalışırken zaten başbakanımız Tayyip Erdoğan`ı belediye başkanlığı zamanından takip ediyordum.  Istanbul`da Beyoglu`na gittiğim için oradan biliyorum. Oradaki çevre insanlardan falan hep ismini duyduğum bir insan olduğu için.. AB: Yani başbakana sempatiniz 2002den önce başladı.  Sempatiniz aileden mi? G: Yok aileden falan değil direk başbakanımız ile ilgiliydi. Ona ilgimden dolayı, sevdiğimizden dolayı, yaptığı işlerden dolayı. Bir de, gözlerinin içi zaten her seyi kanıtlıyor yani. Bir insanin gözünün içine baktıktan sonra her şey ortada benim için. Ondan sonra zaten ben askere gittim, 2004`e kadar hiç bir yerde kaydımı yaptırmadım. Askerden geldikten sonra ilk yaptiğım iş teşkilata gelip kaydımı yaptırmak oldu.” (Erkek, yönetici, Antalya)

 

 

Liderin yaşam öyküsünde yer eden, okuduğu şiirden dolayı hapse atılma olayı ya da Istanbul belediye başkanlığı yaptığı dönemdeki hizmetler gençlerin önemli bir kısmının bireysel partilileşme hikayesinde referans noktası olarak sunulmaktadır. Bu olaylarda başbakan Tayyip Erdoğan'a yüklenen “sistem karşıtı mücadelenin maduru”, “topluma hizmet eden, halktan yana önder” gibi anlamların gençlerin tarihsel süreç içerisinde liderle özdeşleşmelerini sağladığı görülmektedir. Bu liderle özdeşleşmeyi sağlayan ve beraberinde partiye aidiyeti de güçlendiren olaylardan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidar süresinde gerçekleşen örnekler vermek de mümkündür. Örneğin, 2009 ocak ayında gerçekleşen Davos Zirvesi'nde Israil başbakanı Simon Perez'in karşısında Filistin'e gerçekleştirilen hava saldırısını kınaması -gençlerin one minute olayı seklinde adlandırdığı- ya da Mavi Marmara olayında Israil'e karşı söylemleri benzer biçimde gençler tarafından referans noktası olarak sunulan olaylardır. Bu olaylarda da “kimsenin söyleyemediğini dünya kamuoyu önünde dile getirebilme cesaretini” temsil ettiği ifade edilen politik lider, “sistem karşıtı” ve “madurun sözcüsü” şeklinde yüklenen anlamını korumaktadır. Lidere atfedilen ve kahramanlık öğeleriyle iç içe geçen bu anlamlar, özdeşleşme yanında, sosyo-ekonomik ve etnik anlamda kendi içinde oldukça heterojenleşmiş  ve  farklı  sosyal  tercübeleri  yaşayan  bir  genç  grubunun  ortak  bir  aidiyette buluşmasını da sağlamaktadır.

Gençleri liderle özdeşleştiren bir diğer neden de liderin politik üslup ve tavırlarının yerleşik milli duyguları ya da temaları su yüzüne çıkarmasıdır. Başbakan Tayyip Edoğan'ın Amerika Birleşik Devletleri veya Avrupa ülkelerine düzenlediği gezilerde benimsediği siyasi üslup ve beden kullanımının gençlerde “Türkiye'yi dış ülkelerde özgüvenle temsil eden lider” algısını uyandırması, politik liderin milli gururun temsilcisi rolünü üstlenerek içselleştirildiğini ve yüceldiğini göstermektedir.

 

 

Birilerı diyor dini siyasete alet ediyor. Ben öyle bakmıyorum. Benim baktığım benim ülkemi dışarda nasıl temsil ediyor. Karizma yani bu başbakan Obama'nın karşısında nasıl duruyor. Nasıl oturuyor. Ben buna hep dikkat ediyorum. Kim gelirse gelsin ki Atatürk de zamanında öyleymış, raconunu kesiyormuş. Lafını söylüyormuş. Ondan

 

 

sonra yolluyormuş. Kitaplarda okuduğum kadarıyla böyle.. Tayyip Erdoğan'ı da öyle görüyorum.”  (Erkek, öğrenci, Kayseri)

 

"Duruşu çok güzel, duruşu insanlara bir güven veriyor.. İnsanlar 2000li yıllara  kadar gelip de yer alan insanlar. Bizi nasıl savundukları ortada. Hepsini görebiliyoruz. Tamamen bir acizlik. Tamamen bir boyun eyme. Ben bunu görüyorum ve utanıyorum bundan." (Erkek, öğrenci, Sivas)

 

Tayyip Erdoğan'ın o dik durmasını seviyorum, En basit örneği Avrupadaki toplantılarda olsun, o türk bayrağın yerden alıp da kaldırması mesela” (Erkek, esnaf, Ordu)

 

 

Politik  liderin  üslup  ve  beden  kullanımı,  destekleyenler  ile  lider  arasında,  sözsüz  bir iletişime (non-verbal communication) dönüşmektedir. (Giddens, 2001: 84) “Bedenin dikliği” siyasi ve ekonomik gücü temsil eden Batı ülkeleri karşısında “milli onurun korunduğu” mesajını vermektedir. Türkiyenin batılılaşma ekseninde modernleşmesini ve Batıyla ilişkilerini sorunsallaştıran İslami milliyetçi düşünce için bu “milli gururu koruyarak batıyla ilişkiye geçen” lider algısı özdeşleştirici bir temsil sunmaktadır çünkü bir yandan, iletişimi kesmeyen reel politik bir düzlemde konumlanırken, öte yandan, “yaralı milli gururu” karşılayan bir işlev görmektedir.

Bunun yanında, politik lider figürünün üslüp ve davranışlarının Türkiye coğrafyasına ait bir takım kültürel kodları ve sembolleri harekete geçirdiği de eklenebilir. (Yavuz, 2009:119) Yukarıda alıntısını verdiğimiz Kayseriden gencin “Atatürk de zamanında öyleymış, raconunu kesiyormuş. Lafını söylüyormuş. Ondan sonra yolluyormuş…Tayyip Erdoğan'ı da öyle görüyorum” şeklinde sözlerinde de farkedildiği üzere, lidere atfedilen anlamlar içinde, popüler algılarda yer etmiş “kabadayı” figürünün hal ve tavırlarını tasvir eden deyişler belirmektedir. Otorite ve gurur üzerine kurulu kimliğiyle fakir mahallelerde zayıfların koruyucusu olarak bilinen kabadayı figürü, coğrafi kültürel semboller içinde hem cesareti ve gücü hem de ihtiyacı olana karşı merhameti temsil eder. Gençlerin algılarında gözlemlenen, milli gururu korumak adına gerekli yerde sert konuşmaya, otoriter olmaya, anında cevap verebilmeye ya da resti çekebilmeye atfedilen önem ise figürun günümüze milli duygular ile eklemlenerek aktarıldığını göstermektedir. Liderin hal ve tavırlarının kültürel kodlarda yer etmiş kabadayı figürüyle eşleştirilerek algılanması, bir yandan, gençler nezdinde lidere duyulan yakınlık hissiyatını pekiştirmektedir, öte yandan, evvelde de ifade edildiği gibi oldukça geniş ve kendi içinde heterojen bir grubun ortak noktalarda buluşmasını kolaylaştırmaktadır.

Lider figürüne yakınlıktan doğan güven, somut rasyonel argümanlar yanında duygusal biçimlerde de tasvir edilebilmektedir.  “Gözlerinin içi zaten her şeyi kanıtlıyor yani.”, “gözlerindeki ışığı  görürsün  derler  ya”  şeklindeki  ifadeleri  ya  da  Antalyalı  bir  görüşmecinin  “Biz  doğulu

 

 

olduğumuz için belki ama bu batıda da vardır ayırdetmiyeyim. Insanin yüzüne baktığın zaman yüzünden ne olduğu belli olur hafiften yüzünden biraz güven duyarsın bir söylediği sözden bir sempati  duyarsın,  bir  güvence  alırsın.  (Erkek,  belediye  çalışanı,  Antalya)  şeklindeki  sözleri gençlerle lider arasındaki kimlikleşmenin “psychodinamik anlamına” (Brubaker, 2001: 77), başka bir ifadeyle, bu ilişkinin hissel boyutuna işaret etmektedir. Tayyip Erdoğan'ın miting alanlarındaki konuşmalarına sık sık serpiştirdiği Necip Fazik Kısakürek veya Mehmet Akif Ersoy gibi sağ İslami düşünceden yazarların şiirleri de seçmen kitlesi ile arasındaki ilişkinin politik duygusal boyutuna başka bir örnek oluşturmaktadır.

Özetle,  liderin  sergilediğı  sosyal  profil,  yaşam  biçimi  ve  pratikleri;  yaşam  öyküsünün “sistem karşıtı mücadele” veya “halka hizmet eden lider” algılarını uyandırması; politik üslup ve tavırlarının “milli gururun” temsili ve garantörü olarak algılanması; hal ve hareketlerini kültürel kodlarda varolan figürler üzerinden okunabilmesi görüşülen gençlerin liderle özdeşleşmesini sağlayan unsurlardır. Liderle özdeşleşme partiye aidiyetle iç içe geçebilmekte ve bu doğrultuda siyasal katılıma teşvik etmektedir.

 

 

Sosyal Çevre Faktörü:

 

Saha araştırmasından elde edilen politikleşme hikayeleri gençleri siyasal katılıma götüren motivasyonların aile haricinde komşuluk, akrabalık ilişkileri veya eğitim ya da mesleki amaçlı sosyal çevrelerde oluştuğunu göstermektedir. Bu tür ikincil sosyalleşme ortamlarında gerçekleştirilen tanışıklıklar hem partiye yakın görüşte olan, politikayla ilgilenen ama bu ilgiyi aktif  katılıma  dönüştürmemiş  gençleri,  hem  de  siyasi  tercihi  AKP  olmasına  karşın,  siyasi meselelere   o   güne   kadar   özel   bir   ilgi   duymamış   kişileri   aktifleştirebilen   itici   bir   güç oluşturmaktadır. Evvelki bölümlerde, ailenin kendi çocuğu siyasi katılıma niyetli olmasa dahi, onu partide angaje olmaya bizzat teşvik edebilen rolünden bahsetmiştik. Sosyal çevre faktörü de, aynı şekilde, ya yükselme amaçlı iş ve eğitim çalışmalarının yoğunluğundan ya da ilgi dünyalarında siyaset merkezi bir yer teşkil etmediği için, partide aktif çalışmayı evvelde hiç düşünmemiş gençlerin  siyasi  katılımını  sağlayabilmektedir. Antalyalı  başörtülü  bir  genç  kızın  partiye  giriş hikayesi, sosyal çevrenin siyasi katılıma iten ve politikleştiren etkisine bir örnek oluşturmaktadır.

 

 

 

«G: 2007  yılında  katıldım  Ak  Parti  Gençlik  Kolları'na  bir  arkadaşım  sayesinde. Siyasi  açıdan  değil  de  genelde  arkadaş  ortamı  için.  Işte  gidelim,  biraz  değişik arkadaş ortamı olur. O amaçla geldim yani siyasi yönde çok böyle şeyi değildim açıkçası. Hani ister istemez hani bir tuttuğumuz taraf ilgilendigimiz bir vizyon vardı ama çok da fazla ilgilendiğim de söylenemezdi. Sonuçta okul çağında bir insandan ne kadar siyaset beklerseniz o kadar yani. Geldik başladık. Başladıktan sonra zaten ilk

 

 

dediğim gibi arkadaş çevresi, hani eylencesine baktık, sonra sonra zaten ister istemez o  ortamda  bulunduğun  icin  birazcık  daha  ilgin  artmaya  başlıyor.  Birazcık  daha dikkat etmeye başlıyorsun olan bitene, çevrende olanlara...Her ne kadar siyaset evvelde çok fazla ilgi alanıma girmemiş olsa da, bir şeyler öğrendikçe insan hani en azından evde boş boş vakit geçireceğime gündemden haberim oluyor biraz daha. O döneme kadar ben ilçemizin belediye başkanını bile tanımıyordum. Yani hani isim duyuyordum ama o muydu değil miydi, hiç haberim bile yoktu yani. » (kadın, halkla ilişkiler uzmanı, Antalya)

 

 

 

Alıntıda da görüldüğü üzere, sosyal çevre faktörü siyasetle   özel olarak ilgilenmeyen gençlerin de partinin kadrosuna eklenmesini sağlayabilmektedir. Bu noktada, partinin gençlerin siyasetin dışında başka türlü arayışlarına tekabül ettiği görülmektedir. Sosyalleşme, aitlik arayışı, arkadaşlık ortamı içinde çalışma, aktif olma isteği gençleri siyasi katılıma yönlendirebilmekte ve politik anlamda bilgilenme süreci bu yönelimin sonucunda gerçekleşebilmektedir.

 

İş yaşamında çalışma koşullarının zorlaştığı, çalışma hayatına entegrasyonun daha fazla eğitim ve çok yönlü beceri sahibi olmayı gerektirdiği günümüz koşullarında, gençler için siyasi bir partide aktif olmak fazladan bir yük, sorumluluk edinimi şeklinde algılanabilmektedir. Bununla birlikte, sosyalleşme alanlarında siyasetin içinden kişilerle yapılan arkadaşlıklar bu çekinceli yaklaşımların   da   değiştirilmesini   ve   gencin   siyasette   aktif   bir   bireye   dönüştürülmesini sağlamaktadır. Antalya'dan başka bir gencin partiye katılım hikayesi buna bir örnek oluşturuyor.

 

«AB:  Partide  çalışmaya  nasıl  karar  verdiniz? G.  Pazarcı  müşterim  vardı.  Oda gençlik kollarında görev yapıyordu. Aslında, işin gücün okulun içinde siyasetle uğraşmak bana çok farklı bir şey gibi geliyordu. Uğraşamam, edemem o düşünce içerisindeydik. Yoksa Tayyip Erdoğan'a karşı babamın Istanbul`da yaşadığı için taa Istanbul'daki  belediye başkanlığı  dönemine dayanan  bir  sempatisi  vardı.  Onun sürekli konusmasıyla  bizde de bir sempati oluşmuştu. Ama o şekilde arkadaş  davet ediyordu ve ben o gün geleceğim bugün geleceğim diye sallıyordum. Bir gün oyle nasip oldu geldik başladık burada görev yapmaya, kalabalık bir ortam vardı. 60,

65 civarında arkadaşımızla burada ayrı bir ortam vardı. Böyle ilk başta gelmeye çekinirken bir anda gelmek için can atar olduk. Samimi toplantı yapıyorduk. Oyle bir hevesle giriştik. » (Erkek, tüccar, Antalya)

 

 

 

Gençler  kendileri  bireysel  olarak  siyasetle  ilgilenmeseler  ya  da  buna  vakit ayıramayacaklarını düşünseler dahi, sosyal çevrelerinde politikayla ilgilenen ve partinin oy potansiyelini desteğini arttırmak için çalışan kişilerin olması,   bu ilgi ve zamanının gelecekte oluşma potansiyelini arttırmaktadır. Dolayısıyla siyasi katılımın gerçekleşmesi, gencin siyasi alanda kendi temsiliyetini bulabilmesinin yanında, politikanın gündelik alanlarda ne oranda dolanıma geçtiği ya da geçebildiğiyle de bağlantılıdır.

 

 

CHP ya da DSP gibi sol partileri destekleyen ailelerden gelen az sayıda gencin de siyasi katılım sürecinde sosyal çevre faktörü belirgin ölçüde etkilidir. Bu gençlerin de üniversite çevresi ve benzeri sosyalleşme ortamlarında gerçekleştirdiğı yeni tanışıklıklar sayesinde siyasi bakış açılarını belli bir oranda değiştirdikleri ve sosyal çevreleri aracılığıyla siyasi partiye entegre oldukları görülmektedir.

 

Bunun yanında, gençlerin politik katılımlarının devamlılığı partinin sadece bir politik görüş ve amaç edinerek değil, aynı zamanda sunduğu sosyal ortam ile de bağlanılan bir yapı olduğunu göstermektedir. Gençlerin sosyalleşme, beraberce üretme arayışına parti yapısı cevap verebildiği ölçüde siyasi katılım sürmektedir.

 

Yerel Politik İçeriğin Etkisi:

 

Saha araştırmamızda edindiğimiz bazı bulgular her hangi bir bölgenin yerel politik koşullarından  ileri  gelen  özel  faktörlerin  de  siyasal  katılımı  etkileyebildiğini  göstermektedir. “Politik içerik” olarak adlandıracağımız bu yerel politik koşulların etkisini Van şehrinde gerçekleştirdiğimiz saha araştırması üzerinden değerlendireceğiz.

 

 

Van'ı  yerel  koşullarında  özel  kılan  ilk  neden, Adalet  ve  Kalkınma  Partisi'nin  oy  oranı anlamında daha güçlü bir parti karşısında muhalefette kaldığı illlerden bir tanesi olması. Mart 2009 yerel seçimlerinde %39.2 ve Haziran 2011 genel seçimlerinde %40.18 oranında oy alan AKP Van yerel seçimlerde %53.5, genel seçimlerde de %48.70 alan -bağımsız milletvekillerinin toplam oyu- BDP karşısında ikinci parti olarak çıkmıştır. Bu muhalefette kalma durumuna karşın, Van'da AKP'nin oy oranı BDP'nin %61.31 oranında buluduğu Diyarbakır iliyle karşılaştırıldığında daha yüksektir. Bu da iki parti arasındaki politik rekabeti devam ettiren ve beraberinde gerilimi de kızıştıran bir durum ortaya çıkarmaktadır.

Bunun yanında Van, 90'lı yıllarda OHAL (Olağanüstü Hal Bölgesi) kapsamında bulunan, 20 seneyi aşan bir süredir hem TSK hem de PKK tarafında genç olümlerine şahit olan, dolayısıyla siyasi ortamı önemli ölçude Kürt meselesi ekseninde şekillenen illerden bir tanesidir. Nitekim saha araştırmasının gerçekleştirildiği on beş günlük süre de yine silahlı çatışmaların yoğunlaşmış olduğu ve iki taraftan cenazelerin de art arda günlerde şehre geldiği bir dönemdi.

Böyle bir siyasi ortamın, oy oranı anlamında azınlıkta bir konumda olan AKP'li gencin siyasi katılım sürecinde de belirleyici olabildiğini gözlemledik. Van'a üniversite eğitimi için gelmiş bir genç bu durumu şu şekilde ifade etmektedir.

 

 

« Benim politikleşme sebebimde belki biraz daha politk bir kente gelmemdi. Yani hala

 

 

….'da kalıyor olsaydım yani zaten oralar her şey yolunda az cok böyle hani yapılıyor, gidiliyor olurdum ve belki yine biraz mesafeli kalırdım  ama hani biraz da Van politik bir şehir olduğu için, etki tepki mi oldu artık nasılsa. Ben de kendimi bir yere doğru kanalize etmem gerektiğine inandım. Bunun en doğru adresini de gene merkez sağ olarak gördüm. » (erkek, ögrenci, Van)

 

 

 

Alıntıda siyasi görüşlerinde AKPye yakın duran bir gencin, AKP'nin iktidarda olduğu kendi şehrinde siyaseten aktif olmayı düşünmemiş olmasına karşın, üniversite okumak için geldiği Van ilinde, şehrin politik içeriğinden etkilenerek partide aktif çalışma kararı alabildiği görülmektedir. Van'da görüştüğümüz gençlerin bir kısmında gözlemlediğimiz bu durum, söz konusu politik içeriğin, siyasi kimlikleri çevresel faktörler karşısında kendi konumlarını ve aidiyet alanlarını belirginleştirmeye yöneltebildiğine işaret etmektedir. Başka bir ifadeyle, kimlikleşme süreçlerinde gençlerin, diğer partilerden kişilerle gündelik etkileşim halinde, kendi politik kimlikleriyle daha güçlü bağlar kurabildiği ve kendi benzerlerini de bulma arayışıyla siyaset alanına yönelebildikleri görülmektedir.

 

Siyasal  katılımı  tetikleyen  bu  etkileşim  süreçlerini  daha  iyi  anlayabilmek  için  Van'da yaşayan AKP'li gençlerin Türkiyede, kendi şehirlerinde ve partilerinin içindeki konumlarını biraz daha ayrıntılı anlatmak faydalı olacaktır. Zira kendilerini hem dindar hem de Kürt olarak olarak tanımlamanın ya da Kürt meselesinde şiddet ekseninin ön planda olduğu 90lı yılları Van şehrinde geçirmiş olmanın veya etnik anlamda daha iç içe geçen yaşam alanlarında büyümüş olmanın bir getirisi olarak bu gençler Kürt meselesine bakış açılarında diğer illerde görüşülen gençlere göre daha ‘‘arada’’ bir konum edinmekteler. Zira saha araştırmasını gerçekleştirdiğimiz dönemde Van ilinde görüştüğümüz gençler bir yandan, Batı illerinde karşılaştıkları milliyetçi söylem veya tutumlara karşı dertlerini ifade ederken, öte yandan, BDPnin oy oranının daha da yükselmesi sonucunda Van'ın Türkiye'yle bağlarını yitirmesinden de endişe ediyorlardı. Bu genel söylemin yanında, bir kaç erkek görüşmeci şehrin geleneklerine bağlı muhafazakar dokusunun da bu doğrultuda değişebileceğine dair korkularından bahsetti. Saha araştırmasında gözlemlerimiz kadarıyla, bu endişelerle beslenen politik etkileşim süreçleri, gençleri taraf olmaya ve siyasal katılıma teşvik edebilmektedir.

 

Siyasileşmiş politik içeriğin katılıma olumlu etkisine dair tespitimiz olumsuz etkisinin olmadığı anlamına gelmez elbet çünkü söz konusu siyaseten gergin ortam siyasi katılıma yönelik çekinceli koşullar da doğuruyor olabilir. Siyasete katılan AKP'li gençler üzerine araştırmamız politik  içeriğin  kimliği belirginleştirici  ve  katılıma  yönlendirici  etkisini  ortaya  çıkartmaktadır. Siyasete  katılmayan  ya  da  başka  partilerde  katılan  gençlerle  birlikte  yapılacak  ortak  bir

 

 

değerlendirme politik yerel içeriğin katılıma etkisini daha derinlemesine tartışabilir.

 

Bireysel Beklentiler, Kazanımlar:

 

Ana   akım   siyasi   partilerde   gençlerin   siyasete   katılım   motivasyonlarını   inceleyen

 

‘Olasılıksızlığın Kuramını Anlamak: Türk Gençliği ve Siyasal Partilere Katılım’ başlıklı makalesinde Emre Erdoğan, siyasi partilerde aktif çalışan gençlerin bireyci, maddi çıkar beklentileriyle siyasete katılımı negatif bir şekilde sunduklarını söyler. Siyasete katılan gençlerin

‘retorik düzeyde çıkardan çok ideale kendilerini konumlandırmak istediklerini’ ifade eder Erdoğan. (Erdoğan, 2009: 85) Bizim saha araştırmamız da bu tespitleri doğrulamaktadır. İş bulmak ya da kariyer, pozisyon sahibi olmak gibi bireysel beklentilerle siyasete katılım, görüştüğümüz gençlerin

‘iktidar partisinden faydalanma’ olarak tanımladığı, herkesin varlığını kabul ettiği ama kendini ayrıştırarak sunduğu bir durum olarak belirmektedir.

 

Gençlerin büyük çoğunluğu siyasal katılım hikayelerinde bireysel beklenti ifadesinde bulunmamıştır. Sadece 2 genç partiye giriş sürecinde bu tür beklentilerinden bahsetmiştir. Ilki, askerlik sonrası iş aradığı bir dönemde AKP'yi destekleyen ailesinin de yönlendirmesiyle partiye üye olduğunu ve parti sayesinde iş de bulabileceğini düşündüğünü ifade etmiş digeri de avukatlık yaptığı ilde partideki angajmanı sayesinde tanınabileceğini de düşündüğünü belirtmiştir.

 

Bununla  birlikte,  gençlerin  büyük  çoğunluğu  kendilerini,  Erdogan'ın  ifade  ettği  gibi idealizm ekseninde konumladırıyor olsa dahi, bir siyasi partide aktif olarak çalışmanın getirdiği bireysel kazanımlar da söz konusudur. Zira siyasi angajman sayesinde büyük bir kısmı iş hayatında yer edinmiş üyelerden oluşan ve geniş bir tanışıklık ağı içine girilebilmektedir. Partide edinilen geniş arkadaş çevresi gençlerin bir yandan, sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılarken öte yandan, profesyönel hayata uyum süreçlerini de kolaylaştırmaktadır. Diğer taraftan,   yerel alanda iktidar partisinin temsilcisi sıfatı, partiyi desteklemeyen kişilerin tepkilerini toplama riskinin  yanında, toplumsal boyutta bir prestij kazanımını da mümkün kılabilmektedir.

 

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu'nun « uzun süreli iletişim ağlarına sahip olmaya bağlı gerçek ve potansiyel kaynakların bütünü » şeklinde tanımladığı   « toplumsal sermaye » (social capital) kavramı bireylerin gruplara aidiyet üzerinden edindikleri maddi ve sembolik kazanımlara işaret eder.   (Bourdieu, 1980: 2) İletişim ağlarına sahip olmak maddi,   gruba aidiyet sayesinde sosyal alanda kazanılan prestij de sembolik bir kazanımı ifade eder. Bu kavramdan yardım alarak, siyasal angajmanın gençlere   « toplumsal sermaye » de kazandırdığını, mesleki anlamda sosyal çevre ve prestij de sağlayabildiğini ifade edebiliriz.

 

Buna ek olarak, siyasi katılımda gösterilen çalışma performansı gençlere parti içerisinde

 

 

yükselme olanağı, siyaset alanında kariyer yapma fırsatı da sunabilmektedir.   Siyasal angajman sürecinde kendini kanıtlayarak  ana kademede,  belediye veyahut il genel meclisi içinde ya da milletvekili olarak bir pozüsyon elde etme olasılığı mevcuttur.   Gençlerin büyük çoğunluğunun geleceğe dair planlarında siyasi eksende hayallerin de bulunması, bu ileriye yönelik siyasi kariyer firsatının gözardı edilmediğini göstermektedir. Aksine, angajmanın devamlılığı sonucunda bir yerden sonra bireysel kariyer planlarıyla parti angajmanının iç içe geçerek düşünülebildiği gözlemlenmiştir. (partideki halkla ilişkiler uzmanlığı görevinden dolayı sürdürülen hukuk eğitimi ardından halkla ilişkiler mastırı yapıp partide yükselme hayali kurma, ya da tercümanlık eğitimi alıp sonra partide politikacıların tercümanlık işleriyle ilgilenmeyi isteme gibi.) Bu türden kişisel siyasi   projelerin   varlığı   gençlerin   siyasi   angajmanlarının   tamamen   bireysel   beklentilerle güdülendiği anlamına gelmez ama kollektif amaçlarla bireysel planların iç içe geçebildiği durumlardan bahsedebiliriz.

 

Sonuç olarak, gençlerin büyük çoğunluğu siyasal katılım hikayelinde bireysel beklenti ifadesinde   bulunmamışlardır   ama   siyasal   angajmanın   getirdiği   maddi   ya   da   sembolik kazanımlardan bahsetmek mümkündür.

 

SONUÇ:

 

Adalet ve Kalkınma Partisi Gençlik Kolları'ndan çalışan gençleri siyasal katılıma teşvik eden etkenleri incelediğimiz bu makalede belirlediğimiz dört faktörün siyasi katılımla ilişkisini mülakatlar aracılığıyla aydınlatmaya çalıştık. Bu doğrultuda, aile içinde siyasi ilgi ve pratik ediniminin, politik liderde kendi temsiliyetini bulmanın, sosyal çevrenin yönlendirmesinin ve yerel politk içerikte karşıt gruplar ile gerçekşen etkileşimin gençleri aktif siyasi katılıma teşvik edebildiğini gördük. Bunun yanında, bireysel beklentiler siyasal katılım belirgin bir etken oluştürmasa da siyasal angajmanın tanışıklık ağı elde etme gibi bir takım bireysel kazanımları da getirebildiğinden bahsettik.

Unutmamalı ki siyasal angajman bir takım bireysel kazanımlar ya da hayat projelerini beraberinde getirse dahi, gençlerin çoğunluğu, aslen, siyasi alana etki edebileceklerine, partideki çalışmaları sayesinde politikayı ve toplumu değiştirebileceklerine inandıkları için siyasete katılmaktalar. Politikaya olan bu inançları sayesinde siyasete mesafeli tutum benimseyen büyük çoğunluktan  ayrışmaktalar. Adalet  ve  Kalkınma  Partisi  gençliği  üzerine  saha  araştırmamız,  bu inancın oluşmasında temsiliyetini bulabilmenin önemi yanında, aile ve sosyal çevre gibi alanların politikleşmiş karakterinin, bu alanlarda gerçekleşen politik bilinçlenme ve siyasete yönlendirme süreçlerinin de oldukça önemli olduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle temsiliyet yanında

 

 

siyasetin aile ve sosyal  çevre içinde gündelik alanlarla iç içe geçebilmesinin gençlerin siyasal katılımını önemli ölçüde etkilediği görülmektedir. Bu nedenle gençlerin siyasal katılımının düşüklüğü üzerine düşünürken özellikle ailelerin siyasal bilincin oluşmasında ne yönde etki ettiklerine de dikkat edilmelidir. Zira, bu birincil ya da ikincil sosyalleşme alanlarında siyasetin daha özgürce dile getirilmesi ve gençlerin politik anlamda etkin ve aktif olabileceklerine inandırılmaları siyasal katılımı da olumlu yönde etkileyebilir.

 

 

KAYNAKÇA

 

 

ARI Düşünce ve Toplumsal Gelişim Derneği, (2001) Türk Gençliği ve Katılım: Katıl ve Geleceğini

Yarat, İstanbul:ARI Düşünce ve Toplumsal Gelişim Derneği Yayınları.

 

ALKAN, T. & ERGİL, D. (1980),  Siyaset Psikolojisi, Ankara: Turhan Kitabevi.

 

AYATA, A. G. & TÜTÜNCÜ F. (2008), “Party Politics of the AKP (2002-2007) and the Predicaments of Women at the Intersection of Westernist, Islamist and Feminist Discourses in Turkey”, British Journal of Middle Eastern Studies, 35 (3), ss.363-384.

 

AVCI, Ö. (2012),  Istanbul'da Dindar Üniversite Gençliği: Iki Dünya Arasında, Istanbul: Iletişim

Yayınları.

 

BOURDIEU; Pierre (1980),   "Le capital sociale: notes provisoires", Acte de la Recherche en

Sciences Sociales, 31 (1), ss. 2-3.

 

BOY,  D.  (1978),    “Origine  sociale  et  comportement  politique”,  Revue  Française  de  Science

Politique, 19 (1),  ss.73-102.

 

BRUBAKER, R. (2001),  “Au dela de l'-identité-”, Actes de la Recherches en Sciences Sociales,

139 (3), ss. 66-85.

 

ERDOĞAN, E. (2009), “Olasılıksızlığın Kuramını Aramak:Türk Gençliğive Siyasal Partilere Katılım”,  Gençler Tartışıyor:Siyasete  Katılım,  Sorunlar  ve  Çözüm  Önerileri,  Istanbul: Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı.

 

GIDDENS, A. (2001),   Sociology, Cambridge: Polity Press ss. 80-103.

 

JOIGNANT,  A.  (1997),  “La  socialisation  politique  stratégie  d'analyse,  enjeux  théoriques  et nouveaux agenda de recherche”  Revue Française de Science Politique, 47 (5); ss. 535-559.

 

KAUFMANN, J.  (2004),  L'entretien Compréhensif, Paris: Armand Colin.

 

KAZGAN, G. (2006) Istanbul Gençliği Gençlik Değerleri Araştırması, İstanbul: İstanbul Bilgi

Üniversitesi Yayınları.

 

KENTEL,  F.  (1999),  Türk  Gençliği  98:  Suskun  Kitle  Büyüteç  Altında,  İstanbul:  İstanbul

Mülkiyeliler Vakfı, Konrad Adenauer Vakfı.

 

 

 

 

LÜKÜSLÜ,  D.  (2009),  Türkiyede  “Gençlik  Miti”:  1980  Sonrası  Türkiye  Gençliği,    İstanbul: Iletişim Yayınları.

………………... (2010), “Attitude politique de sjeunes en Turquie: une tactique pour éviter la polarisation   ?,   Dynamiques   Contemporaines   en   Turquie:   Ruptures,   Continuités?;   Paris: L'Harmathan.

 

MICHELAT, G. & SIMON M. (1977), Classe et Religion et Comportement Politique,  Paris: Presse de la Fondation Nationale de Science politiques, Edition Sociales.

 

PECHERON, A. (1985) “La socialisation politique: defense et illustration”; Madeleine Grawitz ve

 

Jan Leca (der) Traité de science politique, Paris: PUF, ss. 165-235.

……………….. (1985), “Le domestique et le politique: type de famille, modèle d'education et tranmission des systèmes de normes et d'attitudes entre parents et enfants ” Revue Française de Science PoIitique, n: 5, s. 840-891.

 

TAŞKIN, Y. (2009) “Politikleşme Öyküleri ve İdeolojik Yönelimler Üzerinden bir Değerlendirme”, Gençler Tartışıyor:Siyasete Katılım, Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Istanbul: Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı.

 

TUĞAL,  C. (2002) “90`li Yıllarda Öğrenci Hareketi” , Birikim, 155 (3),  ss.38-40.

 

WHITE, J. (2002), Islamiste Mobilization in Turkey: A Study in Vernacular Poltics, Washington: University of Washington Press

 

WïEVIORKA, M. (2005), La différence: identité culturelles: enjeux, débats et politiques, Paris: Ed. de l'Aube.

 

YAVUZ, H. (2009), Secularism and Muslim Democracy in Turkey, Cambridge: Cambridge, University Press.

 

YILDIRIM E. & INANÇ H, & ÖZLER H. (2007), “A Sociological Representation of the Justice and Development Party. Is It a Political design or Political Becoming?”, Turkish Studies, 8 (1) s. 5-

24.